​ Gitme meçhul diyara... / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Gitme meçhul diyara...

Gitme meçhul diyara...
 

"RESİM:ALINTI"


Korkuyorum seni böylesine derin sevmekten. “Sevmekten korkulur mu?” dediğini duyar gibiyim. Korkulur sevdiceğim. Bu kadar sevince kaybetmek korkusu gelir, yerleşir insanın yüreğine. “Yine vesvese yapıyorsun” diyeceksin, biliyorum. Nasıl yapmayayım? İnandırmışlar bir kere her güzel şeyin sonunun kötü bittiğine. Ödenmesi gereken bir bedel olur olmaz zamanlarda çıkıveriyor karşımıza sanki yaşanmış günlerin diyetini almak istercesine. Boynumuz kıldan ince kader karşısında. Ödüyoruz biçtiği bedeli sorgulamadan.

“Takılma boş kuruntulara. Şimdi yanındayım ya. Bırak kendini kollarıma. Bu anın tadını çıkaralım.” diye fısıldıyorsun kulağıma. Nasıl dinlemem seni? Nasıl bırakmam bedenimi sevgi dolu sıcaklığına?

Engel olamam gözyaşlarıma akıverirler ansızın. Parmaklarının dokunuş kurutur her birini.

Senden geriye kalmak istemiyorum ecel kapıyı çaldığında. Önce beni, beni almalı Azrail. Biliyorum insafsız davranıyorum bu kez. Kendimi düşünüyorum sadece. Ben gidince senin ne gelgitler yaşayacağını hesaplamadan, deli dolu dileklerde bulunuyorum. Mazur gör sevdiğim. Yüreğim korkak bu konuda. Hazır değilim sensizliğe. Her ölüm, erken ölüm denildiği gibi.

Neden takılıp kaldım ki ölüme? Beraberinde ayrılığı getireceği için mi? Ölüm Allah’ın emri ama ayrılık. Ölümden de beter. Sensizlik bir kor gibi dağlamamalı yüreğimi. Canımı yakmamalı yokluğun. Kanatmamalı durup durup gözlerimi. Hayalinle bir başıma yapayalnız kalmamalıyım daha önce her köşesine kokunun sindiği, senden izler taşıyan aşk mabedimizde. Resimlerine bakıp bakıp da canlan yeniden diye hayallerimde yolculuk yapmaya gücüm yetmez. Tek başıma geçemem seninle el ele yürüdüğümüz ağaçların altından. Geceler hüzün verir, uyku tutmaz, geçmez saatler, üşürüm. Katlanamam seninle dopdoluyken sensizliğe.

Gidersen kim özleyecek beni? Kim sevdiğini söyleyecek saat başı? Kim şımartacak anlık süprizlerle? Kimin kıymetlisi olacağım? Güzel olduğumu kim söyleyecek? Saçlarımı kim beğenecek, söylesene kim okşayacak? Kimin omzuna yaslayacağım başımı en üzgün olduğum anlarda? Kim anlatacak en güzel hikâyeleri? Kim güldürecek yüzümü? Nasıl vakit geçireceğim? Neye kadeh kaldıracağız? Mumların ışıkları sönecek, şöminenin ateşi küllenecek. Lokmalar geçmeyecek boğazımdan. Dolapta öylece kalacak kıyafetlerin. İçinde sen olmayacaksın. Pijamalarında kokunu arayacağım. Çieçekler solacak kristal vazoda. Gözyaşlarım dinmeyecek hayat devam etsede. Söylesene cancağızım sen gittiğinde hayat nasıl devam edebilir ki?

Aslında ikimizde çok şanslıyız. Her kula nasip olmaz böylesine hissetmek yüreğinde ve yaşamak aşkı. Korkum birazda bu yüzden olmalı. Kem gözlere, nazarlara, kıskananlara, yaşayamayanlara, gıpta edenlere inat doludizgin seninle olmak dileğim bir ömür boyu. Aklından geçenlerin her zaman ki gibi benimle aynı olduğunu bilmek, senin de benimle bir ömür boyu birlikte olmayı dilediğini duyumsamak serin sular gibi rahatlatıyor yüreğimi. Seni öyle çok seviyorum ki… Sevmekten bile korkuyorum.

Korkunun ecele faydası yok biliyorum ama… Sakın, sakın gitme benden önce. Ya da beni de götür giderken o meçhul diyara...

 
Toplam blog
: 755
: 776
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..