​ Galatasaray’ın kazanacağı o kadar belliydi ki… / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '10

 
Kategori
Spor
 

Galatasaray’ın kazanacağı o kadar belliydi ki…

Galatasaray’ın kazanacağı o kadar belliydi ki…
 

Kayserispor 63. dakikada on kişi kalana kadar sahada sanki bir kişi fazla oynuyormuş gibiydi. Maçın ilk saniyelerinden o ana kadar Galatasaray’ın stoper hattının hemen önünden başlattıkları baskıyla rakibini sindirdi.

Kayserisporlu futbolseverler baskılı, arzulu ve biraz da rakibini sindiren futbolu için büyük bir ihtimalle takımlarının Galatasaray’ı mahkûm eden bir oyun oynadıklarını düşünebilirler. Görüntü öyleydi ancak ne sonuç ne de istatistikler bunu desteklemedi. Yayıncı kuruluşun verileri doğru mudur, bunu bilmek mümkün değil ancak maçın son dakikalarında ekrana yansıttığı bir veri maç boyu Kayserispor’un hissettirdiği şeyi destekler nitelikteydi.

Galatasaray, Kayserispor’a oranla üç kat başarılı pas yapmıştı. Maçın genelinde de neredeyse %60'a %40'lık bir topla oynama oranı vardı.

Açıkçası bu maçı zor da olda özellikle rakip on kişi kaldıktan sonra Galatasaray’ın kazanacağını düşünüyordum. Hatta yazıya giriş cümlesi olarak “Galatasaray’ın kazanacağı o kadar belliydi ki…” diye başlamaya karar bile vermiştim. Emre Çolak o uygun pozisyonda sol dışıyla vurmak yerine topun dibine yavaşça girebilse hem Galatasaray üç puan ile evine dönüyor olacak hem de tahminlerim tutmuş olacaktı.

Kayserispor’un dört futbolcusu; özellikle Cangele, peşinden Makakula, kuşkusuz Mehmet Eren ve bu üçüne oranla biraz daha az olmak üzere Gökhan Emreciksin şahsi ve bencil oynamasalar, futbolun paslara dayalı bir oyun olduğunu hatırlayarak, kahramanlık gösterisi yapmasalardı işi ilk yarı bitirir, Galatasaray’ı da sıkıntılı bir kaos ortamının içine yuvarlarlardı. Ancak onlar şahsiyetlerini öne çıkardılar. Böylece baskılı oyuna rağmen çok verimsiz bir futbol ortaya çıktı. Zaten on beş dakika içinde bu maçın nasıl devam edeceği üç aşağı beş yukarı anlaşılmıştı.

Kayserispor’un bu kadar baskılı oyununu pozisyon ile süsleyememiş olması da zaten demek istediğimiz şeyin sonucuydu.

Galatasaray gibi defansif yönü sıkıntılarla dolu bir takımın Kayserispor karşısında pozisyon bile vermeden tamamlaması Rijkaard’ın defansif evrimi miydi yoksa Kayserispor’un üretkensizliği, verimsizliği miydi?

Yoksa son dakikalarda kenarda yan hakemle diyaloga girmiş Servet Çetin’in yokluğunun yarattığı bir başka gerçek miydi?

Galatasaray’ın sezon başından beri aksayan kademesi hem Neill gibi akıllı bir oyuncu, hem de ona uyum sağlamış Emre ile toparlanmış göründü. Kuşkusuz Uğur sağ tarafta, Caner de solda çok iyi mücadele ettiler. M. Topal ve oyunda hiç görünmese de stoperlerin önündeki bloğu kaplayan M. Sarp da rakibin kalabalık orta sahasının daha şiddetli gelmesini engelledi.

Çarşamba günü Antalyaspor karşısında “Elano niye oynamadı?” sorusunu sorduk. Çünkü o maçta Galatasaray’ın ofansif gücü çok zayıftı. Üstelik Antalyaspor'un ofansif ayakları daha fazlaydı. Bugün de tersini sormalıyız diye düşünüyorum. İkinci yarının son bölümlerinde oyuna giren Barış belki de Kayserispor’un o bir kişi fazla oynuyormuş gibi görünen oyununu bozabilirdi. Hatta Elano ve Giovani’nin kırılganlığı Kayserispor’un güçlü orta sahası için çok ciddi bir avantaj sağladı.

Zaten sahada rakiple ciddi bir mücadele içine sadece futbolculuğu gereği Keita girdi. O da Oscar’lık hareketi ile rakibini kırmızı kartla oyundan attırdığı ana kadar verimliydi. Sonra biraz da abartılı hareketinden kaynaklanan taraftarı karşısına alması nedeniyle oluşan tepkiler yüzünden oyunda düştü. Keita’nın Galatasaray için ne kadar önemli bir futbolcu olduğu bu maçta bir kere daha görüldü.

Jo ve Giovani için Keita ile bu kadar iyi uyum sağlamış ve yedi gol atmış Nonda feda edilir miydi?

Bu iddia hiçbir zaman kanıtlanmayacak belki de bu yüzden havaya savuruyor olacağız ama Kayseri’de Nonda olsaydı belki de bu maçı partneri Keita faktörü sayesinde Galatasaray kazanabilirdi.

Transferler için yaptığımız yorumlarda bunun altını çizmiştik, hatırlıyor musunuz? Yeni transferler hemen uyum sağlayabilecek mi?

Giovani olmasa Arda solda, Keita sağda oynayacak ve Galatasaray gibi bir takım sahaya santraforsuz çıkmamış olacaktı. Ama hani kendi düşen ağlamaz diyorlar ya, bu cümleyi bir süre daha dile getirmeye devam edeceğiz gibi görünüyor. Bu yorum Dos Santos’un futbolculuğunu tartışmak ya da onları teraziye almak gibi okunmamalı.

Galatasaray’ın bu kadro yapısı ve dizilişi bir süredir sanki eksikmiş gibi görünüyor. Bu daha nereye kadar gidecek merakla bekleyeceğiz. Ancak Galatasaray sezona yeni başlamış bir takım havasındaymış gibi oynuyor.

Kayseri’de defans sorunu çözülmüş; bu sefer hücum hattında sorun çıkmıştı.

Maçın hakemi başarısız göründü.

Tolga Özkalfa’nın sahada böyle bir duruşu var. Doğru karar verirken bile hatalıymış hissine kapılıyorsunuz. Cangele’nin penaltı pozisyonu çok zordu. Cangele mi gitti rakibine takıldı yoksa tersi mi oldu? Çok hızlı gelişti. Maç boyunca o kadar şahsi oynadı ki Cangele’nin haksız olduğu kanısı ağır bastı. Kırmızı karta dönen iki sarı karttan birincisi gerekli değildi. İkincisinde Keita öyle bir hareket yaptı ki en az beş hafta oynayamayacağını sandık. İnsan ister istemez etkileniyor.

Yine de heyecan seviyesi çok yüksek ve bir an gözünüzü sahadan ayırmadan izlediğimiz bir maç oynandı. Genellikle de böyle maçlardan gol çıkmıyor.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..