​ Gözyaşı ile silinen lekeler / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Gözyaşı ile silinen lekeler

Gözyaşı ile silinen lekeler
 

Demokrasi ve özggürlük gökkuşağının renklerinde gizlidir


Bu günlerde ölüm ve gözyaşı hiç gündemimizden ve TV ekranlarıyla, Gazete sayfalarından eksilmiyor. Bir gün bakıyorsunuz bir şehit yakınının gözyaşları sel olmuş akıyor. Bir başka gün kolluk kuvvetlerinin tekmesinden ya da namlusundan çıkan kurşunla can veren bir gencin yakınlarının gözyaşları insanın içini burkuyor. Bu ülkede bunların ne zaman biteceğini biz toplum olarak hep merak eder dururuz. Yetkililer her olaydan sonra bir demeç verir olay soğuyup gider ve her şey yeni bir gözyaşı dökülene kadar bir tarafa itilmiş olur.


Umarız bu gözyaşları ülkemizde yeşerecek demokrasi yaprakları olur. Bir gün ülkede akan kanın durmasına ve haksızlıkların temizlenmesine vesile olur.
Bakın tarihi bir efsane ne güzel bize anlatıyor;

Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe, delikanlının ki ise Piremus idi. Bunlar yan yana evlerde otururlardı. Birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine karşı aşk beslediler.
Fakat aileleri düşmandı, görüşmelerini istemezler birbirlerine uygun olmadıklarını düşünürlerdi. Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardı. İki evin arasında gizli bir çatlak vardı. Aileleri bunu bilmezlerdi. Onlarda geceleri burada buluşur; o aradan birbirlerine seslerini duyurur aşklarını dile getirirlerdi.


Bir gece ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe ağaca Piremus'dan önce varmıştı. Gittiğinde avını yeni yemiş ağzından kanlar akan kocaman bir aslanla karşı karşıya geldi. Korkarak bir mağaraya doğru koşmaya başladı. Farkında olmadan yolda boynundaki eşarbını düşürmüştü. O sırada Piremus geldi gördükleri karşısında donup kalmıştı. Kocaman aslanağzında kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe'nin eşarbını parçalıyordu. O an aklına gelen ilk ve tek şey aslanın Tispe'yi öldürerek yediğiydi.
Tispesiz yaşayamazdı. Aklından geçen sadece aşkı uğruna canına kıymaktı. Belinden hançerini çıkardı ve kendi göğsüne sapladı. Kanlar içinde cansız bedeni yere düştü.
Tispe ise korkusunu bir kenara atıp bir an önce aşkını görmek için mağaradan çıkmaya karar vermişti.
Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle yüzleşti. Piremus'un cansız vücudu yerdeydi ve elinde Tispe'nin düşürdüğü eşarbını tutuyordu. İlk önce genç kız olanlar karşısında ağlamaktan hiçbir şeyi anlayamamıştı. Ama eşarbı ve uzaklaşan aslanı görünce anladı. Bir an mağarada düşündüğü o korkunç şey başına gelmişti. Ve onun öldüğünü düşünen Piremus aşkı uğruna canına kıymıştı.


Tispe bir an bile düşünmeden hançeri aldı ve o da göğsüne götürdü. Onların aşkı
ölesiye bir aşktı ve ölüm bile onları ayıramazdı. Eğer Piremus aşkı uğruna ölümü göze aldıysa o da hiç çekinmeden canına kıyabilirdi ve hançeri sapladı. Birden vücudu Piremus'un bedeninin üstüne yığıldı. O anda tanrılar bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran ağacı bunların aşkına adadılar. Piremusun kanını bu ağacın meyvelerine, Tispenin gözyaşlarını ise ağacın yapraklarına verdiler. O günden beri kara dut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini, (Piremusun kan lekesini), dut ağacının yaprakları, (Tispenin gözyaşları) temizler…


Bilir misiniz? Kara Dut ağacının meyvesinin lekesi çıkmaz. Ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğini göreceksiniz.


Evet, umalım ve de dileyelim ki; ülkemizdeki gözyaşları artık DEMOKRASİ yaprakları olsun ve hiçbir insanımızın kanı Demokrasi ağacına dökülmesin

 
Toplam blog
: 45
: 1344
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Düşünmeyi ve yazmayı çok severim. Yaşama ilişkin çelişkileri görmekte ısrarlıyımdır. Muhalif olmaya ..