- Kategori
- İnançlar
Gerçek anlamda değişim
“Günümüzde o kadar zor koşulları deneyimliyoruz ki, bir taraftan belirsiz bir geleceğe, diğer taraftan 'zaman geçtikçe çeşitli şekillerde artan sorumluluklara' sahibiz. Ayrıca tüm bunlara ek; içinde bulunduğumuz dünyanın gittikçe artan acımasızlığı karşımızda. Peki ne olacak? İşte bu noktada maneviyat devreye giriyor aslında ‘ortaya çıkıyor’ desek daha doğru. Çünkü tüm bunların olmasındaki neden, insanoğlunu maddiyat dışında başka bir arayışa, maneviyata itmekten başka bir şey değil.
İlerleyen zamanlarda, artan egoizmin sonuçlarının neler olduğunu görmeye başlayacağız. Kapımızda -krizin uzaması halinde- 3.Dünya Savaşı ihtimali var ki, bu seçenek, insanoğlunda maneviyata dönük bir değişim olmadığı sürece, gün geçtikçe bize yaklaşıyor. Peki nedir bu maneviyat?
Kiliselerdeki papazlara, camilerdeki imamlara, havralardaki hahamlara sorduğunuzda, hepsi, maneviyat yolunda olduklarını söylüyorlar. Peki gerçekten öyle mi? Eğer gerçekten maneviyat yolundalar ise, bunca kötülük ve nefret nasıl kol geziyor dünyada, kendi aralarında dahi?
İsa Peygamber; “Tanrı sevgidir” der, Muhammed Peygamber ve Musa Peygamber de farklı şekillerde, “İnsanları sevmeyen Allah’ı sevemez” der. Peki ayrılığı doğuran nedir? İnsanların bencil tutkuları… En fazla ben bilirim’den başlar, her şey/hepsi benim’e kadar devam eder. Onun için hangi kılıfa bürünürse bürünsün, ister Müslüman ister Hristiyan ister Musevi, özü aslında aynı olup Ego’ya dayanır. Değişimin gerekliliği, bu noktada karşımıza çıkar.
İnsanın yapması gereken; kendisine mutsuzluk getiren/getirecek olan egoizm yerine, ‘Yaratan için hiçbir ayrım gözetmeksizin insanları/başkalarını sevmeye gelmek’. Bunu Yaratan için yapan insan, daha sonra kendinde Yaratan’ı da bulacak ve böylece, dünyanın yaratılış amacı olan Allah’a varmak, tüm insanoğlunun aydınlanmasıyla, gerçekleşmiş olacaktır. Şu an için bu, fantastik görünebilir ama doğa, başka bir ifadeyle Yaratan, bizi Allah ile bütünleşme amacını gerçekleştirmeye zorunlu tutmaktadır. Küresel krizle başlayan sıkıntılar; büyük savaşlar, dünya savaşları, kıtlık ve ağır iklimsel koşullar (örn; yazın sıcaklığın gündüz 50 derece olmaya başlaması..vb) ile daha da artacaktır. Biz insanoğlu olarak bu sıkıntıların artmasını bekleyip egoizm/nefret koşulunda kalmak yerine, 'Yaratan/sevgi yönüne doğru değişmeyi istemeli', bunu denemeliyiz.”