- Kategori
- Dünya
Gece alemi ve Gül çok yabancı
Bu gün hafta sonu ve kimimiz misler gibi dinlenmeyi seçerken, kimimiz de eğlence yerlerinde eğlenmeyi tercih ediyoruz. Tabi beni de bu sabah geç kalktığım için uyku tutmadı birazda; nasılsa yarın iş yok diyerek vakit geçireyim düşüncesi uyutmadı aslında. Önce düşündüm uzun zamandır eğlence mekânlarına gitmiyordum; Hadi Gül bu gece bir kafa dağıt dedim, fakat sonra yine caydım; Aman gül misler gibi dinlenmek varken o engebeli gürültünün patırtının içinde ne yapacaksın otur oturduğun yerde dedim. Geçen gün bir arkadaşımın doğum günü vesilesi ile gitmiştim, fakat ne zaman gitsem; yok ben buralara ait değilim deyip eve gitmek için can atıyorum ve bir ortamı bozmamak için; bir bahane uydurup nazik bir şekilde ortamı terk ediyorum. Fakat orada hep bir kaç şey dikkatimi çekiyor. Ne zaman gitsem (tabi oda çok nadir dir) aynı yüzlerle karşılaşıyorum sanki abone olmuşlar. İlginç geliyor bana tabi bu durum.
Gittiğim yerler de gözlem yapmayı severim her şeyden her yerden bir şeyler almak bilgi sahibi olmak güzel geliyor bana. Benim yaşadığım hayatın dışın da hayatların olduğunu fark ediyorum sonra, benim dışımda ki olanların içinde olmak ta farklı bir şey gibi geliyor. Oturuyorum öylece ve çoğu kişi bana bakıyor sanki; sen yenisin galiba bu alem de der gibi yada, sen farklısın der gibi. Çünkü hepsi birbirini nerede ise tanıyorlar gördüğüm kadarıyla sanki askere gitmiş ve birlikte askerlik yapan askerler (Devre) gibi. Çoğunun derdi eğlence de değil de sanki bir arayış içinde gibi. Kayboluyorum o kalabalıkta boğuyorlar sanki eve gidip o karmaşadan kurtulmak istiyorum. Eve kendimi zor atıyorum hemen makyajımı silip yüzümü yıkayıp kendime geliyorum ve yatıyorum. Allah ım diyorum sabah kalkın ca; Oh işte ait olduğum yer. Evimi çok seviyorum ve evimin o hissiz duvarlarını, sonra çiçeklerimi, kedimi, çoğu zaman baktığım o aynamı. Birçok zaman konuşuyorum kendim le aynaya bakıp; Acaba çoğu zaman konuşurken beni dinleyenlere nasıl geliyorum diye. İnsan aynaya bakarak konuşmalı zaten; konuşurken acaba karşı tarafa nasıl görünüyoruz diye. Bu çok güzel bir karakter çözme tekniğidir. İşte en çok sevdiğim şey; yazmak ve okumak. Düşünce özgürlüğü bu diye düşünüyorum. Geçen gün gittiğim bir ortam da siyasetten bahsediliyordu tabi her zaman ki gibi yine hedef AKP idi. Tayyip ERDOĞAN şöyle, böyle diye birileri habire atıp tutuyordu. Seçimler de yaklaşıyor haliyle hangi partiye oy vereceksin muhabbeti başladı. Hemen bilirkişiler atıldı oradan; asla oyumu şu kişiye vermem ülkeyi sattı bilmem ne yaptı vs vs. Tabi fikrimi sordular. Ben de sohbette din, siyaset, futbol ve askerlik muhabbetini sevmediğim için tarafsızmışım gibi davrandım. Yoksa ak desen olmaz, kara desen olmaz iyisi mi griyi seviyorum de geç gül dedim. Şimdi seçimler yaklaştı can alıcı en önemli nokta şu ki; çoğumuz hedef parti olan AKP ye oy vermeyeceğiz desek te eminim ki sandık başın da yine oylar hedef partiye yağacak. Biz insanoğluna hiç bir şekilde makbule geçilmez. Hani bir laf vardır; " İnsanları kırk yıl sırtın da gezdir, bir kere indir bakalım senden kötüsü olmaz." diye. Hakikaten de öyle değil mi? Rahmet li Turgut ÖZAL başbakan ken halk hiç memnun değildi iktidar dan, sonra ÖZAL öldü; " Kör ölür badem gözlü olur." misali; İyi adam dı rahmetli ah nerde o eski Özal zamanı çok şey yaptı ülkeye dedik.
Bülent ECEVİT başbakan ken yine aynı şekil de oldu. İşte biz insan lar böyleyiz. Bir şeyin kıymetini hep kaybedin ce ararız. Peki, çok iyi idiler de neden ölmeden önce sahip çıkılmadı bu değerlere? Neyse ki sağduyulu, milliyet ci insanlar da yok değil bu ülkede. Tek başına birey sel olarak düşünen, kişisel değil de (kişilik savaşına girmeden) milletini düşünen, partilerin kendilerine yaptıklarını değil de, halka kattıklarını baza alarak düşünen özgür ruhlu, demokratik insanlar sayesin de bu ülke yine haklıdan yana olacaktır diyerek konuyu kapatıyorum. Hayırlı geceler, huzur verecek mutlu rüyalar diliyorum.