Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '07

 
Kategori
Anılar
 

Genç arkadaş

Genç arkadaş
 

Çalıştığım işyerine yeni girmişim sıkılıyorum, maddi durumlar berbat, kızım çok bebek vs.

İnsanlarla kolay iletişime girerim ama kimseyi tanımadığım bir yerde kısa bir sürede olsa adaptasyon süresi çok rahatsız geçer benim için. Mideme vurur, şişerim, sesim tizleşir, ter basar, hatta karşımdaki insanlar sevimsiz geldiyse devamlı ağlamaklı bir hal alırım sırf bu sebeptendir ki girdiğim işten kolay çıkamam, tekrar bunları yaşamak zor gelir.

İşime fena halde kaptırsam da kendimi bir yandan da insanları gözlem altına alır daha kolay tanımaya çalışırım.

Bu günlerimde beni bu kasvetli, buhranlı anlarda gülümseten ( tutuyorum kendimi tabi o günler kahkaha atamıyorum yeni gelin gibi bir süzülüyorum görseniz) anca eve gidince evdekilere anlattığımda birlikte yarıldığımız bir genç santral sorumlusu arkadaş vardı çok şükür.

Bu hanım kardeşimin ilk işi olduğu halde ailesine ve çevresine neden utandığını hala anlayamadığım sekreterlikten utandığı için dış ticaret bölümünde çalışıyorum diye yalan söylediğinden haberim olmadığından, uzun süre telefon çaldığında değişik bir ses tonuyla telefona bakıp bazılarına bir saniye dedikten sonra diğer telefona aktarıp kendi ses tonuyla o telefondan konuşmaya devam etmesini anlayamamıştım. Sonradan fark ettim ki kendine gelen telefonları bağlıyorum diye diğer telefona yani yine kendisine bağlıyor….dış ticaret servisine güya…

Bu genç sivri zekalı kızcağız sayesinde atlattım o sancılı adaptasyon süresini sağ olsun…

Nerede oturuyorsunuz vs gibi birbirimizi tanıtım safhasında ettiğimiz sohbetten evimin yerini tariflerle kafasında krokisini çıkardığını, çalışmaya başladığım ilk haftanın sonunda bir Pazar evde don paça otururken kapının çalıp bunun gelip koltuğumuza oturmasıyla anladım.

Diğer haftalar işyerine özellikle de bu genç arkadaşa olan kaynaşma süresinin biraz daha uzaması gerektiğine karar verdim ve suratsız , işkolik sinirli bir muhasebeci rolü oynamaya çalıştım…öyle bir imajla biraz olsun aradaki mesafeyi koruyabilme adına…

Bir gün yurtdışından çok önemli bir grup müşteri ziyarette bulunmuş müdürle kahveler içiliyor bu arkadaş bir girdi lavaboya çıkmıyor…birkaç kez Amerikalı vatandaş yerinden kalkıp gidiyor dolu olduğunu görünce yine yerine gidiyor ama artık halinden tavrından dayanamayacağı belli, müdür koşarak odama geldi aman dedi gözünü seveyim çıkar şu kızı oradan ne yapıyor rezil olduk… gittim kapıya kızım dedim çık problem mi var nedir?

Neyse bir süre daha bekletti çıktı, çağırdım odaya yaw hayırdır dedim ne problem var meğer kızcağız işini gördükten sonra Amerikalı rahatsız olmasın kokudan diye aynanın önündeki oda spreyi sandığı tüpü tuvaletin her yanına ve kendi başından aşağıya sıkmış…ama spreyin patronun traş köpüğü olduğunu her yer bembeyaz olunca anlamış ve yarım saat ortalık temizlemiş…hem çok gülmüş hem de acımıştım…

Bu arkadaş ondan daha fazla maaşa işe girdiğime bozulmuş ve çıkışını istemişti…istifasını verdikten sonra o kendine iş ararken bizde gazetelere sekreter ilanı vermiştik, müdürün direkt hattından arayıp gazetede ilanımızı gördüğünü çalışmak istediğini söyleyip bizim adresi bile almış ancak müdürün onun sesini tanıyıp kızım dalga mı geçiyorsun sen diye azarlayıp telefonu kapatmasıyla kendisine kendi bile gülmüştü….bizi sormayın zaten iki saat masamın altında düştüm kaldım…üç ay çalıştık (çok şükür) birlikte ama hala unutmam çok alem kızdı kulakları çınlasın….

 
Toplam blog
: 149
: 1089
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Rakamlardan vakit buldukça harflere bulanan, okuyan, yazan bir mali müşavirim. Anneyim. Hayatı ya..