- Kategori
- Balıkçılık
Geleceğe yatırım

Bundan birkaç sene önce bir balıkçı kasabasında tirol ile balıkçılık yapan bir gemi kaptanı ile konuşmuştum. Bilmeyenler için tirol denilen balıkçılık yöntemi; malesef deniz tabanı kazınarak yapılan ve ekolojinin katledildiği bir yöntemdir. Bu nedenle; ülkemizde malesef balıkçılık adına üzüntü veren gelişmeler olmakta popülasyon ve tür sayısı azalmakta ve biz amatör balıkçılar dahi bu nedenle olumsuz etkilenmekteyiz.
Balıkçı arkadaş; mesleğinin babadan oğula geçtiğini ve gelecekte de oğlunun balıkçılıkla uğraşacağını söyledi. Babası zamanındaki balık sayısının giderek azaldığını üzgün bir şekilde ifade ettikden sonra aslında; en önemli sorumluluğun kendilerine ait olduğunu kabullendi.
Kabullendi ama tirol avcılığına devam edeceklerini ve çocuğunun geleceğini düşündüğünü söyledi. "Peki ya torunun, daha ileriki kuşakların ne yapacaklar?" diye sorduğumda; gün ola harman ola gibi bir kaderci yaklaşımla sorumluluğu üzerinden atmaya çalıştı.
Malesef ülkemizin en büyük sorunu, günü kurtarmaya çalışmakdan başka amacımız yok olmasıdır. Her şeyi günü gününe yaşayıp ve şükrediyoruz. Halbuki seni besleyen ve yaşamının nedeni olan dünyanı korumak kollamak ve bu sayede devamlılığı sağlamak senin en önemli sorumluluğun olmalıdır.
Eskiden Denizcilik Bakanlığı var idi. Onlar da bu konuda hiç bir çaba göstermediler, sadece makam doldurdular ve birilerini bir yerlere taşıdılar.
Bu konuda yapılabilecek en önemli yaklaşım, balık yuvalarının oluşturulması gerekliliğidir. Bunu da çok masrafla değil; çok basit bir şekilde halledebiliriz. Her yerde boş arazilerde mutlaka bir sürü eski kamyon, otobüs atıl vaziyette ve görsel kirlilik oluşturarak bulunduğu gözünüze çarpmıştır. Yabancı ülkelerde eski savaş gemilerini; hatta uçakları bile denize atmakta ve doğal balık yuvaları oluşturulmaktadır.
Ayrıca tirol avcılığı da bu sayede, ağlar zarar göreceğinden engellenecek ve denizlerimiz tekrar eski bolluğuna ulaşacaktır.
Lütfen günü kurtarmaktan vazgeçelim. Çocuklarımız için...