- Kategori
- Ankara
Gökçek'le sudan bahaneler programı
Gökçek'le Sudan Bahaneler Programı
Değerli Başkentliler, bu gece TGRT kanalında Ankara Büyükşehir -büyük ama suyu olmayan- Belediye Başkanı Melih Gökçek, su sorununu masaya yatıracak. Gökçek daha önce, yazar Emin Çölaşan'la da bu kanal önünde hesaplaşmıştı ve programın seviyesi inanılmaz derece düşük geçmişti. Bu gece ekrana gelecek programın ciddiyetini hepiniz tahmin edebiliyosunuzdur, ancak ben sizden tüm öfkenize rağmen televizyonlarınızın karşısına geçerek sabır ve ibretle Gökçek'i izlemenizi rica ediyorum.
Neden mi? Çok basit...
Gökçek denen zat-ı muhterem gökten zembille inmedi ya... Sen, ben, bizim oğlan oy verdi de, o oralara geldi.
Öncelikle diktiği ithal ağaçlardan tek bir adeti tutmayan ve uzmanların önceden bu iklimde bu ağaçlar yetişmez uyarılarına kulak tıkayan şahıs, yıllardan beri Ankaralıların sinirlerini bozmaya devam ediyor. Kuğulu Park'a minimum tecavüz adı altında saldırmaya kalkışan şahıs, kendisini durdurmaya kalkan Kavaklıdere sakinlerini, astırdığı pankartlarla provokotörlükle suçlamıştı. Bugünde susuzluk nedeniyle mağdur olan ya da patlayan borular sebebiyle işyerlerini su basan insanların tepkilerini, sol grupların militanları diye algılamaktadır.
Muhalefet ona metro ve baraj yap diye seslendiğinde, o altgeçitler ile karşılık verdi. Barajlarımızdaki sular çekilirken, alt geçitlerimizin halini anımsarsınız, yağan ilk yağmurda lağım sularının hedefi oluvermişti. Artık Başkent demeye yakıştıramadığım Ankaramızın altyapısı ile üstyapısı tersdüz olmuş duruma geldi. Bugün kentimizde trafik iyi kötü akmaktadır ama öncelik sıralamasında altgeçitlerden geride kalan içme suyu altyapısı nedeniyle sular akmamaktadır. Bundan böyle Ankara'da sudan bahane dediğimizde, önemli bahaneler var gibi algılamamız gerekecek; çünkü Ankaralı suya hasret.
Eski bir deyim vardır, ''... deyince akan sular durur'' diye işte bu söz artık gerçek sahibini mecazi anlamı yerine gerçek anlamını alarak bulmuştur. İktidar yöneticileri, vatandaşlarımıza sürekli üremelerini tavsiye ediyordu ya. İşte bu dua da tuttu. Üredik ama bugün susuz ve işsiz yarında elektriksiz ve çaresiz kalacağız... AKP iktidarı ile Arap kültürü toplumuz üzerinde egemen olurken, Çöl iklimi de coğrafyamıza hakim oluverdi. Cemil Meriç'in coğrafya toplumların kaderi midir sorusunu tekrar irdelemek gerekir diye düşünüyor ama bir yandan da Japonya'nın deprem, İsrail'in susuzluk ile başarılı mücadelesini imrenerek analiz etmeye çalışıyorum.
Son olarak, Gökçek bizleri dua etmeye çağırıyor yani 21. YY'da vatandaşlarını Allah'a havale ediyor. Bir yandan Allah'ın nimeti olan ormanları talana göz yumacaksınız, rant uğruna güzelim akarsularımızın kirlenmesine sessiz kalacaksınız, diğer yandan da kader diye işin içinden sıyrılmaya çalışacaksınız. O nedenle ben de vatandaşlık hakkıma dayanarak adaletin kalmadığı ülkemizde artık Gökçek'i Allah'a havale ediyorum...