- Kategori
- Ekonomi - Finans
Gerçekleri açıklamak yangına körükle gitmek midir?-1

DUYMA-GÖRME-SÖYLEME!HERŞEY DÜZELİR!
Gerçekleri açıklamak yangına körükle gitmek mi?-1
“Kriz bizi etkilemez.”
“Bu dünya yangını ama bize sökmez.”
“Ama bazı çevreler dünya yangınına körükle gidiyor, bunu anlamıyorum.”
“Türkiye’deki asıl sıkıntının nedeni 14 Mart’ta yaşanan olaylardır.”
Bu söylemler, dünyayı kasıp kavuran küresel kriz karşısında bizim Başbakana aittir.
Küresel mali kriz yangınının alevleri ortalığı sarmaya başladı koşullarda AKP hükümetinin krize karşı önlemler almak amacıyla bir komisyon kurduğu yolunda bazı söylemler çıkmıştı basında. Yukarıdaki ifadeler, kamuoyunu yatıştırmak, paniği önlemek, erken bir tetikleyici etken olmamak amacıyla söyleniyorsa belirleyici değildir. Ama tüm bunlar, bu söylemler, Türkiye’yi yalamaya başlayan dünyadaki büyük yangın alevleri karşısında, mezarlıktan geçiyor gibi ıslık çalmaksa bu çok vahimdir.
Son zamanlarda iş çevrelerinin peşpeşe açıklamaları, tedirgin olduklarını belirtmeleri, bilim insanlarının ve uzmanların Tayyip Erdoğan’ı çileden çıkaran acı tahlilleri, ikinci görüşe inanların çoğunlukta olduğu izlenimi vermektedir.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana “Küçük Amerika” süreci boyunca uygulanan, 24 Ocak kararlarından itibaren ivme kazanan ve pervasızlaşan bir hızla Türkiye ekonomisi Batı ekonomileriyle entegrasyonu (bütünleştirilmesi) sonucu gelinen aşamada Batı’da patlak veren krizden Türkiye nasıl etkilenmeyecek anlaşılır gibi değil? Başbakan sadaka dağıttığı insanları aldatabilir ama canı yanan esnafı, iflasa sürüklenen işadamını, daha 2001 krizinden yüzde 30’luk kaybı telafi edilmemişken 6 yıllık AKP iktidarı boyunca reel alım gücü düşen maaşıyla, ücretiyle sefilleri oynayan memuru, işçiyi kandıramaz. Krizi etinde, kemiğinde hisseden insanı kandırmak olanaksızdır.
Kaldı ki, kriz denen canavarın Türkiye’deki etkileri hem de reel sektörlerde daha şimdiden can yakmaya başlamış bile. Bu gerçeği, biraz gerçeklerden haberdar olan ve medya izleyen bir insan bile anlayabilir.
İmalat sanayisinin alt sektörlerinin tamamına yakınında Ağustos ayında üretim gerilemiş durumda. Bazı dallarda üretim neredeyse durma noktasına gelmiştir; büro, bilgi işlem, muhasebe makinelerinde örneğin. Sektörün üretim düşüşü, 2007’nin aynı ayına oranla yüzde 56, 6 gibi korkunç bir rakamdır. Bu düşüş, radyo, televizyon, iletişim aletlerinde yüzde 36, 8, tekstilde yüzde 21, 3 gibi ciddi rakamlara tekabül ettiği basına haber olmaktadır. İhracatın itici gücü olan otomotiv, demir-çelik ve tekstil sektörlerinde üretim kısıtlamasına gidilmekte, yakında işçi çıkarmaların başlayabileceği belirtilmektedir.
Dış borçlanmada özel sektör şaha kalkmış durumda. 30 Temmuz tarihi itibariyle bu rakam 143, 7 milyar dolara koşuyor. Şirketlerin banka borçları da içinden çıkılmaz hale gelmektedir.
Ekonomik göstergelerin başında gelen cari açık tarihimizde eşi benzeri görülmemiş boyutlara tırmanmış durumda. Cari açık krizin en önemli emarelerinden biri. 50 milyar dolara zıplamaktadır. Bu miktar, uluslar arası kritik seviyenin çok üzerinde bir miktardır. Ayrıca 2001 krizindeki seviyenin de çok üzerinde bir oluşumdur. Bu bağlamda Tayyip Erdoğan, halkın karşısında ihracat rakamlarını telaffuz etmekte, ithalat rakamlarının ve aradaki farkın, yani dış ticaret açığının yanına bile yaklaşmamaktadır.
İSO Başkanı Tanıl Küçük, kriz fırtınasına, cari açık gibi önemli ve belirleyici bazı “kırılganlıklar”la yakalandığımızı belirterek şöyle devam etmektedir:
“Belirsiz bir konjonktürde bulunuyoruz. Önümüzü göremiyoruz… Türkiye, sorunlarını çözebilmek için, bundan sonra gündeme getireceği tüm ekonomik programlarda üretim, ihracat ve istihdamı merkeze almak zorundadır.” (Cum/ 13 Ekim 2008)
Gelecek yılın başından itibaren krizi daha etkin olarak hissedebileceğimizi ifade eden Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ise krize daha başka bir pencereden bakmaktadır:
“2008’in ilk 9 aylık verilerine bakıldığında ABD’ye ihracatımız yüzde 6’dan yüzde 4’e gerilemiş durumda. Yine ihracatımızın yüzde 55-60’nı yaptığımız AB ülkelerinde de ihracat gerilemesi sözkonusu.” (Cum/ 13 Ekim 2008)
Son dönemin yükselen sektörü otomotiv. Bu yıldız sektörde bile Ağustostan itibaren durgunluk başladı. Taşıt üretiminin yüzde 12, 9 azaldığı Ağustos ayında 43 bin 74 adet taşıt üretildi. Eylül ayındaki toplam satışlarda geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 5, 8 oranında bir gerileme yaşandı. Hem iç pazarda hem de ihracatın ciddi bir bölümünün yapıldığı AB ülkelerinde ciddi bir talep daralmasının olduğunu ifade eden Otomotiv Sanayisi Derneği Genel sekreteri Ercan Tezer, “önümüzdeki 3 ay içinde ciddi üretim daralması ve sipariş kesintileri olacak” dedi. Ve Başkan, Başbakan’a inat mıdır, nazire olsun diye midir bilinmez, önlerini tam olarak göremediklerini ifade etmektedir. (Gazeteler/ 13 Ekim 2008)
SÜRECEK
www.fatihozcan.org