- Kategori
- Haber
Gösterilen ergenekon kılavuz istemez!

Ergenekoncu hücre...
“Hah, işte bak gördün mü? Silahlar çıkıyor kuyulardan, masa üstünde unutulmuş krokilerden!”
“Vay be, ne Ergenekon’muş!”
“Sen misin 367 kararını veren adamı böyle yaparlar!”
“Derin devlet temizleniyor!”
“Ergenekon’un avukatı mısın!”
“Şimdiye kadar faso, fiso diyenler artık inanır!”
“Onlarca belge, powerpoint sunumları, suikast listeleri, suikast silahları, TNT, makinalı tüfekler, C4, glock marka tabancalar, ajandalar, otuz iki tekmili birden…”
“Tablo net, elbette görmek isteyene.”
Yukarıda kabaca özetlemeye çalıştığım düşünceler Murat Belge’nin ve blogda az çok okumaya aşina arkadaşların şıp diye anlayacağı Antepli biraderlerimin düşüncelerinin özeti.
Dostlar bu ne acele yahu. Nasıl oldu da yargıdan önce hükmü verdiniz, yoksa bir yerlerden tiyo mu geldi…
Veya farkında olmadan ülkede devrim filan oldu da haberimiz mi yok!
Halk adalet isteyip kontrgerillayı açığa mı çıkardı.
Kısaca beyin cimnastiği ( beyin fırtınası diyorlar ya aldırmayın siz!) yapalım isterseniz ama siz zaten hükmü vermişsiniz fakat belki bazı okuryazar (düşünmeyen yurttaş sorulara yanıt arar, vesile oluruz!)’ın aklına birkaç soru takılır.
Baştan söyleyeyim isterseniz bu davadan bir şey çıkmaz. Olsa, olsa Susurluk cenahlarında takılır kalır. Asi kardeşinizin yazılarında ara sıra söz ettiği vatandan geçinenlerin birkaç kirli işi ortalığa dökülür ve de sizler tatmin olursunuz çünkü daha şimdiden yoldan çıkmaya müsait düşünceler içindesiniz.
Derin diye adlandırılan, kimine göre kontrgerilla tanımlarıyla soyutlanan oluşum her ne ise aslında bu gün medyası, köşe yazarı, blogcusu, siyasetçisi, yargısı ile onun projektörü ile bizlere gösterdiği kadarı ile yetinmek durumundayız. Zavallılığa bakar mısınız; izin verildiği kadar ortaya dökülenler üzerinden sonuca varıyoruz, pes doğrusu.
Efendim şu delilleri bir irdeleyelim bakalım ne çıkıyor ortaya…
Daha önce de yazdım kroki ortada, silahların gömülü olduğu yerleri kabak gibi bulan polis sekiz sütuna manşet veriyor.
Bir; Ergenekon davası yirmi aya yakın bir zamandır sürerken bu suçlu güruhu embesil filan mı ki “darbe hazırlığı yapıyorum gel yakala” dercesine her şey ortada…
İki; Kazılardan çıkan silahlar gelinlik kız gibi fabrikadan yeni çıkmış haliyle.
Üç; MKE açıklama yapıyor; bulunan silahları eğer mahkeme isterse ayrıntılı bir şekilde kime ne zaman verilmiş açıklarız diye.
Dört; Mahkeme istemezse yurttaş olarak ben bütün bunları öğrenemeyecek miyim?
Beş; 12 Eylül öncesi polisimizde siyasi ayrışmalar olduğu için delilleri yanlarında getirirlerdi; bu gün bulunan deliller de hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde açıklanmazsa aklıma kimse gem vuramaz değil mi, istediğimi düşünürüm.
Altı; Bu yazar, çizer yani mahallenin as takımı her türlü olasılığı düşünüp yanıtlamadan Sümerlerde olduğu gibi neden türban takarlar ki akıllarına.
Son söz; eğer derin devletin bu kadar sığ, saftirik olduğunu düşünüyor ve tüm kozları buna oynuyorsanız siz bir yana memlekete de geçmiş olsun.
Önce lavobaya uzanıp uykunuz açılsın diye yüzünüzü bir güzel yıkayın, belki ayılırsınız. Gazozun etkisi başka türlü geçmez, geçmiş olsun demeden önce tekrar ediyorum; görülmesi istenenler üzerinden jimnastik yapıp eğlenerek ergenokunun figürü olmakta varmış kaderde diyeceğiniz vakitlerden önce hiç değilse gazozun tarihine bakın!
Bana müsaade 11.dalgada görüşürüz en azından…