​ Geçmişte bir Rus kızı / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '13

 
Kategori
Anılar
 

Geçmişte bir Rus kızı

Geçmişte bir Rus kızı
 

Anılar kategorisinde yazmaya başladığıma göre yaşlanıyorum galiba! Hani ihtiyar teyzeler vardır. Aynı mevzuyu on defa, yirmi defa anlatırlar. Kendileri anlatmaktan bıkmazlar ama yakınındaki insanları bıktırırlar. Yolda bu teyzelerle karşılaşmamak için yolunu değiştiren gençler biliyorum. Neyse, balıkyağı falan almalı da bu duruma düşmemeli diye düşünüyorum. (Blog yazarları için unutkanlık daha vahim. Aynı hikâyeyi tekrar tekrar yazdığımızı düşünebiliyor musunuz!) Aktif çalışma hayatında aklıma bile gelmeyen pek çok anı, şimdilerde birden beynimde bütün ayrıntıları ile canlanıveriyor. Bu da onlardan birisi işte…

     Yaklaşık yirmi yıl kadar önceydi. Bir haftalığına İzmir’e, ailemin yanına ziyarete gitmiştim. Annemle babam bir nedenden ötürü Aydın’daydılar ve ben kız kardeşimi yalnız bırakmamak için İzmir’de kaldım. Kardeşim çalıştığı işyerine beni de götürdü. Orada oturmuş sohbet ederken, bir süre önce yanlarına bir kızın geldiğini ve çok zor durumda olduğunu anlattılar. Daha sonra ben de onunla tanışma fırsatı buldum. Hoş bir rus kızıydı, masmavi gözleri vardı.

     Hikâyesi ise şöyleydi:

     Bir bale grubu ile Türkiye’ye gelmiş. İzmir’de bir avukat tarafından kandırılmış ve ülkesine geri dönmemiş. Hamile kaldığını fark edince avukat sırra kadem basmış. Alsancak’ta kaldığı otelde onu pavyona düşürmeye çalışmışlar. Kendini asmaya kalkmış bir gün. Otel sahibi haline acıyıp, “haydi git buradan, kurtar kendini” demiş. Bindiği dolmuştaki muavin kolyesini boynundan çekip almaya çalışmış. Sonuçta kız işyerine tesadüfen sığındığında kötü durumdaymış ve ağlıyormuş. Orada çalışan iyi kalpli bayanlar para toplayarak kızcağızın hamilelik sorununu halletmişler. Fakat kalacak yeri yokmuş. Ona da bir çözüm bulmuşlar. İçlerinden birisi evine kabul etmiş ve birkaç haftadır bu misafirlik sürüyormuş. Anladığım kadarıyla kadın artık bunalmıştı. Arkadaşlarının da aynı fedakârlığı yapmasını istiyordu. Nasıl olsa kardeşimle yalnızız diye düşünerek kızı iki gün için bizim eve davet ettik. Adını açıklamıyorum; çünkü daha sonra evlendiğini ve İzmir’de yaşadığını duydum. Çok da mutlu oldum.

     O iki gün ilginçti. Biz mi kıza yardımcı oluyorduk, yoksa o mu bize bilmiyorum. Türkçesi olmadığından benim İngilizcem hızla ilerlemeye başladı. Ayrıca kızın on parmağında on marifet. Bale eğitiminin yanı sıra yarı doktorluk unvanı olduğunu söyledi. Aynı zamanda makyaj uzmanıydı ve üç dil biliyordu. Komünlerde yetiştiğini ve yaşadığı yerdeki diğer gençlerin de kendisi gibi eğitimli olduğunu anlattı. Çok da mütevazi ve iyi kalpliydi. Ona o kadar fazla kanım ısındı ki, ne yapacağımı bilemiyordum. İki gün sonra annemle babam gelecekti. Zaten sonrasında benim de dönmem gerekiyordu. Eşimi aradım çaresiz… Eve bir rus kızı getirip getiremeyeceğimi sordum. Biraz düşündükten sonra reddetti. Bendeki cahil cesaretine bakar mısınız? Bu konu ileride arkadaşlar arasında epeyce şaka konusu olmuştu. Eşime “dünyada böyle bir teklifi kabul etmeyen tek erkek olarak tarihe geçeceksin” diye takıldılar!

     Şaka bir yana, kızcağız için yeniden hızlı bir çözüm bulundu. Galiba konsolosluğa başvurarak yardım istemişlerdi ve ben o arada evime geri döndüm.

     Sonraki yıllarda çok düşündüm o kızı. Belki bir gün yine karşılaşırız diye hayal kurdum. Asıl etkilendiğim insanlara biçilen değer ölçüsüydü. Doğru ya da yanlış, elimde olmadan karşılaştırmalar yapmaya başlamıştım. Yaşadığım çevre biraz dar görüşlü insan toplulukları içeriyor. Bizim kızlara bakıyordum, burunları bir karış havada… Liseyi güç bela bitirmiş, görücü usulü evlenecek bir kızımız kendini dünyanın en kıymetli varlığı sanıyordu. Bir tek becerisi de yok üstelik! Fakat bulaşık makinesi olmazsa olmaz diye tutturabiliyordu. Evlendikten sonra ise lise hayatına kadar aldığı eğitimi yeterli görüyordu. Kitap okuyayım ve biraz kendimi yetiştireyim düşüncesi yerine hemen gün gezmeleri, dedikodular başlıyordu doğal olarak. Sonrasında ise karı koca kavgaları… Ben bu durumu, kolay yaşamayı seçmenin sonradan ortaya çıkan zorlukları diye tanımlıyorum.

     Tabii kendisini yetiştiren eğitimli ve çok değerli gençlerimiz de var. Onlar üstlerine alınmasınlar lütfen. 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 27
: 1563
Kayıt tarihi
: 22.09.13
 
 

Ege Üniversitesi mezunu. Emekli öğretmen. Yayımlanmış romanları ve deneme kitapları var. ..