- Kategori
- Gündelik Yaşam
Gramofondan yükselen anılar

Kendime yabancılaşıyorum, yani Erol eski Erol’a yabancılaşıyor. Seni hatırlıyorum, gökkuşağı renginde, adını ise tam hatırlayamıyorum.
Ama gerçek şu ki, gözlerimde bir özlem tüterken, ilk defa böyle bir şeyin hayalini kurabiliyorum.
Günün birinde öyle olacaktı, olabilecekti ve bu hayal o kadar yoğunlaştı ki, gerçekle arasındaki sınır çizgisi kayboluverdi. Çok tuhaf bir durum işte.
Gramofon hala pırıl pırıl duruyor orada, sadece biraz tozlanmış, bir de hafif tozlanma durumu olmasa… Önemsemedim sadece tozunun alma vaktinin geldiğini düşündüm, belki de düşüncelerimin düğümünden sıyrılmak içindi. Ve… ve uzun bir süredir çalmadığım o taş plaklar, biraz tozlanmış, biraz alınmış ve kırgın, biraz da kızgın.
Anılarımı nasıl bırakabilirdim ki ama gel de anlat bunu. Sıcak bir dokunuş ve gülümseme ile yanına kıvrıldım, kurdum ve dönmesi ile yılların içinden bir tını yankılandı odamda... Derinden gelen “ yalnız bırakıp gitme bu akşam” nağmeleri ile anılarımın da tozunu alarak, eski Erol’a bir yolculuk halindeyim şimdi.
İşte hala gözlerimin önünde, bir sen, bir ben... mesafeleri düşünmezsek bir de ikimiz (yani biz)…
Bir seven, bir sevilen, bir hayal ve bir de gramafondan yükselen melodi tadındaki anılara...
Foto:www.joselaerciodoegito.com.br