Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '09

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Gazetecilik mesleği ne durumda?

Gazetecilik mesleği ne durumda?
 

Günümüzde gazetecilik meseleği tartışılır konu haline geldi. Gazeteciler haber niteliğinde diye mi düşünüp yapıyorlar bilinmez. Artık kendilerini okurlara sunuyorlar. Haberin içeriği gazetecinin kendisi olmaya başlamış. Herşeyin balon köpüğüne dönüştüğü dünyamızda bunlara bir de gazetecilik mi ekleniyor diye sormadan edemiyor insan...

Görselliğin iyice hüküm sürdüğü toplumumuzda artık içerik değil, görüntü paylaşımı revaçta olduğu için belki de gazeteciler de kendielerini teşhir etmeye başladı. Kim bunlar derseniz; hiç isim vermeye gerek var mı? Sağınızda solunuzda açtığınız her internet sayfasında karşınıza çıkıyorlar zaten. Kimisi yaptıkları röportajla konuğunu değil aslında kendini teşhir ediyor, kimileri ulvi, dini ziyaretlerini haberleştirip süsleyip, püsleyip okura sunuyor. Kimsi medyatik olma adına, hep bir yerlerde kalma adına gündem yaratmak için uğraşıyor.

Topluma bir şekilde ışık veren bu kişiler ne denli etkili o da görülüyor. Her geçen gün kirliliğe doğru sürekli adımlar atan insanoğlu, bu tür gazetecileinde sayesinde bir adım daha bu kirliliğe yaklaşıyor.

Bunda en büyük etki nedir diye düşündünüz mü hiç? Nasıl buralara geldik, nasıl bu hale düştük diye? Nasıl Armanlar, Muhtarlar vs. yetiştirdik diye düşündünüz mü hiç. Bunun en büyük sulçusu - suçlusu diyorum çünkü bence öyle toplumu aydınlatmak yerine , gerçek haber vermek yerine popülariteyi sundukları için- Özal'dır. Özal dönemi ile ortaya çıkan bu tip gazeteciler bu dönemlede varlıklarını daha iyi hissedirecek hale gelmişlerdir.

Kültürel sermayeden yoksun ama kapitalist sermayece zenginliği yaratan dönem bu sürecide hızlandırarak günümüze getirmiştir. Gerçek gazeteci kavramından uzak, geleneksel gazeteciliği artık tamamen unutmuş, incelik, saygı gibi duygu ve değerlerin yitirildiği bir gazetecilik anlayışı ile bu tip gazeteciler hep gündemde kalıp, kendilerini topluma anlatır ve kabul ettirir durumdalar ne yazık ki....

Mantık da şu ...
Herkesin bir alıcısı var... Beğenen okur, beğenmeyen okumaz. Bu özgürlük mü oluyor. Beğenen okur, beğenmeyen okumaz mantığı gerçekten bireylerin birey olduklarını bildiği, düşünme yetkisini tam olarak kullanabildiği toplumlar için geçerli olabilir. Bu Türkiye değil ne yazık ki. Biz o mertebeye henüz gelemedik. Düşünüp analiz ederek, doğruyu bulmaya... Ne verilirse alan bir toplum olduğumuz için, iyi doğru, gerçek yanlış gibi kavramlar değil, sunulanlar önemli oluyor. Onun içindir ki, çok dikkat etmek gerekiyor...

TİN

http://www.turkiyeinternette.com

 
Toplam blog
: 384
: 1684
Kayıt tarihi
: 02.05.09
 
 

Yazmayı, okumayı, paylaşmayı, özgürlüğü seven, "BİLGİ"lenirken, "BİLGİ"lendiren dünya insanıyım. Lai..