- Kategori
- Deneme
Gelen gideni aratır

"Çocuklar ölmesin!..."
2008 yılının son saatlerinde, geçen yıl olduğu gibi, yine aynı senaryo içerisindeydim. Günün onca yorgunluğundan sonra, pijamam olmasa bile, eşofmanlarımı ve terliğimi giyip, T’nin, yani. TV’nin karşısına mecburen geçtik.
Adnan Şenses, kendini yırtarcasına, daha doğrusu kabız olmuşçasına “Yorgunum” şarkısını döktürüyor. Bu şarkı sanki bir yılımın özetini seslendiriyordu. Sanatçılar, günler öncesinden çekilen ve yılbaşı gecesine hiçbir esprisi kalmayan programlarıyla ortamı neşelendirme gayreti içindeydiler. Bense nasıl eğleneceğimi bilemiyordum.
Bu gece olsun, dünyada olup bitenleri biran olsun unutmak istiyordum. Ama, inanın yapamıyordum. Bir yıl boyunca baktığım ekranın, önceki yansımaları eğlence programlarını gölgede bırakıyordu. Birkaç gün önce seyrettiğim,
Gazze’de ölen yaşlı ve küçücük bedenleri,
İşini kaybedip, ağlayan ve bunalıma giren yorgun bedenleri,
Doğalgazı yakamadığı için yerinde koşuşturup, ısınmak adına jimnastik yapanları ve battaniyeye sarılarak büzüşüp oturan bedenleri,
Böceklerin, yine virüslerini saçarak salya sümük dolaşmalarını, gözümün önüne getirdikçe, dansözün kıvırmalarını seyretmek bile bana, politikacıların bir yıl boyunca konuşmalarını anımsattı.
‘Hani yeni yıla nasıl girersen, bir yıl boyunca öyle devam eder’ derler ya, Ben bunun gerçekleştiğini, bizim ülkemizde hiç görmedim. Sizler gördünüz mü?
Sanki yeni bir yıl girildiğinde, dünyada ve çevremizdeki tüm kötülüklerin birden yok olacağını düşünür ve dileriz. Oysa ki, yeni yılın ilk gününden itibaren yine, medyadan; trafik kazalarını, insanlık dışı tecavüzcülerin sapıklıklarını, işten çıkartmaları, açlığı, ekonomik krizin etkilerini, savaşların çirkin yüzünü, yani ezenle, ezilenler arasındaki amansız mücadeleyi dünya var oldukça görmeye devam edeceğiz. Değişen yalnızca tarihlerin rakamları olacak. Keşke iyi düşünmeyen beyinlerin değişimi olsa, işte o zaman yukarıda bahsettiğim olumsuzlukları pek görmemiş oluruz. (Ama Nerdeeee!)
Sizlerden birkaç dakikalığına müsaade isteyeceğim. Önce, şu verdiğim linki tıklayıp izler misiniz? Sonra şu kış günlerinde doğalgazı ve ak kömürü bulamayıp da tirtir titreyenlere, yazımın sonunda bir sıcak fikrim olacak!
http://video.milliyet.com.tr/Web/BlogVideoIzle.aspx?VideoId=17848
İzlediniz mi?
Şimdi neler düşünüyorsunuz?
Seneler önce, yazdığım ve izlediğiniz, “Sen Ağlama Bebeğim” adlı şiirimde; “ Bir Bomba Düşecek Çocukların Başına” demiştim.
Evet, Gazze’de hayat felç,
Çocukların üstüne bomba düşerek orantısız güç can almaya devam ediyor,
Dünyanın umurunda değil!
New York, Paris, Tokyo, sokakları ışıl ışıl,
İçkiler, su gibi oluk oluk akıyor,
İnsanlar çıldırıyor, eğlencenin doruğunda,
Çocuk, yaşlı ölmüş kimin umurunda!
Çünkü o asalaklar; ölenlerin kanlarıyla yaşıyorlar…
Yoksa yanılıyor muyum?
Gelelim, şu soğuk günlerde sıcak fikrime; Doğalgazınızı daha ekonomik yakmak ve yüksek faturalardan kurtulmak için, alın elinize herhangi bir faturanızı, doğru en yakınınızdaki bankaya. Çekinmeden girin içeriye. Merak etmeyin, onlar, sizlerden aldığı yüksek faizlerle doğalgazı oldukça bol yakıyorlar. İçerisi sımsıcaktır! Birde alın sıramatikten bir numara. Oturun numaradan müşteri bekleme koltuğuna. Sahi, bu arada, gazetenizi, kitabınızı veya örgünüzü de alabilirsiniz. Yanınıza, suyunuzu ve bir çantada termosa doldurduğunuz çayınızı da götürürseniz deme keyfinize! Benden duyurması. Nasıl fikir ama?
Haydi iyi yıllar!...
01.01.2009 /Bursa Ertuğrul ERDOĞAN