- Kategori
- Psikoloji
Göçebe ruhlar

Ait olmak duygusu, ruhlarımızın prangaları bizim.
Bir yere, eve, eşyalara, insanlara, anılara hatta bir düşünceye ait hissetmek kendini. Ve sonsuza dek öylece kalmak orada…
Kendini ait hissetmek , güven ve huzur verse de bir yandan prangalarla bağlar bizi.
Gitmeler ne kadar zor ve sancılı ise , kalmalar da o kadar kolay. Kalan, gidenle birlikte eksilse bile...
Ufuk çizgisi, pencerenizden görünenler, servise binen çocuklar , köşedeki seyyar satıcı aynıdır hep.
Evdeki kırmızı koltuk, şarap lekeli masa örtüsü, yarısı yanmış mum , fotoğraf çerçeveleri...
Ve eski pikapta çalan şarkı aynı.
Ağaçların siluetleri, denizin rengi, dalgaların sesi , martıların telaşlı çığlıkları ve denizdeki yakamozlar hep aynı.
İnsanlar, ağıtlar, sitemler aynı. Güneşin doğuşu, batışı ... Ya dağda batar aniden, ya da usul usul denizde. Ya üstünüze doğar, ya da arka odanızda. Biraz eksilse de ; aynıyla vaki sürer gider yaşam.
Gidenler için dönüşsüzdür yollar . Ceplerinde ; geride bıraktığı her şehirden , her insandan kırık dökük izler...
Belirsiz, heyecanlı, tehlikelidir göç yolları.
Yeni bir şehrin ilk sabahına uyanmak korkusudur , en çok alıkoyan insanı.
Güneşin ne yandan doğacağını bilememek ,
Belki de bıyıkları yeni yeni terleyen o esmer kavruk simitçinin bildik sesini duyamamak artık…
Yeni bir şehirde geçmişi, kimliği belirsiz , ortak yaşanmışlığı bulunmayan bir yabancı olmak ansızın. Şehirlerin de insanlar gibi kalbi vardır. Ve kalplerinin etrafına ördükleri yüksek , uzun ,aşılması zor duvarları .
Küçük düşmeyi, zarar görmeyi, başarısızlığa uğramayı, göze almak demektir o duvarları aşmayı istemek. Risk demektir. Sil baştan yaşamak , ezberleri bozmak demektir.
Mucizelere inanarak, üstünden bir silgiyle geçtiklerimiz yerine , yarına kalacak yeni anılar edinmeye koyulmak…
Hayat belki de göç etmekten ibaret. Mekanlarımız hiç değişmese bile, başka yaşlara, başka şartlara, başka düşüncelere, başka aşklara taşınmak, yeni dostlara , ayrılıklara alışmak. Bildiklerimizin değiştiğini görmek, bilmediklerimizi öğrenmek,
Ya da hiç bir şey bilmemek aslında…
Keder terkilerinde gelse de göçebe ruhlar, bilinmeze doğru sürer atlarını...