Gel dosta gidelim gönül / Dostluk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '07

 
Kategori
Dostluk
 

Gel dosta gidelim gönül

Gel dosta gidelim gönül
 

MB toplantısından sonra hava değişiminden olsa gerek beni biraz sarsan bir grip geçirdim. Tabi bunun geçmesinin tek yolu dinlenmekti. Eğer alıştıysan belirli bir tempoda çalışmaya hasta bile olsan evde yatmak zor geliyor. Sıkıldım tabi bu dinlenme döneminde:))) Biraz uyku sorunum oldu. Eee uzun gece nasıl geçer değil mi? Biraz tv biraz internet birazda aile yapılan sohbetler. Bu arada beni düşünen canım dostlarımın telefon ve mesajları.

Ezginin Günlüğü dolduruyordu odamı o akşam… O muhteşem ezgiler ne ağrı ne sızıyı hissettiriyordu. Nasıl güzelde söylüyordu. Ayrılığın treni durmaz artık /Döndümüydü tekerleri/İşte sevda buymuş, her değen tutuşmuş/Bu ne tatlı bir belaymış bırakmadı yakamı/Ama olsun, acılar adam eder, adamı… Aklıma bu şarkıyı çok seven arkadaşım geldi. Hemen arayıp sesini duymak istedim önce. Saate baktığımda onun uyuduğunu düşünerek bu fikrimden vazgeçtim. Ama teknoloji işte. Ona uzun bir mail yazdım. Eskilerden bahsederken ona diğer arkadaşlarımda tek tek gelmeye başladı aklıma.

Ne güzel akıp gidiyordu gece. O güzel ezgide buldum canım arkadaşımı. . Sonra diğer dostlarım. Kimini şarkılardaki sözlerden çıkarttım kimi içtiğim sıcacık çaydan. Yazdım hemen “ Aklıma geldin. Sıcacık bir çay sebep oldu buna”. Sevinir diye düşündüm. Resimlere bakmaya başladım sonra. Canım dostlarımın gülen güzel resimleri nasılda mutlu etti beni. Hastayken biraz daha hassas oluyor insan. Kimi arkadaşlarıma da kırgın olduğum geldi aklıma… Mesela sırdaşım dediğim her zaman varlığını hissetmek istediğim dostum “Geçmiş olsun” dilemek için bile aramamıştı beni. Bozuldum önce bu duruma. Fazlamı düşünüyorum dedim kendi kendime. Ama işte bekliyor insan sevdiklerinden. Sonraki günlerde kendince açıklamalar yaptı ama baktım çok mühim değildi bu durum onun için. Çok meşgul olduğunu ve bir türlü vakit bulamadığını söylüyordu. “Nasıl” dedim içimden. Bende çalışıyorum. Onun için gün 24 saat değil miydi yoksa? İki dakika ayırmak zordu galiba. Ya da o benim gibi arkadaşlarıyla ilişkilerinde hassas davranmıyordu.

Saat ilerliyor ben hala arkadaşlarıma mail yazmaya devam ediyorum. Nasıl özlemişim görüşemediklerimi. Konuştuklarımız, yaptıklarımız her şey geliyordu aklıma. Yorulmuştum artık ve yatağıma uzandım. Nasıl huzurlu hissediyordum kendimi. “Her şey gelip geçer” dedim içimden. Ama gerçek dost her zaman yanında olur. Ne mesafelerin önemi kalır ne de içinde bulunduğun durumun. Eğer varsa ihtiyacı arkadaşının sana. Koşar adım gidersin hemen yanına. . Ya da sesini duyurursun en çok duymak istediği anda. . Öyle güzel gelir ki bu. O an dünyanın en güzel olayı bile gerçekleşse bundan daha güzel olmaz.

Sabah telefonumun sesi ile uyandım. “ Seni delii. Neler yazmışsın böyle. Sabah sabah nasıl sevindirdin ve duygulandırdın beni. Çok özledim seni” diyordu arkadaşım. . Bende onun sesini duymaktan çok mutlu olmuştum. Sonra biraz zorlansam da( gripten dolayı çıkmayan sesimdi zorlayan beni) güzel bir sohbettin ardından hemen bilgisayarı açtım. Gördüğüm şey beni dünyanın en mutlu insanı yaptı. . Çoğu arkadaşım mailime o kadar güzel cevaplar yazmıştı ki çok sevindim. . Ne gripten çıkmayan sesim umurumdaydı ne de vücudumdaki halsizlik. “Ne şanslıyım” dedim. Şanslıyım çünkü çok güzel arkadaşlarım var.

Şimdi daha bir özen gösteriyorum vakit ayırmaya arkadaşlarıma. Olabildiğince çok arıyorum. Ulaşamıyorsam mail gönderiyorum. Çünkü gerçek dost kolay kolay bulunmuyor. Saçma sapan işlere vakit ayırmaktansa dostuma bir “Merhaba” demek daha anlamlı ve güzel geliyor bana. Ve çok sinirleniyorum “Çok meşgulüm. Bu yüzden kimseye vakit ayıramıyorum” diyenlere. Vakit ayırmak istersen ve gerçekten değer veriyorsan sevdiklerine ne yapar ne eder vakit ayırırsın. Bu süre 2 dk bile olsa. Eğer aramıyorsa sormuyorsa bu meşgul olduğundan değil görüşmek istemediğindendir diye düşünüyorum artık.

Şimdi sıcak çayımı yudumlarken Ezginin Günlüğü yine tüm güzelliğiyle eşlik ediyor bana… Yalnız olmadığımı biliyorum odamda. Her an yanımda olduklarını bildiğim dostlarım var çünkü. Ne kadar büyük bir sevgiye sahip olduğumun farkındayım. Ve onları ne kadar büyük bir yer ayırdığımı biliyorlar kalbimde.

“Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz. ” (1)

(1) Can Dündar’ın Bir Dost yazısından…
Resim Kaynağı : www. deviantart. com

 
Toplam blog
: 194
: 1525
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..