​ Genç kızlara… / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Genç kızlara…

Hafta sonu yazısı yazayım diye oturdum klavyenin başına, öyle pat diye yazılmıyor tabii ki; duygular, düşünceler ya önce beni yaz diyor ya da saklanıyorlar bir köşeye… Ya da güncel konular öyle endişelendiriyor ki insanı keyifli bir yazı yazası gelmiyor içinden…

İnat ediyorsun, diyelim, tam havanı buldun ve yazmak üzeresin, eee benzer düşünceleri yazmıştım bir zamanlar diyorsun.

Tekrarlamak ağrına gidiyor bu sefer…

Ta 7 Nisan 2004 tarihinde yazmışım. O vakitler şiir formatında yazıyordum ama şiir de değillerdi.

Kırk yaşında aşk perişanı bir kadın olarak duygu ve düşüncelerimi el yazım ile kağıda dökmekti tek niyetim. Kendimce sağalıyordum, şiir falan bahaneydi; ki zaten şiir gibi şiir de değillerdi; tek derdim içimi döküp iyileşmekti!

Şiir gibi değil de, bir kadından genç kızlara bir mektup gibi okumanızı dilerim.

******

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var,

Ünlü şairin şiirine başladığı gibi.

Sevgilim bitkin düşmeli elbet öpülmekten,

Ama diyeceğim o değil.

 

Bir sen varsın sana dost,

Her daim.

Bir tek sen, hep senin yanında olan.

Sevgilin reddetse de,

Seni reddetmeyecek kolların var senin.

Kendini öpemesen de,

Saçlarını okşayacak ellerin var.

 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şeyler daha var,

Sen, eğer ki sen seversen kendini,

Seviyorlar seni.

Sen, eğer sen kolluyorsan sendeki seni,

Sen, öncelikle, sen incitmiyorsan sendeki seni,

Kimse incitemiyor seni.

Ve eğer sen, saygı duyuyor isen sendeki sene,

Hiç, ama hiç kimse yok sayamıyor seni.

Sen, ”Evet, ben benim” demişsen eğer bir kez,

Hiçbir öpülmekten bitkin düşmüş sevgili,

Günün birinde,

Asla, ama asla cesaret edemiyor değiştirmeye

Sendeki seni.

 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim en önemli şey,

Önce kendini sev,

Kendini say,

Ayaklarına saygı duy,

Onlar hep seni taşıyan.

Ve öyle özen göster ki onlara,

Hep, dimdik seni taşısınlar!

 

Sevgiline de güven elbet,

Ama

Önce kendine!

Senin beynin kadar,

Senin yüreğin kadar

Hiçbir sevgili yol gösteremez sana!

Ayakların gibi,

Sen, seni taşı önce.

Çok sevgililer yol boyunca taşıyamayabilirler seni;

Ağır gelebilirsin,

Ya da fazla hafif.

Neyse ne,

Yola, bir şekilde devam etmek senin işin!

Kendi ayaklarının üstünde.

 

Sakın ola ki yorma kendini başkalarından sakındığın eleştirilerinle,

Üzme sendeki seni,

Sevgilini üzmemek için debelenirken!

Hele ki, bir yol ayrımındaysan eğer.

 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir değil, birçok şey var ki,

Ancak kırk yaşımda öğrensem de,

Bir parça bencillik,

Hiç de kötü bir şey değil!

Eğer ki amaç,

Korumaksa sendeki seni.

 

Sev sevgilini, doyasıya,

Okşa saçlarını,

Kokla,

Koy yüreğinin bir kıyıcığına.

Dostlarını koy diğer kıyıcıklara,

Aileni,

Çoluk-çocuğunu, varsa eğer,

Ama yüreğinin ortasını hep sana ayır!

Çünkü hep sensin hep sana en yakın.

Sen, hep orada durmalısın ki,

Günün birinde,

Çeker giderse hepsi birer-birer,

Sen, seni sen olarak,

Hemen oracıkta sapasağlam bulasın.

.............

Öğrendim işte,

Yaşam bu, öğretiyor insana,

Suyun akışını,

Haşa,

Karşı koymak ne mümkün,

Yalnızca kabul!

 

Öğrendim ki,

Hiçbir şeye fazla tutunmayacaksın!

Tutunmak deyince,

Sarmaşık geliyor aklıma,

Asalakçasına.

Hiç benzeme bir sarmaşığa,

Sevgilin bir ağaç gövdesi olmasın sakın.

Bir çöp de olma,

Akan su içinde

Önündeki bir taşa toslamış

Orada, öylecesine takılıp duran,

Oysa bak, diğer çöpler

Akıyor suyla beraber!

 

Velhasıl,

Şudur ki aslolan,

Sen, sen olarak,

Bunu bir onur bilerek,

Taşı kendini,

Bırak sulara cesurca,

Gideceğin,

Göreceğin yerler

Seni hiç korkutmasın!

Sen, sende oldukça,

Bu yalnızca

Tebdil-i mekan!

 

http//twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..