- Kategori
- Deneme
Gaziantep semaları

Gaziantep semalarını kuşatmışken akşam, ayazlanan vücudum ağrıtıyor başımı. Coğrafyalarda adıma yalnızlık denmiş, kırık aynalarda iki kişiyim ben. Cümleler hep isyan, devrim öncesi ihtilal havası gibi. Biliyorum sen yoksun, anladım ki hiç olmadın, dudaklarım terk edilmiş şehirlerin mülteci çocuklarının suya hasretliği, ekmeğe köleliği gibi dudaklarına serap kaldı.
Eyüb' ün ayaklarına sarılır gibi sarıldım senin ayaklarına, bu kutsiyete inanmıyor musun..? Büyüttüğüm cümlelerim hala her gece İsmail misali adaklanır unuttuğum ismine, tek hecelik bir cümle bile kurmadın mı hala bana ve hala bana..? Yok kalsın istemiyorum, yırtılsın dudaklarım, dökülsün ayaklarımın altına yeminlerin ve ezilsin yalan arası cümlelerin.
Anmayacağım seni ve vadedilmiş topraklarımın balçıklarına hiç bulaşmayacak bedenin. Olma bunu da kabul ediyorum ve yine gidiyorum ama bu sefer sunduğun ateşi içmeye değil o ateşte yanmaya gidiyorum. Varlığın kefenlemişti beni, yokluğun yatırdı musallaya.
Önder ÖZTÜRK
16 / 02 / 2009
PAZARTESİ
21 : 16