- Kategori
- Futbol
Galatasaray iyi yolda

Tarihe geçen adam Servet Çetin oldu.
Ve Sivasspor maçıyla resmi olarak "TT Arena geçici isimli" yeni Ali Sami Yen'e merhaba dedi Galatasaray, hayırlı olsun... Maçın en önemli ve yıllarca akılda kalacak olayı; bu statta ilk golü Servet'in atmış olması ve Galatasaray'ın galip gelmesidir.
Galatasaray maça şaşkın başladı, topu ayağına alanın adeta dizleri titriyordu. Bu stattaki ilk maç olması, takımın ligde bulunduğu konum ve buna bağlı olarak özgüven eksikliğinin etkisi ile pas hatası yapmadan oynamak ilk hedefleriydi. Hedef bu olunca da haliyle ilk 10 dakika Sivasspor'u ufak ufak bile yoklayamadılar. Zaten maçın ilk yarısı için söylenecek önemli bir şey de yoktu, klasik bir orta saha mücadelesi.
İkinci yarıda daha arzulu bir Galatasaray seyrettik. Zaman zaman Sivasspor da gol pozisyonları yakaladı, özellikle Mehmet Yıldız ve Kamanan'la kaçırdıkları pozisyon “Galatasaray tarihi adına” bir şanstı.
Hagi'nin sesini duydu mu bilmiyorum ama onun ileri çıkması için kenardan bağırdığı bir anda topla çıkan Servet'in, Barış'ın çok güzel pasında golü bulmasıyla tarihe geçen bir an oldu 69. dakika. Kendi adıma ilk golü Galatasaraylı bir Türk oyuncunun atmasını diliyordum ve bu açıdan mutluyum. Bir ilkten daha bahsetmek istersek; TT Arena'da ilk köşe direği kırmak da Culio'ya nasip oldu diyebiliriz.
Dün geceden bu yana maçla ilgili hemen her yorumu okudum. Çok konuşulanın aksine ben Galatasaray takımının genel bir kalite sorunu olduğunu düşünmüyorum. Galatasaray'ın iki şeye ihtiyacı var; "çok kaliteli 'bir' adam" ve "özgüven".
Galatasaray koşuyor, mücadele ediyor, her mevkide çok kaliteli futbolcuları da var ancak bu iş gücü ve enerji verime dönüşmüyor. Bunun da çaresi tüm takımı değiştirircesine transfer yapmak değil. Sezon başından beri ısrarla söylediğimiz gibi; orta sahada yaratıcı, öldürücü pasları olan, oyunun iki yönünü oynayabilen, çok koşan ve lider vasıfları olan bir oyuncuya ihtiyacı var Galatasaray'ın. Böyle bir oyuncu şüphesiz ki çok pahalı olacaktır ancak bu parayı harcamayınca da diğer harcadığınız paralar boşa gidiyor.
Takıma artı bir güç sağlayacak, kaliteyi harekete geçirebilecek, fark yaratacak ve tribünleri ateşleyecek oyuncu bulunması halinde eksik olan özgüven de tekrar yerine gelecektir. Bahsettiğimiz orta saha oyuncusu dışında şu an için almaya değecek tek adam Volkan Şen'dir.
Dün Galatasaray'ı beğenmeyenlerin, Sivasspor'un defansif anlamda iyi oynadığını göz ardı etmemeleri gerekir diye düşünüyorum. Sivasspor’un da kasap havasından vazgeçmesini diliyorum.
1-0 öne geçen Galatasaray bir hususta ısrarla yanlış yapıyor: Öne geçince gol yememenin ilk hedef olmasını anlayabilirim ancak daha da öteye geçerek tek hedef haline geliyor. Sanki gol atmak futbolcuların hedefleri arasında hiç kalmıyor.
Dün akşam itibariyle ben bu Galatasaray'dan umutluyum. Geçen sezona ve ilk devreye bakıldığında Galatasaray maçın sonuna doğru çok yoruluyordu ancak yeni Galatasaray koşuyor, fizik kondisyonda gözle görülür bir artış var. Dünkü Galatasaray’a başta Baros ve Arda olmak üzere eksikler katıldığında iyi yolda olunduğu daha net görülecektir kanısındayım. Bu da transferlerin (gerçek ederlerinden fazla olsa da) faydalı olduğunun bir göstergesi sayılabilir.
Yeri gelmişken transferler hakkında birkaç yorumda bulunalım:
En beğendiğim transfer Bogdan Stancu oldu. Genelde her yeni transferi seyrettiğimizde “yorum yapmak için daha erken” deriz. Ancak bu adam daha ilk maçta kendini belli ediyordu. Koşuyor, tekniği iyi, ayakları yumuşak, süratli ve adam geçebiliyor. Takımın oyun sistemiyle ilgili bir sorun yaşamazsa Galatasaray’a çok faydalı olacağını düşündüğüm bir transfer.
Yekta Kurtuluş iyi bir futbolcu, sakin, tekniği iyi, çok koşuyor. Zaman zaman çok faydalı işler yapacaktır. Ondan maksimum faydayı elde edebilmek için biraz önce bahsettiğim o “çok kaliteli ve yaratıcı” orta saha oyuncusuna ihtiyaç var. Bugünkü orta sahayla veya eksik tamamlansın diye alınan ucuz bir yeni transfer ile Yekta’dan istenen faydayı sağlayamazsınız. Yoksa Kasımpaşa şu anda daha iyi yerlerde olurdu.
Ancak sözleşmesinin bitmesine 6 ay kalmış bir oyuncunun 3.5 milyon euro artı altyapıdan bir oyuncu verilerek transfer edilmesi hatalı buluyorum. Bu transferin yapılması için Galatasaray’ın ligde şampiyonluğa oynaması veya Avrupa’da iddiasının olması veyahut da Yekta’nın tek başına maçı alacak tipte bir oyuncu olması gerektiğini düşünüyorum.
Colin Kazım güçlü bir oyuncu ancak dengesiz. Kaleye kadar etkili geliyor ancak kale önünde çok telaşlı. Hagi’nin bugün oynatmaya çalıştığı 4-3-3 sisteminde kesinlikle golcü olarak forvet ortasında oynayamaz, her 4-3-3 oynayan da Kazım gibi bir kanat adamını kolay bulamaz.
Juan Culio hakkında henüz net bir fikir edinemedim. O da Yekta gibi, “çok kaliteli ve yaratıcı” bir adam olmadan Galatasaray’ı üst seviyeye taşıyacak bir oyuncu değil gibi duruyor. Ancak kesinlikle faydalı, koşuyor, mücadele ediyor, tekniği iyi ancak oyunu iyi okuyamıyor.
Bir gerçek de var ki, Arda Turan olmayınca yemeğin tuzu eksik kalıyor. Bazıları yemeği tuzsuz sevebilir ancak Arda'nın teknik ve kimlik anlamında Galatasaray'a çok şey kattığını da görmek gerekir.
Ufuk Ceylan'ı tecrübesiz buldukları için kaleci ihtiyaç olduğunu söyleyenlere ve transfer yapanlara da bir çift sözümüz var: Galatasaray’ın sezon başında gol yeme sorunu kaleciyle ilgili değildi, hatta defansıyla da ilgili değildi, takım savunması ile ilgiliydi. Galatasaray takım savunmasını iyi yapmaya başladığından bu yana gol yemiyor, son maçlara bakın, kaç gol yemiş takım? Kaleciler değişmediğine göre demek ki sorun kalede değildi.
Efendim Ufuk hatalı goller yemişmiş! E yiyecek tabi, acemi olmadan usta olunur mu? Ufuk acemi değil fakat Galatasaray kalesinin acemisi. Yediği hatalı gol sayısı bile aslında kıyamet koparıldığı kadar değil. Bakın son maçlara, kurtardığı pozisyonları hatırlayın. Ajax maçı, Sivas maçı daha çok taze belleklerde.
İyi kaleci; yenmeyecek golleri yemeyen, yenecek golleri yiyen değildir! İyi kaleci herkesin kurtaramayacağı golleri kurtarandır! Bu tip kaleciler zaman zaman komik goller de yiyebilirler. Galatasaray’ın çok iyi bir gelecek vadeden kalecisi var. Böyle bir kaleciye böyle bir sezonda bile tahammül edemeyeceksek, ne zaman edeceğiz?
Bu açılardan bakıldığında, yeni bir genç kaleci transferindense 33 yaşında bir kaleci alınmış olmasını daha akıllıca buluyorum.