- Kategori
- Spor
"Kanatlarını" açan Kartal zirveye yükseliyor

Ligin beşinci haftasındaki Galatasaray maçında Serdar Özkan yakaladığı pozisyonları golle sonuçlandırmış olsa hem ligin, hem Beşiktaş’ın hem de kendisinin kaderi bambaşka bir şekil alabilirdi. O günden sonra da Serdar Özkan’ın düşüşü başladı. Takımdan kesildi. Eskişehirspor karşılaşmasının 84. dakikasından sonra takımda kendisine yer bulabildi; üç net pozisyon yakaladı. Hiçbiri kaleyi bulamadı. Açıkçası Beşiktaş’ta gol atmasını istediğim futbolcuların başında geliyor; ancak onun futbol kaderi de sanırım başka bir rotaya kaymak üzere.
Bu sezon ligin en güzel maçlarında hep siyah beyaz bir imza vardı.
Bazen kaybetti, kiminde de kazandı. Eskişehirspor karşısında sanki sahada bir şampiyon varmışçasına oynadı. Maçı fazlasıyla hak etmişti zaten ve galibiyetle de artık ligin zirvesine iyice ortak olmuş oldu.
İlk beş altı hafta maçlarına yaptığımız yorumlarda Beşiktaş’ın hücum etmeyi bilmediği, dahası futbol oynayamadığı, Mustafa Denizli’nin takımı belirli bir düzen ve taktikte oynatamadığını yazmıştık. Hatırlayacağınız gibi bu süreç sonrasında Sn. Demirören hala İnönü’de maç izleyemiyor. Ne bir kanat organizasyonu ne bir geriden top çıkarma disiplini vardı; gol bile atamıyordu. Ligin en az gol atan takımlarından biri olmayı sürdürüyor Beşiktaş.
Fakat bugün başka bir Beşiktaş vardı İnönü’de. Açıkçası o şok golü hangi takım yerse yesin maçı çevirmesi kolay değildir. Üzerine talihsiz bir de penaltı eklenince Beşiktaş’ın konsantrasyonu bir anda çözülüverdi. Hatta birkaç dakika sonra Koray inanılmaz bir gol kaçırınca sanki bu maçı farklı kaybedecekmiş havası da oluştu.
Hakem kardeşlerimiz üç büyük takımın aleyhine o kadar kolay penaltı çalıyorlar ki çoğu zaman izleyenin sabrı taşıveriyor. Eskişehirspor’un kazandığı penaltı gerçekten penaltıysa aynı devre Ernst’in düşürülmesi de penaltıydı. Ama çalmadı. Çünkü o dakika hakemliğin hassas, ince yorumu devreye giriverdi.
Beşiktaş taraftarı 2-0’dan sonra maçtan kopabilir, takımını ıslıklayabilirdi. Ancak Beşiktaş bir kere daha tüm taraftarlara şu mesajı vermiştir ki maç bitmeden destek kesilmez. Hatta bitse bile…
Beşiktaş taraftar desteğini kaybetmeyince bir anda sezonun en gösterişli toplarından birini oynamaya başladı. Golü bulmak için ilk defa Ernst-Fink ikilisinin aynı anda rakip ceza sahasını zorladığına şahit olduk ki bu gerekliydi. Eskişehirspor orta sahası boşalmış Beşiktaş karşısında pozisyonlar bulsa da ya Rüştü’nün ellerine takıldı ya da kendi beceriksizliklerinden ötürü değerlendiremediler.
Bu bölümde Fink çok büyük fırsatları harcadı.
Beşiktaş bu maçta kanatları çok güzel kullandı. Hatta televizyonlarımıza yansıyan Nijeryalı genç futbolcu kardeşlerimiz için de çok güzel bir ders oldu bu karşılaşma. Kanatlardan çizgiye indiği her pozisyon Eskişehirspor kalesine ya gol olarak girdi ya da çok etkili ve tehlikeli bir atak oldu. Tam bir İngiliz takımına dönüştü bu maçta Beşiktaş ve attığı gollerin benzerlerini bizler her hafta Premier Ligde izliyorduk; yerli yapım çok daha tat verdi.
Futbolun güzelliği de bu zaten. Orta sahanın merkezine sıkışmış insanın göğsüne sıkıntı veren o futbol anlayışındansa hızlı kanat ataklarıyla rakip kaleye bol bol ortalar yaparak oynamak gerçekten insana seyir zevki veriyor.
Kuşkusuz Eskişehirspor’u da kutlamak gerekiyor. Ancak bize bir kere daha şu gerçeği gösterdi ki gücünü maça eşit yayamadığında ister istemez rakibine teslim oluyorsun. Karşılaşmaya çok etkili ve iyi mücadele ederek başlayan Eskişehirspor maçın sonunu getirmekte zorlandı; hiçbir futbolcusu ayakta duracak halde değildi. Öyle olunca da ister iki farklı öne geç ister üç senden daha çok koşan bir takım karşısında kazanma şansın kalmıyor.
Beşiktaş, ilk yirmi beş dakikasında ağır bir hezimete uğrayacağı bu maçı çok daha farklı da kazanabilirdi. Ancak gol pozisyondaki oyuncuları şanslı değildi. Gerçek golcüleriyse yakaladıklarını attılar.
Kale hariç hemen her bölgede rakibiyle mücadele ederken gördüğümüz İbrahim Toraman maçın yıldızıydı.
Eskişehirspor’da da Ümit Karan 60 dakika çok iyi performans ortaya koydu.
Beşiktaş’ın ikinci golü öncesinde kaleci Ivesa çok önemli bir pozisyonu çıkardı ama kurtarışı aynı zamanda Bobo’ya asist oldu. O topu dışarı vurabilmeliydi.
Geçen hafta Beşiktaş’ın nasıl hücum edeceğini görmüş, yazmıştık. Mustafa Hoca bunu uygulamaya koyunca ortaya bu sonuç çıktı.
Halis Özkahya ilk yarı standardı olmayan bir hakemlik örneği gösterdi. İkinci yarı Beşiktaş o kadar iyiydi ki onun hataları bile Beşiktaş’ı durduramadı.
Ligimiz yeniden hareketlendi. Mayıs ayına kadar bu heyecanın hiç dinmeyeceği de ortaya çıkmış oldu.
Galatasaray-Fenerbahçe maçından her türlü sonuç çıkabilir. Her iki takım da kaybedebilir. Ancak her şey Beşiktaş örneğinde olduğu gibi üç haftada tersine dönebiliyor. Bu nedenle matematiksel olarak şansın ortadan kalktığı güne kadar mücadelenin peşini bırakmamak gerekiyor.
Uzay Gökerman