- Kategori
- Güncel
Gaz kesilirse terör de biter

Oduna dönmek...
Sobadan kalorifere geçtiğimiz anda, odalarımızdan söküp attığımız meğer sobalarımız değil de kalbimizdeki insanlığımızmış.
Çok değil en fazla otuz yıl kadar önce şehrin merkez mahallelerine sonbaharın başlarında, daha henüz okullar da açılmadan odun kömür yüklü kamyonlar girip çıkmaya başlarlardı. Apartmanlara kış için gerekli yakacağı taşıyan kamyonlar sıklıkla görünmeye başlayınca anlardım ki, annemin elimden tutup bana yaz tatilinde uzayan boyumdan dolayı yeni bir önlük almasının zamanı da artık gelmiştir.
İlkbahar ve yazın, evin camlarını karşılıklı açıp püfür püfür esen salonda yerde yatarak geceyarılarına kadar televizyon seyredilen ve de sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelen günlerin son demleri yaşanırken nereden bilebilirdik ki adına çocukluk denen hayatın en güzel zamanlarını da tükettiğimizi?
Apartman kapısına yanaşan kamyon, kömürleri sokağa saçmamaya gayret edip damperini kaldırıp yavaş yavaş ilerlerken, zemin kattaki odunluğa taşınacak kömürler de gittikçe kapıdan daha uzağa yayılırlardı.
O kadar gözümde büyürdü ki onca kömürü önce odunluğa sonra da üçüncü kata çıkartmak. Kamyonları daha uzaktan görünce kış boyunca hergün sanki o güçsüz kollarımla tonlarca odunu kömürü bana taşıtacaklarmış gibi gelirdi.
Allahtan ufak bir aydınlatma balkonumuz vardı da babam hafta sonlarında orayı odun ve kömürle doldurur biz de bütün hafta boyunca oradan içeriye aldıklarımızla sobayı yakardık. Benim, verilen görev çerçevesinde aşağıdan odunluktan çıkarttığım çıralar da kendimi büyümüş hissetmemden başka bir işe de yarar mıydı hala bunun yanıtını veremem.
Daha modern apartmanlarda belki insanlar sobalı evlerde değilse de yine de ortak kullanımlı kaloriferli dairelerde yaşıyorlardı. Apartman toplantılarında yakıt masraflarının yüksekliği, kaloriferlerin az yakıldığı, çok masraf edildiği, tek kanallı TRT'de 'Kapat şu kaloriferi pişiyoruz, aç şu kalori kapıcı donuyoruz'lu İzocam reklamları derken yine iyi kötü bir iletişim mevcuttu. Herkes kendi derdindeydi belki ama diğerlerinin de sorunlarının farkındaydı hiç olmazsa.
Sonra doğal gaz çıktı, sobalar söküldü, kalorifer petekleri takıldı, her daire artık istediği zaman açıp istediğinde de kapatacağı kalorifer sistemine sahip oldu. Harcadığın kadar ödüyordun, her koyun kendi bacağından yani... Komşun donmuş, pişmiş farkında bile değildin.
Sanırım biz ısınmak için çaba harcamak gerektiğini yaşayarak öğrenen son kuşak olduk. Emek harcanmadan ne bünyenin ne de kalplerin ısınmayacağını hayat bize öğretti. Kömür taşıdık üst katlara ya da güller sevgililerimize, hep ısıtsınlar bizleri diye.
Gelen doğal gaz, aslında doğallığı öldürdü sanki o evlerde. Babalar ve oğullar beraberce odunluğa inmediler artık. Ortak çalışmanın tadına varamadılar. Baba işten eve geldi doğru televizyon karşısına elde gazete ile oturdu, çocuklar da artık bilgisayar ekranına kilitlenmiş gözleriyle bedenleri evde, ruhları sanal alemde uçar oldular.
Paylaşım bitince duyarsızlıklar başladı. Önce komşu diyalogları sona erdi, sonra mahalle ve nihayet en sonunda da ''Bu İstanbul'a da ipini koparan geliyor, Megaköy oldu çıktı'' ile koptuk herkesten.
Dün 24 şehit haberiyle uyanınca güne, bekledim ki artık gerçekten uyanalım ve dökülelim sokaklara. Öyle sağa sola saldıran anarşist tavırlar değil. Kim hangi ırktan, hangi sınıftan, hangi yaştan, partiden, şehirden, renkten olursa olsun elele lanetleyelim şu terör belasını istedim.
İstedim...
Sanal dünya, el atmış gerçek dünyanın sorunlarına. Artık her şeyi internette kurtarıyoruz. Sokaklarda kimse yok ama facebook'ta bütün profil resimleri değişmiş. Terörü lanetliyoruz, siyah zemine ay yıldız, şehitler ölmez vatan bölünmez...
Terörü lanetleyenler bunu paylaşsın,
tek bir tuşa bas vicdanın rahatlasın...
Peki ya sonra?
Merak ettim profil resimlerini değiştirenler ne yapıyor diye, Bubble İsland, Mahjong Saga, Double Down Casino, Poker, Okey... bilumum oyun sitesindeyiz hepimiz.
Terörü lanetledik, vicdanlar huzurlu, seçimde de oy kullanıp vatandaşlık görevimizi yerine getiriyoruz, arada bir yine televizyonlarda bize gösterilen numaralara falan filan yazıp oraya buraya 5 lira gönderiyoruz yardım için, Somaliler bile biz olmasak açlıktan öleceklerdi neredeyse, eee daha ne yapalım?
Hani Ruslarla doğal gaz anlaşması bu sene uzatılmadı ya, işte bir tek orada umudum var. Isınmak için odunluktan kömür çuvalını yüklenip sırtımızda üç kat çıkardığımız, tuşlara basmaktan başka yaşamlarımızın da olduğu günlere döner miyiz?
Kimbilir? Belki gaz kesilirse yeniden o herkesin komşusunun derdinin gerçekten de farkında olduğu, kimin ısınıp kimin de donduğunu bildiği gerçek dünyaya döneriz.
Umudum kesilen gazın bizlere insanlığımızı yeniden hatırlatmasında...