​ Volkan kaleciliği, Franco beceriksizliği, Rijkaard tecrübesizliği, Daum da sabrıyla... / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '10

 
Kategori
Spor
 

Volkan kaleciliği, Franco beceriksizliği, Rijkaard tecrübesizliği, Daum da sabrıyla...

Volkan kaleciliği, Franco beceriksizliği, Rijkaard tecrübesizliği, Daum da sabrıyla...
 

Selçuk 70. dakikada Franco’nun koruduğu kaleye uzun mesafeli şutunu göndermeye hazırlandığı sırada merkezinde kendisinin olduğu yaklaşık on beş metre yarı çapındaki bir dairenin içinde Galatasaraylı herhangi bir futbolcu bulunmuyordu.

Galatasaray taraftarı kuşkusuz kalecilerine ateş püskürüyor olabilirler, bir yere kadar haklı olduğunu da düşünebiliriz; ancak Fenerbahçe gibi uzun mesafeden çok isabetli vuruşlar yapabilen futbolculara (Mehmet Topuz, Vederson, Özer, Santos) sahip bir takıma o şutu çektiren takım arkadaşlarının ve elbette Rijkaard’ın hiç mi günahı yoktu?

Rijkaard sabırsızlığına yenik düşerek maçı bir an önce koparabilmek adına, orta sahanın merkezinde hiçbir şey yapmasa da Selçuk veya bir başkasının o uzun mesafeli şutları çekmesine izin vermeyen kademe yapabilen Mehmet Topal’ı 57. dakikada kenara alıp, Arda’yı oyuna sürdü. Bu karşılaşmanın teknik ve taktik yönden en kötü hamlesi olarak göze çarptı ve sonuca da direkt olarak etki etti.

Bu değişiklikle Galatasaray futbol takımı çok güçlü olduğunu bildiği kanatlara çekilip; orta alanı boşaltmış oldu. Rijkaard, bulunduğu kulübeden kendi takımının daha etkili olduğunu, orta sahadan bir oyuncu almanın sonuca etki etmeyeceğini düşebilir; hatta belki de Fenerbahçe’ye geldiği günden beri ilk defa bu kadar kusursuz ve mükemmel bir oyun sergileyen Selçuk’un tek başına o bölgedeki başarısından etkilenerek aynı şeyi Mustafa Sarp’ın da yapabileceğini varsaymış olabilir.

Ancak hatalı bir karardı!

Maç öncesinde Fenerbahçe’nin çok daha teknik ayaklara sahip olduğunun altını çizmiştik. Ancak golü Selçuk Şahin’in atmış olması sanırım oyununun, mücadelesinin bir karşılığı ve ödülü olsa gerekti. Selçuk, Galatasaray kalesine gönderdiği şut bölgesinden kendi kalesine kadar olan geniş alanda tek başına savaştı ve bir ön liberonun yapması gereken herşeyi yaparak, üç puanı da Fenerbahçe’ye armağan etti.

Her iki takımın da birbirinden çok çekindiği ortadaydı. Ancak Daum tecrübesiyle Rijkaard’a göre bir kaç adım öndeydi.

Fenerbahçe’nin Galatasaray karşısındaki yıllardır süre gelen üstülüğünün geri planında yatan şey de biraz bu olsa gerek. Fenerbahçe, Galatasaray’la oynarken her zaman sabrını ön plana çıkarıyor. Daum da maç öncesinde bunun altını çizdi. Fazla pas yaparak oyunun kontrolünün Fenerbahçe’de kalmasını sağlayacağını ifade etmişti.

Futbolda bu öylesine etkili ki; “nasıl olsa bir gol buluruz” ya da “nasıl olursa rakip bir hata yapar” inancını yerleştirdiğinizde derbilerde bir adım öne geçiyorsunuz.

Fenerbahçe’nin, Galatasaray ceza sahasının içine etkili bir şekilde girdiği kaç pozisyon hatırlıyorsunuz?

Galatasaray tarafından bu yorum gelebilir; ancak aradan geçen on seneye rağmen hala bir takıma karşı ceza sahanızı kapatmanıza rağmen kaybediyorsanız demek ki yaşadığınız hiçbir tecrübeden ders çıkarmıyorsunuz demektir.

Rijkaard, Keita gibi bir futbolcuyu Arda’nın yokluğunda resmen harcıyor. Kimin için? Giavani Santos’a sağ kanatta yer bulmak adına aynen geçen hafta yaptığı gibi Keita’dan Arda olmasını bekliyor. Ne Santos ne de Jo Keita’nın yapabildiğinin çeyreğine ulaşamıyorlar.

Maç sonunda Arda’nın takım otobüsüne binerken aksadığını izledik. Eğer Arda sakat bir şekilde oynatıldı ve yaşadığı sorun büyüdüyse bu da Galatasaray kulübesindeki ikilinin eseri olacaktır.

Daum işleyen sistemi, Güiza’nın kötü futboluna rağmen 86. dakikaya kadar bozmadı. Bu da tecrübe ile öğrenilmiş bir şeydi. Gaziantepspor karşısında 1-0 önde götürürken ve iyi de oynayan takımını bozup yaptığı değişkliklerle maçı kaybederken önemli bir ders almıştı.

Arda’yı oyuna alacaksa kenera Jo ya da Santos’tan biri gelmeliydi.

Galatasaray’da artık ciddi bir kaleci sorunu da vardır.

Bu hafta bütün futbol kamuoyu Şenol Güneş’in Trabzonspor’da yaptığı küçük değişikliğin takıma olan katkısından; Onur’dan söz edecektir. Franco zaten sezon başından bu yana kalede hiç güven vermiyordu. Yediği golle de bütün dikkatlerin üzerinde toplanmasına neden oldu. Üstelik Volkan 90+4’de Keita’nın o muhteşem şutunu aynı güzellikle dışarı çıkartınca Franco’nun kaleciliği ve sonuca etkisi daha fazla tartışılır olmuştur.

Cüneyt Çakır’ın maça etki edeceğini ve sonucu ilgilendiren hatalar yapacağını tahmin ediyordum. MHK büyük bir risk alarak bu atamayı yapmıştı. Her anlamda sıkıntılı bir tercihti. Cüneyt Çakır gibi bir hakemin güncel tartışmalardan etkilenmemesi düşünülemezdi. Abartıyor olabiliriz bütün kararlarında bu etkinin izlerini gördük.

Lugano gibi bir profesyonelin maçın bittiği dakikalarda topla hiçbir ilgisi olmayan bir adamı omzundan tutup engellemesi için hatalı ya da akılsızca müdahale yorumu yapmayacağız. Bu olsa olsa hakemlerin teste tabi tutulmasıdır.

“Carlos yaptı penaltı çaldınız, Santos’u engellediler vermediniz, bir de ben yapayım bakalım penaltı verecek yüreğiniz var mı?” hesaplaşmasıdır.

Kuşkusuz bu sorgulamayı yapmak Lugano’nun işi değildir. Gereksizdir, ciddiyetsizliktir. Cüneyt Çakır değil de Bünyamin Gezer bu maçı yönetiyor olsaydı o penaltı kararını verirdi ve bütün futbol kamuoyu işi gücü bırakıp Lugano ile bu penaltı kararını tartışır dururdu.

Hafta içi Galatasaray taraftarı için güzel cümleler kuran Alex'e atılan ve sırtına isabet eden su bardağı maçın en kötü görüntülerinden biriydi. Anlamak mümkün değil, kimse de anlatmaya çalışmasın.

Derbinin lige etkilerini konuşmayı hafta içine bırakalım.

Zaman geçiyor, başkanlar değişiyor, kadrolar yenileniyor, yeni teknik direktörler geliyor ama sonuç hiç değişmiyor. Bu artık akademik bir konu olmaya başladı.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..