- Kategori
- İlişkiler
Geçip giden 1 ay...

Ömrünüzden geçmiş olan 1 ay gibi bir zamanı hiç yaşanmamış sayabilirmisiniz? Acısıyla, tatlısıyla geçen o zamanları içinizden koparıp size ait olmayan zamanların kıyısına fırlatıp, geriye dönüp bakmadan, başınız dik, içiniz fazlasıyla rahat hayata eskisi gibi dönmek ve o 1 ayı bir yanılsama, bir hayal belki de bir "kendini kandırma" saymak mümkünmüdür sizce ?...
Herşay gerçekten de insanlar için. Yaşam yönlendiremeyeceğimiz kadar ağır ve bazen de yorucu... Ama kısa yaşanmışlıklarımızı silebileceğimiz kadar da uzun...
Sadece 1 ay, yaşanmış ve paylaşılmış 1 ay... Ne kadar az bir zaman aslında. 1 ay içinde insanoğlunun yaşamında doğumlar, ölümler, yeni başlangıçlar, ayrılıklar, kayboluşlar... Liste uzar da gider.
Yaşanmışlık vardır. Çok uzun bir zaman parçasında ama anlamsız, yavan ve sevgisiz en önemlisi...
Yaşanmışlık vardır. Çok kısa bir "an" belki bir bakış kadar ama dolu dolu, konuşmadan anlatmak, söylemeden paylaşmak aynı "an" ı...
Biz şekillendiriyoruz zamanlarımızı, eğer zaman bize ait değilse, herşey bizden uzakta, bize yabancı devam ediyorsa çekip gitmeliyiz, ardımıza bakmadan... Bizim olmayan zamanların arkasından koşmak, bizi bize yabancılaştırır. İçinde huzurla yaşanacak bir zaman ve yanımızda o en sevdiğimiz, onun avucunda avucumuz yeni yerleri keşfetmeliyiz.
1 ayı paylaştı onunla...
Zaman kısaydı ama yaşanmışlıkları uzun sanıyordu.
Yanılmıştı kendinden yana...
Kendini yaşadığı o zamanın parçası saymıştı sanki, onunla birlikte...
O saymamıştı, o onun yanındaydı ama kalbi de, beyni de başka zamanlardaydı...
Kararsızdı...
Unuttuğu bir şey vardı.
Ya ona yaşattığı ama kendinin içinde bulunmadığı zamanları kime hesap verecekti?
Kendi yalnızlığı kendinin cezası olacaktı...