- Kategori
- Blog
Gözümde canlanır koskoca mazi (3)

Yazılacak o kadar çok isim var ki bu gidişle Muazzez Ersoy’un Nostalji Serisini bile geçeceğim...
Listeyi hazırlarken arapsaçı olmaması bakımından Eski bloger/Yeni bloger” şeklinde değil de sayfamdaki eski yorumlardan günümüze şeklinde hazırlayacağım. Aksi halde karışacağa benziyor.
“Herkesin haberi var” yazımdan sonra beni en çok endişelendiren “Deprem” konusunu işlemiştim. Beklediğim reaksiyonu da alamamıştım…
DEPREM
Bugün Düzce depreminin yıldönümü ve Ankara’da hatırı sayılır derecede bir deprem olmuş. Bu defalık ucuz atlatılmış, can ve mal kaybı olmamış. Geçmiş olsun diyorum...
TV de yine felaket tellalı gibi, 'İstanbul büyük depreme ne kadar yakın' sorusuna cevap arıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor. Deprem bilimcileri kendi aralarında bölünmeler yaşıyor. Olacak diyenler, olmayacak diyenler. Bu gidişle yakında bahis oynarlarsa şaşırmayın.
İstanbul ve İzmir’ de deprem tatbikatı yapılıyor.
Burada amaç , “ biz depremi unutmadık ” mesajı vermek olabilir mi. Neden olmasın?
Bir bina biliyorum. Bu binaya geçtiğimiz günlerde tahliye kararı çıktı. Gerekçe ise; binanın depreme dayanıklı olmadığına karar verilmiş. İzmir depreminin üzerinden bir yıl geçiyor ve bu bir yılın sonunda, “depreme dayanıklı değil” deniliyor.
Güler misin, ağlar mısın bir durum. Olayın üzerinden 365 gün 6 saat geçmiş, “bina tepenize çökebilir” diyorlar...
Bir başka komedi türü de, “binayı boşaltın” dedikleri zaman binasını boşaltan kimseye rastlamadım. Öyle ya, nereye gitsin bu insanlar? Zaten ömrünü yemiş ve bir ev satın almış ya da kira parasını bile zor veriyor. Sonra bir deprem bilimci çıkıyor, “deprem öldürmez, binalar öldürür” diyor. Çok doğru.
Vatandaş haklı ama uzmanlarda haklı. Bu durumda haksız olan kim?
Bu işte bir yanlışlık var. Ortada iki taraf varsa mutlaka bir taraf haksızdır. Bunun sağlaması da çok basit. Her iki taraf da haklı olsaydı bugün bu yazı yerine daha farklı belki de daha güzel konulardan sözediyor olacaktık.
Elin Japonu deprem olunca üst katlara çıkar biz kendimizi sokağa atmaya çalışırız. Tabi onların tuzu kuru. Biliyorlar ki binaları sağlam. Bizler de biliyoruz ki binalarımız çürük elma misali...
Ceset torbalarımız hazır diye övünen yetkililere, “benim için napardın” diye sormuyoruz. Çünkü cevabı biliyoruz. Değerli yetkililerimiz ceset torbası almışlar daha ne yapsınlar...
Bütün kayıplarımız için rahmet diliyorum ve yetkililere kaçak binalara ruhsat vermemelerini diliyorum.
Sağlıcakla kalın.
12 Kasım 2006
:) Nostalji serimiz devam ediyor;
Zeynep Gülay Kibaroğlu
Ümit Culduz
Hasan Göksu-P.Bahçe
Drgayemm
H.Hüseyin Dulun
Gülşen Aydın
Mehmet Önkibar
Fulya
Ada Esintisi
Rosemoon
Halide
Deniz
Homeros
Celal Çelik
Neşe Evrim
Yaşam Çiçeklerim
September1
Sevim Özkan
Ahmet Üstündağ
Sema Güzel
Özlem Akaydın
S_balatacı
Güneş Itır
Coşkun Karabulut
Emre C.
Murtaza Çiçek
Başak_33
Aycan-zmr
Gülgün Atalay
Emef
Ohannis
Sabiha Rana
Pirmete
Ahmet Yılmaz
Murat Ertaş
Talip Bölükbaşı
Mesut Selek
Şükrüye Kayhan
:) İyi bayramlar…