​ Gazeteciliğin bittiği an / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '11

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Gazeteciliğin bittiği an

Gazeteciliğin bittiği an
 

İstanbul’daki yerel gazetelerin pek çok sorunla boğuştukları bilinen bir gerçek. Ancak bir de bu gazetelerin sahiplerinin görmeyi reddettikleri gerçekler var. 

Bunlardan en önemlisi reklam ve haber arasındaki farkı net olarak ortaya koymamaları. 

Yerel gazeteler reklam sözleşmesi yaparken ücreti karşılığında yayınlanan reklamların yanı sıra müşterilerine haber desteği sözü de veriyorlar. Bu aslında zaman zaman yaygın basında da uygulanan bir kavram. Ancak hakkında olumlu haber yaptıkları ya da başka bir deyişle öve öve bitiremedikleri ürün ya da hizmeti “bir de gazeteci gözüyle inceleyelim” demiyorlar. 

Bir örnekle konuyu açıklamaya çalışalım. 

Bir pastane yerel bir internet haber sitesindeki reklam bandı fiyatları önceden belirlenmiş bir reklam paketini satın alır. Pastanenin reklamları haber sitesinde yayınlanmaya başlar. Söz verildiği gibi pastane hakkında olumlu haberler de haber sitesinde çıkmaya başlar. Ancak bu arada hiç “beklenmeyen” bir gelişme olur. Bahsi geçen pastane sağlığa uygunluk şartlarına uymadığı için belediye ekipleri tarafından mühürlenir. Reklamların yayınlandığı haber sitesine de okuyucular tarafından haberin altına son derece olumsuz yorum ve şikâyetler gönderilmekte, ancak site sahibi tarafından yayınlanmamaktadır. 

Burada haber sitesinin hatası nedir? 

Aldığı reklamı elbette yayınlayabilir ama iş haberciliğe gelince orada kontrol mekanizmalarının devreye girmesi gerekiyor. Gazetecinin bir kişi ya da kuruluş hakkında haber yapması için önce o kuruluşu ziyaret etmesi gerekir. 

Gazeteci gözüyle görmediği bir mekân hakkında övücü yazılar yazamaz. Yazarsa işte yukarıdaki gibi olur. 

“Ben nasıl olsa müşterinin parasını aldım, gerisi önemli değil” şeklindeki bir anlayışın çağdaş gazetecilik ilkeleriyle bağdaştığı söylenebilir mi? 

Nitekim gazete sahibi de pastanenin mühürlenmesinden önce oraya giden bir arkadaşının, burnunu karıştıran garsonlar, iyi yıkanmamış bardaklar ve temizlik kurallarından yoksun bir biçimde üretildiği belli olan pasta çeşitleri ile karşılaştığını sonradan öğrenir. 

Gazeteciler tüm topluma karşı sorumludur. Sadece reklam verene karşı değil! 

Okuyucu onlardan dürüst ve tarafsız habercilik bekler. Yerel bir gazetenin patronu, kendisini okuyucularına karşı sorumlu hissetmiyorsa o kişi için “gazeteci” sıfatını kullanamayız. 

 
Toplam blog
: 4
: 668
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

İsmim Oben Özaydın. Gazeteciyim. 1966'da, Ankara'da doğdum. Gazeteciliğe 1985 yılında başladım. Çeşi..