- Kategori
- Deneme
Gördüm...

Gözünde hüzün vardı, gördüm… Saklamaya çalıştı öfkeliymiş gibi baktı. Ama ben gördüm. Gözünde hüzün vardı…
Sağ tarafta uzanıp giden ay çiçeği tarlaları, solda bir çoban koyunlarını otlatıyor. Ve ‘’o’’ patika yolda üç tekerlekli bisikletiyle bana doğru yaklaştı. İşte o anda gördüm… Gözünde hüzün vardı, evet eminim gördüm. Biz burada yabancıları sevmeyiz der gibi baktı yüzüme.. Beni korkutmak istercesine öfkeli bir hal takındı. Ama ben yinede gördüm.. Gözünde hüzün vardı.
‘’Pardesü giymiş bir ağaç gördüğümü sandım ve o ağacın bana doğru yaklaştığını’’ dedim ona. Gülümsedi… ‘’Biz ona Adem ağacı deriz’’ dedi. Gülümsedi ama gözündeki hüzün gitmedi. Güneş battı, gün geceye döndü. Ayın ışıltısı vurdu yüzüne… Uzaktaki dağda kurtların uluması çoban köpeğinin havlamasına karıştı. Koyunlar evlerinin yolunu tuttu.
Ayın ışığında bir kez daha gördüm. Daha net gördüm… Evet vardı, gözünde hüzün vardı!
Tam gidiyordu ki birden durdu. Gözümün ta içine bakarak ‘’Baksana!’’ dedi. ‘’Yoksa hüznümde gözün mü var?’’
‘’Biliyordum’’ dedim. ‘’Onu benimle paylaşmayacağını biliyordum’’
‘’Madem biliyordun ne diye geldin buraya kadar’’ dedi.
‘’Gördüğümden emin olmak için’’ dedim.
‘’Artık emin misin?’’ dedi.
‘’Evet’’ dedim.
‘’Asla gördüğünle yetinme, asıl marifet görülmeyeni görmekte’’ dedi.
Elini uzattı ve avucuma bir şey bıraktı. Sonra üç tekerlekli bisikletini ayçiçeği tarlasına doğru sürmeye başladı. Gözden kaybolana kadar arkasından baktım. Sonra avucuma bıraktığı şey geldi aklıma…
Ay ışığı yeterliydi görmem için ve gördüm…
Avucumda hüzün vardı…
14 Haziran 2010 02:26