Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '09

 
Kategori
Dostluk
 

Gidenlerin ardından

Gidenlerin ardından
 

kaçkar mavisi


İçinizi karatmak değil derdim elbet. Erken giden bir dosta özlem benimkisi, belki birazda sitem. Yaşam ve ölüm. Birbirinin ayrılmaz iki parçası, bir bütün, hepimiz için kaçınılmaz olan. Ölüm değil kabullenemediğim ama erken gidenler için aramızdan, hep bir yaşanmamışlık hissi sarmıştır beni. İstanbul'un göbeğinde, Taksim'de, onbinlerce insanın içinde sara geçiren henüz 31 yaşında genç bir avukat. Ve öylece bakan insanlar. İçlerinde biri yardım etseydi belki aramızda olacaktı hala. Oysa o temiz kalbiyle ilk koşan olurdu yerde yatan başka biri olsaydı. Kapitalizmin bize dayattığı yaşam düzeninde nasıl da birey(ci) olup unutmuşuz en basit değerleri bile. Yatılı okuduğumuz ortaokul yıllarından itibaren hep korumaya çalışmıştık onu, bir türlü yakasını bırakmayan illet hastalığından. Ara sıra tekrarlayan nöbetlerine rağmen uzatmalı da olsa üniversiteyi bitirdiğini ve bir hukuk bürosunda işe başladığını duyduğumda çok mutlu olmuştum. Lisenin geleneksel yemeklerinde bir araya gelecek, baba olduğumuzda çocuklarımızın aynı okul bahçesinde koşturduğunu görüp onlarla birlikte çocukluk yıllarımıza dönecektik bizde. Bize söylemediği başka ne hayalleri vardı kim bilir, yaşanmamış ve artık yaşanamayacak. Biz tamamlayacağız artık senin yerine yarım bıraktıklarını. Hep çocukluk halinle hatırlayacağız seni. Ve bir gün; bazılarımız anne, bazılarımız baba olduğunda, kendi çocuklarımız ile birlikte büyüteceğiz içimizdeki o kumral, güler yüzlü, sevimli çocuğu. Bir simidi kırıpta yediğimiz günlerden bu yana eksilen bir şey olmadığı dostluğumuzda. Ama ne zaman aklıma gelsen bir yaşanmamışlık duydusudur sarıyor beni ve o zaman haykırmak istiyorum ! Nereye gidiyorsun ! Nereye !...

Daha rakı içeceğiz doğduğumuz topraklarda;
Horona durmuş, tulum ve kemençe dinlerken.
Kaçkarların doruklarından bakarken yeryüzüne Tanrının gözleriyle,
Sert rüzgarlar okşarken saçlarımızı,
Kanatlanıp uçmak misali özgürken.
Yaşam yeniden anlam bulurken son kaybettiğimizden bu yana,
Bir bebeği sevmek gibi, kuş sesini sevmek gibi, ilk balık tutuşun gibi.
Yakamoz vururken yorgun dalgalara;
Kulaklarında denizin sesi sevgiliyle uzanmak gibi kumsala.
Daha diyeceklerimiz, deyişlerimiz vardı;
Hayata dair, insanlara dair, insanlığa dair.
Uzak diyarlarına gidecektik memleketimizin ve memleketimizden uzak diyarlara.
Daha bir çiçek büyütecektik balkonda,
Bahçeye ıhlamur ağacı dikecektik.
Daha sevgiler yeşertecektik.

Daha şarap içeceğiz doğduğumuz topraklarda,
Tanrının elleriyle dokunurken kartalların kanatlarına Kaçkarlardan.
Nereye, nereye gidiyorsun SEVGİLİ DOSTUM.

Gidişin YIKAR bizi.

Mekanın mutluluk olsun...

 
Toplam blog
: 3
: 480
Kayıt tarihi
: 22.02.09
 
 

Karadenizliyim. Ülkemin her köşesi çok güzel ama bir Karadeniz bir de Datça benim için tam bir tutku..