- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Gökova Akbük'te Ağaç Kıyımı
Bir dönem Akbük'te halkın ihtiyaçlarını karşılayacak büfe, kafeterya, işletmeler olsun, diye düşündük. Tuvalet, wc ihtiyaçları karşılansın istedik. Bunlar insani yaşam gereksinimleri ile ilgili idi.
Ancak işletmeler açılırken denetimsiz kontrolsüz değil, medeni bir uygulama ile sahil kirletilmesin düşündük.
Bir gece ansızın gelebilirim deyip güzelim menengeçleri kestiler
Gözle kaş arasında kestiler!!! Sahile şezlong için diye düşündük. Çünkü açılan işletmeler geçen yıl göz koymuştu.
Ama hayır aldanmayın bakarsınız bir boşlukta başka nasıl gelirler?
Deniz manzaralı şezlong sefası sunacaklar öyle mi? Oysa o ağaçların koyu gölgesinde ördeklerle şarkı söylediniz mi? Bir saz alıp , dudaklarınız şarkı, dalgalara bıraktınız mı? Ya da havlunuzu ağacın dalında kuruttunuz mu?
Ya da açıp yemeğinizi yerken güneşin yakıcı yüzlerinizde mutlulukla güldünüz mü?
Sevgilinize “seni seviyorum” deyip kaç kez öptünüz? Dostluklar arkadaşlıklar kurup günübirlik tatlar geçirdiniz mi?
Kim bilir gece yıldızlar koşmuştur, mehtaplı sulara inmişlerdir . Oradan oraya koştular, telaşlandılar.
Kesim motorunun sesiyle yıldızları çaresiz bıraktınız! Balıkçılar duymasın diye müzik sesleri ile örttünüz.
Katlettiniz, güzelim menengeçlerimize hiç acımadınız!.
Ancak yıldızlar size bir daha gülmeyecek, göz kırpmayacak.
Biz sizi hiç affetmeyeceğiz. Mutluluk yüreğinizdir, unutmayın para sizi yutacaktır.
Oysa hayat ve Akbük bir melodi şarkıydı. Akbük'te gece yıldızlarla, gündüz ördeklerle gezelim.
Eski yıllar!
Henüz muhteşem o bakir koydu . Eski yalnızlığını özlüyor. Yolu, elektriği yoktu. Sessizdi, şırıl şırıl kıyıcıkları. Koya hakim Halep çamları. Kuş, böcek, börtü sularla melodisi.
İki çocuk salda kürek çekiyordu. Uzanmış boylu boyunca boncuklu deniz Körfez'e akar gider. Koyda sevdalarını, anılarını, aşklarını, en kötü ya atıklarını bırakanlar.
Koyun melodilerinde aşklarını koynunda saklayabilir misin bir daha . Güzelliğini koruyun, hayran seyredin ve ellerinizi uzatın güzelliğe.
O koy, koylarımız, ormanlarımız, denizlerimiz, derelerimiz bizim. Kalbinizi bağlayın.
Demişiz...
Bir gün atlas dergisinden gazeteci gelir yıl 1994. Muğla kıyılarını dolaşır ve Akbük'e iner. Yerkesik dağ köylerinden dere boyu zakkumların içinden geçecektir. Tam tepeye geldiğinde objektifinde Akbük takılır. İner koya. .Henüz elektrik yok, su yok, yol yok , tozlu yollardan geçer, gazeteci.
Fotoğrafına kazlar takılır . Fotoğraflar alır sahilde kıyıdan. Gider Atlas dergisine şöyle bir başlık atar.
AKBÜK, SESSİZLİK VE SİZ...
Bir gün yine TRT ekibi gelir kameramanı çekim yapar. Giderken tam da tepede Altaş'ta derki, aman dikkat edin , sakın buraları bozulmasın .
O Altaş ne anıları vardır o Akbük için sevdası vardır. Korudular, onlar sevdiler. Gün batımına yakın kıyıya yaklaşan tekneler su şırıltılarının yaladığı koyda gözleri, elleri , emekleri ile korudular, sevdiler
Hani koruyamıyoruz. Yasalarımız gelişmişliğimiz yaşam kalitemiz , uygar ölçülerimiz dünyanın incisini körfezimizi, memleketimizi korumaya elverişli, yeterli değil.
Muğla kıyıları Özal'ın çıkardığı özel çevre koruma bölgesi kararnamesi ile aslında korunmuş, ancak bu düzenlemenin dahi yapılması o dönem tahammül edilmemiştir, kaygı duyulmuştur, karşı çıkılmıştır. Ancak o kararname şu ana dek korudu, diye düşünmekteyim.
Şu anda özel çevre koruma bölgesi olmaktan çıkarılmıştır, yeni sit düzenlemesi adı altında şu an ki, boşluk nedeniyle kimin ne yaptığı bilinmemekte ve sit düzenlemesinin ise dört gözle çıkması iştahı açmaktadır. Sit düzenlemesi koruyabilecek mi? 1. derece sit, 2. derece sit, 3. derece sit uygulaması ile Muğla kıyılarını neler beklemektedir.?
Muğla 2014 Büyükşehir yasası ile birlikte tüm kıyıların yetkileri Şehircilik ve Çevre bakanlığı denetimine geçmiş elinden alınmıştır. Ancak yerel yetkililerin ve STK ların, kamuoyunun yapabilecekleri çok şey vardır.