Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
276
 

Gel kardeş olalım!...

Gel kardeş olalım!...
 

Kuzey Irak ve Kandil, böyle vuruldu...


AK Partinin “ananın babanın dizinin dibinde otur” programın esası bu imiş. Hükümet Sözcüsü Sayın Cemil ÇİÇEK böyle açıkladı.

“Gel kardeş olalım…”

Basından ve televizyon kanallarında kendi ağzından da duyduğumuz kadarıyla, Hükümet Sözcüsü Cemil ÇİÇEK, teröristlerin silah bırakıp ailelerinin yanına dönmelerini sağlamak ve dağa yeni katılımları önlemek için "kardeşlik projesi" yürütüldüğünü açıkladı.

Proje, “Kardeşlik projesi” imiş.

Şimdi sorarlar adama “Siz daha önce ‘kardeş’ değil miydiniz ki şimdi ‘Kardeş’ olalım diyorsunuz” diye. O zaman ne cevap vereceksiniz?

Birisi, birine özeniyor bu memlekette. Hem de “Benzemeyeceği” olanca açıklığı ile ortadayken. Parmağını uzatıyor “İlk hedefiniz…” diye bir şeyler, bir yerler gösteriyor, arkasındakiler de sorgusuz sualsiz “Allah Allah” naraları ile oraya doğru koşuyorlar.

Abim, bir sor soruştur… Nedir ne değildir… Ondan sonra gideceksen git.

Geçenlerde “Cevap isteyen sorular” başlığı ile yazdığım yazıda da belirttiğim gibi, her hangi bir pişmanlık duymuş, eyleme katılmamış, kendi kendine “Yahu… Biz ne halt ediyoruz, ne işimiz var dağlarda” diyerek ovaya inip “Ben geldim arkadaş, kardeş” diyecekler için, her hangi bir ceza uygulaması yok. Mahkemelerce “durum tespiti” yapılıyor ve “Analarının babalarının dizinin dibinde oturmaya” gönderiliyor.

TCK da böyle bir madde varken neden bir yenisini daha ekleme ihtiyacı çıkıyor ortaya, anlamak mümkün değil.

Gerçi bu konuyu ortaya atanın kendinden başka kimsenin anlamadığı o kadar çok olay var ki, bu da onların arasına katıldı.

Dediğim gibi, başa dönersek sorarlar adama “Siz daha önce ‘kardeş’ değil miydiniz ki şimdi ‘Kardeş’ olalım diyorsunuz” diye…

Zaten işin “İnce” ve “Nazik” olan noktası da budur. Arkadaşın “Dış Politika”daki danışmanları veya kendi aklı, işin nereye varacağını kavrayamıyor anlaşılan.

Gerçekten hiçbir eyleme karışmamış, gerçekten “Pişman” olmuşlar için TCK’nun 221. maddesi yeteri kadar, hatta yeterinden fazlasını sağlamaktadır.

Ancak bilinmeyen veya göz ardı edilen veya inadına yapılan bir şey var bu konuda.

Terörü, “Gel kardeş olalım” gibi hamasi (Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden söylemler) ile çözmek mümkün değildir. Defalarca söylenmiş, yazılmış ve gerekçeleri de ortaya konulmuştur. Gerekçelerinin hepsi de tutarlıdır.

O zaman “Neden terör bitmiyor” gibi bir soru ile karşılaşabiliriz. Ve o soru “Doğru” bir soru olur.

Bu sorunun cevabı bilinmiyor mu?

Hiç kuşkunuz olmasın ki, soru da biliniyor cevabı da.

İşte bu gün… Dağdaki bütün şer yuvaları vuruldu. Daha dün “Bir Kürt kedisi bile vermem” diyen sözüm ona “Lider” kişi, kuyruğunu paçasının arasına aldı ve bölgeden çekildi. Oraları dağıtmak, yerle bir etmek, kara harekâtı ile de hepsini tortop etmek mümkün. Bu güne kadar da çoktan yapılması gerekiyordu zaten…

İşin “Askeri” boyutunu yürüten komutanların hemen hepsinin de dediği ve “Kuş kadar” aklı olan herkesin de bildiği gibi, olayın sadece “Asker” ile bitmesi olası değildir.

Ama “Gel kardeş olalım” gibi hamasi nutuklarla da bitmesi mümkün değildir.

Konunun, daha evvelki bu konuda yazdığım yazılarda da belirttiğim gibi, ekonomi boyutundan tutun da sosyal boyutuna kadar birçok yönü var. Özellikle de “ekonomik” boyutu çok önemli.

Elbette bunların hepsini “Zaman içinde” çözümlemek mümkündür. Yeter ki çözüleceğine inancımız tam olsun.

Gelin görün ki, millet olarak, devlet olarak bütün bunları çözsek bile, dağdakilere “Gelin kardeş olalım” gibi garabet bir lafı da etmiş olsak, olayın çözülmesi için gerekli olan tüm elemanlar yerine oturmuş olmayacak.

Çünkü…

Gerek sınırlarımız içinde ve gerekse sınırlarımız dışında Türkiye’deki “Terör” olayından rant sağlayanlar olduğu sürece…

Bu gerçek, hiçbir zaman göz ardı edilmemesi gereken ve tüm çözüm yöntemlerinin de “İlk Başında” gelen bir gerçektir.

Dağdakileri “Hadi gel, kardeş olalım” değil de “hadi gel, biz yıllardır kardeşiz, yanlış yapma” diyerek indirsek, ekonomik ve sosyal bütün boyutlarını çözsek bile, ne yazık ki “Terör” çözülmeyecektir.

Siyasilerimiz “Dağdan in, ovada siyaset yap” dediler. Onların bir bölümü de dağdan indi, ovada ve hatta TBMM çatısı altında siyaset (!) yapmaya başladı.

Ne yazık ki amaçları, sorunu çözmek değil, daha da karıştırmak ve bu ülkeyi bölmeye çalışmaktır. Bunun doğruluğunu da her gün biraz daha netleşen görüntülerle görüyoruz.

Çünkü gözümüz “Kör” değil. Her şey açıkça ortada durmaktadır.

Bütün bunlar açık saçık ortadayken, hükümet başkanının “İlk hedefiniz…” diye desteksiz talimatlarına dayanan “Kardeşlik projesi” ile (Nasıl olacaksa) bir yere varmak mümkün değildir.

Bilmem farkında mısınız?

16 ARALIK 2007


Not: Öyle sanıyorum ki bu konuya daha çok devam edeceğiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dağdakini indirmenin, ya da çıkmasını baştan engellemenin tek yolu ona kaybedecek birşey vermektir. Öyle hamasi nutuklar atmakla kardeş olunmuyor. Dünyanın her yerinde refah düzeyi yükselen ülkelerin insanları riske girmekonusun daha çekingen olurlar. Kaybedecek şeyleri çoğaldıkça hayatları kıymetlenir. Bu yüzden askeri çözümlerin ardından ekonomik çözümler gelmezse ve bu insanların kaybedecek birşeyleri olmayacaksa, öyle afla ve kardeşlik nutuklarıyla dağın yolu kapanmaz. Ama amacın dağdan indirmek olduğu konusunda kuşkuluyum. Başbakanın başka hesaplar peşinde olduğuna olan inancım gitgide artıyor... Sevgiyle kalın

Yıldız... 
 18.12.2007 15:49
Cevap :
Sayın Yıldız DEMİREL... Başbakan, başka hesapların peşinde elbette. Ancak öneriniz doğru. Kaybedecek bir şeyi olmayanın yapabileceği tek şey, zaten terör... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  18.12.2007 18:01
 

Saçmalık saçmalık üstüne... Saçmalıklar diz boyu...Sevgili İbrahim Pekbay.. Ne doğru yazmışsınız. Sanki adamlar inmek istedi de engel olan var. Kendilerince bir davaya hizmet ediyorlar. Niye vazgeçsinlerki. Nasılsa babaları arkalarında. Kapı gibi ABD. Silahlar gani. Yiyecek içecek desen öyle. Onlara da savaşmak kalıyor. Ya tutarsa! Sevgi ve saygılarımla...

Zeynep Gülay 
 17.12.2007 8:40
Cevap :
Sayın Zeynep Gülay KİBAROĞLU... Yorum ile destek verdiğiniz için teşekkür ederim. katkı verdiniz. Silahlısını bitirmek mümkün. Olay, silahsızını bitirmekte... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  17.12.2007 12:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 913
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster