- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Gidişattan endişe ediyorum...

Evet, soru bu… Nereye doğru gidiyoruz?
Bu soruyu bana sorduran konu RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu) yasasında yapılması düşünülen(!) değişikliklerle ilgili çalışmalar.
Basına yansıyan kadarıyla, örneğin dizi filmlerinde, sigara, esrar içilen veya içenlerin görüntüsü olmayacak. Adam içmiş, sarhoş, sarhoş görüntüsü de olmayacak… Adam narkotik kurbanı, görüntüsü olmayacak. Bu ve benzer görüntülerin yer almasına yasaklama getiriliyor.
Gerekçe?... Gerekçe var, kötü örnek oluyor.
Peki, dünyada “Kötü örnek” oluşturacak hiçbir olay gerçekte de yaşanmıyor mu? Bunların “Kötü” olduğunu vurgulamak için “Göstermek” gerekmez mi?
RTÜK’e göre demek ki olmayacak. Örnekleme yapacaksanız, iyilerden yaparsınız, hayatın gerçek yüzlerini saklarsınız, sakladığınız kişiler bir gün o gerçeklerle karşılaşınca da uzaydan gelmiş gibi bakar kalırlar.
İran’a gittiğimde, arkadaşlarımın bazılarının evinde yasak olmasına rağmen, saklı gizli “Uydu”dan yayınları alacak kurulumları vardı. O cesareti gösterip de “Uydudan yayın izleyen” sayısı elbette ki sayılı sarımsak dikili soğan gibi. O zaman yapacağınız, eğer televizyona bakmak zorunda kalırsanız, İran yayın kanallarını izlemek zorunda olduğunuz da ortada.
Özellikle belli saatlerde yayınlanan “Azerice” yayınları izlemek durumunda kaldığım zamanlar oldu. O yayınlar arasında, Farsça bilmeden, sadece görüntüyü izlediğim de.
Görüntü deyince aklınıza ne geliyor bilemem ama bol bol dağ tepe, tabiat, çiçek, akarsular manzaralar eşliğinde izin verildiği kadar müzik izleyebilirsiniz. Müzik “İzleme” nasıl oluyor derseniz, bir taraftan müziği dinlerken ekranda da işte dağ tepe, tabiat, çiçek, akarsular, manzaralar gibi…
Dizi filmleri de benzer görüntüler ile izleyebilirsiniz. Yani, hayatın “Gerçekleri”nin yayınlanması, oralarda da yasak, Kötü örnek olmasın diye.
Kapalı mekânlarda fiilen sigara içilmesinin yasaklanması ne kadar mantıklı ise, filmlerde yasaklanmaya kalkışılması bir o kadar anlamsız.
Kapalı mekânlarda sigara içilmesinin getirdiği sorunları, açık havada içerek nasıl anlatacaksınız? Ya da “Kötü” diye vurgulayacağınız konuları?
Hani bazı filmlerin sonunda, kahramanların sonraki yıllarını “Sesli anlatım” olarak verirler ya. Her halde öyle verilecek.
Şunu söyleseler, onu da anlarım… Dizilerde ve filmlerde “Kamu görevi” yapanlar, araçlara bindiklerinde mutlaka önce emniyet kemerlerini takacak şekilde görüntü verecekler. Bunu anlarım… Kamu görevlisi de olsa, araca binince mutlaka emniyet kemerinin takılması gerektiğini “Örnek davranış” olarak anlatması bakımından önemlidir. Örneğin “Arka koltukta oturanlar da emniyet kemeri takacak” deseler (Belki de var, bilmiyorum) Sayın Başbakan aracına bindiğinde emniyet kemeri takacak mı? Takacak veya takmayacak, bunu bilmem, film icabı göstermek gerekince, takmıyorsa biz “takılı” mı göstereceğiz?
Gerçek hayatta hiçbir kamu görevlisinin aracına bindiğinde “Emniyet kemeri”ni taktığını göremezsiniz. Bir film çekerken bunu anlatacaksak, nasıl anlatmamız gerekir?
Filmi başa saracağız ve sesli olarak “Bakın, bu görüntü yanlış, şimdi size doğrusunu göstereceğiz” mi diyeceksiniz?
Elbette burada “Kötü örnek” kaygısından ileri gelmiyor, mesele başka… Örneğin, ülkenin hemen her yerinde meyhane var, orada insanlar oturup alkol alıyorlar. Eğer sizin konunuzun içinde bu sahne varsa, atlayacaksınız.
Her eylemin kendine göre gerçekleri ve olmazsa olmazları vardır. Bunları orasından burasında çekip çıkarttınız mı olmaz. Hayatın gerçeklerini anlatırken, gerçek görüntüleri yansıtamazsanız, anlatamazsınız.
Tabi ki konu “Senin yasağın kötü, benim yasağım iyi” anlayışından geliyor. Ne yazık ki bu anlayışın örneklerini de her geçen gün teker teker ortaya konulduğunu ve hayata geçirildiğini görüyoruz.
Bu işin RTÜK kanalından yürütüleni… Diğer kanallar da kendilerine göre saman altından suyu yürütmeye devam ediyorlar. Tabi bir “Kısım” kişiler de durgun ve sessiz akan suyun uyuduğunu sanıp, kendilerini “Uyanık” göstermeye devam ediyorlar.
Ninniiiiii… Uyusun da büyüsün benim oğlum ninni…
25 OCAK 2008