​ Garson olsun, bu son olsun! / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '13

 
Kategori
Futbol
 

Garson olsun, bu son olsun!

Kuşkusuz Andorra maçının analizini yapmak için “emek” veren birçok arkadaşımız olmuştur. Çokça öven yazılar. Belki de biraz yeren…

 Ama temelinde “3 puan alındı ya, ötesi mühim değil” kokan yazılar.

Özünde diğer milli maçlardan hiçbir farkı yoktu bu maçın da. İspanyayı yendiğinde de 3 puan alıyorsun, Andorra’yı yendiğinde de. Böyle bakınca bütün müsabakalar birbiriyle aynı.

Aynı olan bir başka şeyi de maç esnasında gördük: Türkiye’nin ortaya koyduğu oyun…

Ben, turnuva başından bu yana istikrarlı bir şekilde kötü futbol sergileyen Türkiye’nin Andorra’yı kaç kaç yeneceği ile ilgili değildim. Benim asıl merakım, nasıl yeneceğine dairdi. İtiraf etmeliyim ki; yenmenin dışında bir ihtimal yoktu aklımda.

Türkiye’nin kadro kalitesi asla hafife alınacak bir kalite değil. Bire bir ele alındığında her oyuncu orta sınıf ve üzeri yetenekte. Yani doğru bir şekilde bir araya getirilip, uygun bir sistemle oynatıldığı takdirde her takımı dize getirebilecek potansiyelimiz var. Ama yine de haddimizi bilmek lazım diye düşünüyorum. Evet, Andorra görece kolay bir rakipti ama gruptaki diğer takımlara bakıp “vay arkadaş, biz bu grupta niye zorlanıyoruz” diye sormak da abesle iştigalden başka bir şey değildir…

İşi sulandırmamak için “Andorra’nın toplam maliyeti kaç liradır, Arda Turan’ın maç başı ücreti ile tüm Andorralıların aylıkları ödenir” gibi muhabbetine girmeyeceğim. Ancak sahadaki kimliksiz oyunumuzu ifade edebilmek adına bilimsel bir veriyi paylaşmanın faydalı olacağına inanıyorum.

Bildiğiniz gibi FIFA’nın sürekli güncellediği bir dünya sıralaması var. Bizim grubumuzdaki durum şöyle:

Herkesin favorisi Hollanda, listede dünya 8. olarak yer bulmuş kendisine.  Hemen arkasındaki Macaristan ise 32. sırada. Grubun 3.sü olan Romanya, dünya sıralamasında Macaristan’ın bir basamak üstünde 31. olarak yer alıyor. Türkiye ise biraz daha altlarda. 45.yiz. Estonya ve özellikle Andorra’nın durumları pek parlak değil. Estonya 89., Andorra ise 204. sırada…

Beş maç yapmışız ve sadece ikisini kazanmışız. Yendiğimiz takımlar bizden çok daha alt sıralardaki Estonya ve Andorra. Beraberliğimiz yok! Kaybettiğimiz üç maçtaki rakiplerimiz de dünya sıralamasından bizden çok daha iyi durumdalar…

Bence hikayeyi böyle okumak lazım. Evet, iyi oyuncularımız var. Potansiyelleri de gayet yüksek. Ama sahadaki gerçekler başka…

O yüzden bulunduğumuz konumu kendimize yakıştırmayarak, şikâyet ederek, vatan/millet/Sakarya edebiyatı yaparak değiştiremeyeceğimizi anlamamız gerekiyor.

Tabii bir de dünya sıralamasında 204. olan Andorra’yı zerre kadar kişilik taşımayan bir oyunla yendikten sonra “Hey garson, üstü kalsın” diyebilmenin şuursuzluğu var memleket bünyesinde. Oysa hafızalarımız, rahat rahat yiyip içip, sonra da “ödeyemediğimiz hesaplarla” dolu…

Geçtiğimiz günlerde Uğur Meleke’nin Enver Aysever’le yaptığı söyleşide, spor medyası hakkındaki görüşleri özellikle bu mecrada çalışan arkadaşlarımız tarafından şiddetle eleştirilmişti. Özetle kalite sorunundan bahsetmişti Meleke. Elbette medyanın toplam kalitesi için de söylenecek çok şey var ama Uğur’un söylediklerinin doğruluğu bir kere daha ispat oldu bu manşetle. En acı tarafı da, bu emek düşmanı manşeti atanların, aslında birer emekçi olmalarıydı…

Not: Yazıyı Macaristan maçının hemen öncesinde yazdığım için gündemi yakalayamadığımın farkındayım. Onu da alınacak sonuca göre Takvim gazetesindeki emekçi arkadaşlara bırakıyorum. Mutlaka “Macar salamı” tadında bir başlık uydururlar nasıl olsa…

 
Toplam blog
: 19
: 618
Kayıt tarihi
: 13.05.07
 
 

BirGün gazetesi spor yazarıyım. Aynı zamanda 96.6 frekansından yayın yapan Yön Radyo'da her Salı ..