- Kategori
- Anılar
Gitmek lazım ( Nerede Gazipaşa Mahallesi'ndeki dostlar)
Gazipaşa Mahallesi… Burada doğdum, burada oynadım, okula gittim, zorluklar, acılar çektim, hastalandım, eğlendim, ağladım, âşık oldum çok ama çok sevdim ve büyüdüm.
Anılarım burada dostlarım burada çocukluk arkadaşlarım burada…
Uzun zamandır mahalleme gidemiyorum, gitmek istesem de ayaklarım gitmiyor.
Mahallemiz eski mahallemiz değil, dostlar arkadaşlar aynı dost ve arkadaşlar değil, mahallem bakir görünümünü kaybetmiş yabancılaşmış…
Sokaklarında dostlar yok, her sokak daha sessiz hatta daha hüzünlü. Tanıdık yüzler apartmanların balkonların da ya da pencerelerin camlarında değiller…
Çok sevdiklerim ya terk edip gittiler başka şehirlere, mahallelere,
Saydığım herkesten daha değerli kolay kolay unutamayacağımız büyüklerimizi de çoğu kez zamansız sonsuzluğa uğurladık…
Önce babam, Mehmet Taslakçı, İbrahim Aydınalp (Bakkal İbrahim Amcamız) Kamran Ural, Hasan Bölükbaşı, Cemal Koçak, Cin Halit, Emin Koçak Akın Göçmen, Fazıl Yalçın ve adını yazamadığım çok büyüğümüz ve arkadaşımız yoklar artık…
Annem Zarife Özgenç, Zehra Barut, Şefika Koçak Sıdıka teyze, öğretmenlerin öğretmeni Nermin URAL sonsuzluğa uğurladığımız sevdiklerimizden sadece bir kaçı…
Bana bisiklete binmeyi öğreten M. Nazif URAL da yok artık mahallede, Mardin de bir çimento fabrikasının Genel Müdürü…
Ya yüzmeyi öğreten sevdiren büyük sporcu rekortmen Faruk MORKAL ağabeyim, kim bilir nerede şimdi, bilmiyorum en son “Sulama kanalından olimpiyata” isimli bir kitap yazmıştı görüşmüştük, uzun zamandır da görüşemiyoruz…
Hasan Fehmi Türeli, Yavuz Dönmez, Mahmut Erküçük Düriye, Aysel, Birsel mahallede olmayan mahalleliler…
Eski değil eskimeyen dost Mustafa Şimşek İstanbul da “ekmeğinin” derdine düşmüş hepimiz gibi…
Bakıyorum da hatıralar kumbarama bana futbolu da insanlığı da dostluğu arkadaşlığı sevgiyi şarkıları öğretenlerin hemen hepsi Gazi Paşa Mahallesinden…
Dedim ya “gidemiyorum” mahalleme, çünkü yukarıda saydıklarımın eksikliğini duyuyorum, onları öylesine çok özlüyor, her fırsatta gözlerim arıyor ki anlatamam. Ve biliyorum ki gidersem “hiçbirini” göremeyeceğim.
Görmeyince de hüzün kaplayacak içimi, üzüleceğim belki de biran gelecek istemeden saygısızlık edeceğim anılarına, korkuyorum…
Gitmek, her zaman her an gitmek istiyorum çünkü “Onlardan geride kalmış, ufak tefek belki de yere dökülmüş insanlık dostluk ve sevgi kalmış mı diye bakmak, dökülen yere düşenleri toplamak için,
Daha fazla insanlık daha güzel dostluklar “öğrenmek” için, gitmek istiyorum.
Ayaklarım geri gitse de ilk fırsatta koşa koşa gidiyorum…
Ben bu açıdan bencilim, ben bu bakımdan yoksulum, ben bu güzel insanların dostluğuna sevgisine öğretilerine öğreteceklerine hala açım, hala çocuğum, hala büyüyemedim ve hiçbir zaman da büyümek de istemiyorum.
Onlar yok, onlar yanımda değil, büyümüşüm bana ne?
Elimde değil, dedim ya bencilim, yarım kalan ve doyamadığım doyamayacağım kadar yüce sevgilerinden dostluklarından daha fazla pay almak istiyorum…
Yürürken yere bakıyorum, gözlerim olmadığından daha iyi görüyor, çünkü “onların” anılarının üzerine basmak, yüreklerindeki muhteşem güzelliği kirletmek istemiyorum…
Gazi Paşa Mahallesi, bildiğimiz bakir mahallemiz değil, değişimden, çarpık kentleşmeden, günün modası kentsel dönüşümden nasibini almak üzere…
Atatürk Caddesi ile Kenan Evren caddesini birleştirecek büyük ve uzun bir bulvarın ilk temeli “alt geçit” çalışmaları mahallemizin dibinde başladı…
Geçmişte top oynayacak sahalarımızı, üzerine tırmanacağımız dut ve çam ağaçlarımızı almışlardı ellerimizden şimdi evlerimizi alıyorlar tek tek.
Vurulan her çekiç darbesinde yüreğim cız ediyor, onca hüzün onca acı onca sevinç, anılar ve aşklar çekiç tutan ellere kapanıyor sanki...
Bu gariban yazarın her zaman dediği gibi;
“Zamanı gelince gitmeli bazen insan,” belki de çok geç olmadan!
İyi haftalar efendim…
Erdoğan ÖZGENÇ