- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Gıda güvenliği
GIDA GÜVENLİĞİ AMA NEDEN?
İyisiyle, güzeliyle, mükemmeliyle bir yılı daha geride bıraktık. Her yeni yıl, yeni umutları, yeni istekleri, yeni arzuları beraberinde getirmekte. Bu yeni istek ve arzularımızı gerçekleştirecek enerji ve çaba ve çalışma azminin yeni yılla beraber bizimle olması tek temennim. Her ne kadar son yıllarda bizlere her şeyin kolaylıkla elde edilebileceği, kısa sürede istek ve arzularımıza ulaşmanın doğru olmayan yol ve yöntemleri aşılanmaya çalışılsa da bizler çalışmadan yorulmadan bir şeyler elde etmenin mümkün olmadığının bilincideyiz.
Sektörümüzde hazırladığım yönetim sistemi projelerinde, ülke olarak ne kadar çok sisteme ihtiyacımız olduğunu daha net olarak görebilmekteyim. Bizler istiyoruz ki her şey düzenli, sistematik olsun, işler tıkır tıkır yürüsün, aynı zamanda biz bu konuda herhangi bir çaba göstermeyelim, yorulmayalım. Oysa biz şunu öğrendik, kendi hayatımızda bir sistem yoksa; ülke içerisinde, sektör içerisinde sistem beklemek veya sistemsizlikten şikayet etmek çok anlamlı olmamakta. Aynı çelişki içerisinde, sistemsizlik konusunda en çok şikâyet eden kişilerin ise kendi hayatlarının sistemsiz olması insanı şaşırtmakta.
Bizler kendimizi, kurumlarımızı, sektörümüzü ve en sonunda ülkemizi nasıl sistematik ve düzenli bir hale getirebiliriz? Kısacası nerden başlamalıyız. Bu sektörün çalışanları olarak nerede hata yapıyoruz ve bunu göremiyoruz. Yönetim sistemleri ile ilgili verdiğim eğitimlerde yapmış olduğum buz kırma yöntemlerinde görmüş olduğum tablo beni bu konuda oldukça düşündürmekte. İnsanlarımızın en önemli problemlerinin zamansızlık olduğu dile getirilmekte. Bu tablonun sistemsizliğin bir sonucu olarak karşımıza çıkması hiçte şaşırtıcı olmamakta. Bizler zaman fakiri insanlar olarak yaşamaya devam etmek ve bu soruna yol açan sistemsizliği de hergün küfürler savurmaktayız. Dedik ya nerden başlayacağız, ilkemiz ne olacak;
ÇALIŞMADAN YORULMADAN, ÖĞRENMEDEN, RAHAT YAŞAMA YOLLARINI İTİYAT HALİNE GETİRMİŞ MİLLETLER; EVVELA HAYSİYETLERİNİ SONRA HÜRRİYETLERİNİ VE DAHA SONRA İSTİKLALLERİNİ KAYBETMEYE MAHKUMDURLAR. <ı>K. ATATÜRKı>
İlkemiz çok yıllar önce tespit edilmiş ve bize uygun yol gösterilmiş.
Bizim yapmamız gereken bu ilkeleri hayatımıza geçirmek ve daha iyisini yapmanın yollarını araştırmak.
Araştırmak ne yazık ki oturduğumuz yerden, yorulmadan olmamakta. Verdiğim eğitimlerde, konumuz futbol, kurtlar vadisi, iddia, at yarışı olduğu zaman insanlarımızın o kadar çok fikirleri, düşünceleri var ki, bu konularda öyle detaylara hakimler ki insanın şaşkınlığı gizlemesi mümkün olamamakta. Güney amerikanın ikinci futbol liginde bir takımın maçlarını yorumlayabilen insanlarımızı görmek gerçekten beni çok şaşırtmakta. Ama aynı eğitim içerisinde konumuz bilim, kitap, makale, sosyal konular, işimizle ilgili literatür ve teknikler olduğunda nedense salonda derin bir sessizlik hakim olmakta. Sesliği bozan ise bazı cin fikirli arkadaşlarımızın “zamanımız yok çok yoğun çalışıyoruz” bahaneleri. Evet bahaneleri diyorum çünkü gerçekten bahane olduğunu, başarıyı sınırlandıran faktörlerden en önemlisinin mazeret bulma hastalığı olduğunu ve istediğimiz şeylere rahat rahat zaman ayırabildiğimizi görüyorum.
İletişimin müthiş bir hızla artığı ve dünyanın her noktasına rahatlıkla ulaşabildiğimiz bu yüzyılda inanın, bir kaşif veya bilim adamı olmamız şart değil, Sadece işimizle ilgili yapılan çalışmaları izlemek, takip etmek ve araştırmak kendimizi dolayısıyla sektörümüzü ve ülkemizi geliştirmek için yeterli olacaktır. Bunun ise tek yöntemi okumayı sevmektir. Okumayı, izlemeye ve dinlemeye tercih etmektedir. Benden bu dünyadaki insanların geleceği için bir istekte bulunmam istense tek isteyim insanların okuma alışkanlıklarının olması olacaktır. Ne yazık ki ülkemizde satılan, gazete, kitap dergi sayılarına baktığımızda ve bu rakamları dünya rakamları ile karşılaştırdığımızda acı gerçek ölçülebilir olarak karşımıza çıkmaktadır.
ISO 9001:2000 kalite yönetim sisteminin en önemli maddesi olan Yönetim Sorumluluğu (Madde 5), Yönetim Taahhüdü (Madde 5.1 ) maddesiyle açıklanmaktır. Yönetim, bu maddeyle işletme politikasını oluşturmak ve işletme hedeflerini ölçülebilir olarak hazırlamakla mükelleftir. Bizlerde kendi hayatımızı bu bakış açısıyla değerlendirmeli ve kendi politikamızı oluşturarak kendi hedeflerimizi ortaya koymalıyız. Ortaya koyduğumuz bu hedeflere ulaşmak için yöntemlerimizi belirlemeli ve belli dönemlerde bu hedeflerin gerçekleşme oranlarını değerlendirmeliyiz. 1564-1642 yılları arasında yaşayan Galileo Galilei, bu gerçeği o yüzyılda ortaya koymayı “Sayılabilir olanı say, Ölçülebilir olanı ölç, Sayılamayanı sayılır hale, Ölçülemeyeni ölçülür hale getir.” Bu sözleriyle gerçekleştirmiştir.
Bize düşen bu yeni yılda kendi hedeflerimizi ortaya koyarak bu hedefler doğrultusunda çalışmak ve önce kendimizi, sonra işletmemizi, sektörümüzü ve ülkemizi sistemli hale getirebilmektedir.