​ Gittim, gördüm, Aşık oldum: Kabak Koyu / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Gittim, gördüm, Aşık oldum: Kabak Koyu

Gittim, gördüm, Aşık oldum: Kabak Koyu
 

Kabak Koyu


Gün batımı ve gün doğumu benim için her zaman çok özeldir. O anlara tanıklık ederken, aklımda olumsuz her ne varsa uçup gider. Sırf bu yüzden, tatile çıktığımda öğle saatine kadar uyuyanlardan olmadım hiçbir zaman. Şafak vakti yerimi alıp, güneşin doğmasını beklerim arınabilmek için. Gün batımında ise buruk bir mutluluk çöker üzerime, ama yine de tebessümle batırırım güneşi. Jabiroo Kuşu olarak, tam anlamıyla arındığım bir yerdeydim bu kez. Güneşin bir başka battığı, yıldızların bir başka parladığı yerdi burası; Işıklar ülkesi Likya...

Muğla, başlı başına bir tatil cenneti. Ama kendi içinde öyle cennetlere sahip ki, hepsini ayrı ayrı ele almak gerekir. Ne zamandır aklımın bir köşesinde olan Kabak Koyu için sonunda fırsat yaratabilmiştim. Sizi temin ederim, görüp görebileceğiniz en büyüleyici gün doğumu ve batımı burada. İnsanı yenileyen doğal güzellikleri, o canlandırıcı atmosferi saymıyorum bile. Ne yöne baksanız ayrı bir göz kamaştırıcı manzarayla karşı karşıya kalıyorsunuz. Deniz harika, temiz ve berrak. Hatta koyun en tepesine çıkıp aşağı baktığınızda, teknelerin denizin dibine yansıyan gölgelerini görmeniz bile mümkün! Şehir hayatından uzak, kendinizle baş başa kalmak istiyorsanız, şiddetle tavsiye ediyorum burayı.

Kalacağım otel, Kelebek Vadisi’ne arabayla 10 dakika uzaklıkta. Otelin toprak yolu araba ile gelmek isteyenler için tercih edilebilir fakat ben tekneyi tercih edip, denizin tadını çıkarmak istedim.

Otele gider gitmez beni kahvaltıya davet ettiler. Kahvaltıda yöresel tatlarla zenginleşen serpme kahvaltı veriliyor. Her şey çok lezzetliydi. Kahvaltıdan hemen sonra biraz dinlenmek için odama çekildim. Odamın manzarasını yazarak anlatmam imkansız ama deneyeceğim: Yatağımın hemen karşısındaki, yerden neredeyse tavana kadar olan pencerelerden baktığımda, Kabak Koyu o eşsiz renkleriyle ayaklarımın altındaydı... Otel, konumuyla ve dekorasyonuyla kesinlikle hakkını veriyor. Sırf bu manzara için bile saatlerce odamdan ayrılmak istemedim desem abartmış olmam sanırım.

Öğleden sonra koyda bulunan bir kamp merkezinin yoga platformuna rastladım. ‘’İşleyen demir pas tutmaz.’’ deyimi kulaklarımda çınlarken, kendimi, egzersiz yapan insanların arasında buldum. Platformda tanıştığım bir grubun, egzersizin ardından şelale yürüyüşüne gideceğini öğrendim ve aralarına katıldım. Öyle büyük bir şelale canlanmasın gözünüzde, minyatür bir şelale gibi buradaki ama elbette görülmeye değerdi.

Bu yorucu etkinliklerden sonra midemi düşünmenin vakti gelmişti. Otel, misafirlerine akşam yemeği için 3 farklı set menü veriyor. Otelin, Dünya Mutfağının birbirinden lezzetli yemeklerini ve yöresel tatları bir arada toplayan restoranı, benzersiz bir deniz manzarasına bakıyor. Her şey lezzetli, manzara eşsizdi...

Otelin yönlendirmesiyle scuba diving, yamaç paraşütü, safari gibi aktiviteleri de gerçekleştirebiliyorsunuz. Ama benim burada son günüm olduğundan, tüm bunlara zaman kalmamıştı. O akşam, Likya’ya söz verip ayrıldım oradan; yine geleceğim...

Işıklar ülkesi Likya'yı keşfedin! 

 

 
Toplam blog
: 67
: 2743
Kayıt tarihi
: 15.04.13
 
 

Jabiroo ismi bir tür Güney Amerika leyleğinden esinlenerek bulunmuştur. Jabiroo özel seyahat haya..