Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

11 Haziran '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

GREVDEYİM

GREVDEYİM
 

internetten alıntıdır


Yıllar önce, henüz küçükler yokken küçük kızım "Annem,   alzheimer olsa da haftalık harçlığımı verdiğini unutup yeniden verse" dediğinde, kızkardeşim "Annen alzheimer olunca senin evladın olduğunu da unutur hiç vermez onun için kes sesini elindekinden de olma hain evlat." demişti gülerek. 
 
Çocukluk işte nasıl içten istediyse gitgide o yolda ilerliyorum diye korkuyorum. Son zamanlarda çoğu şeyi unutmamak için ekstra çaba harcıyorum. Hiç bir şeyi aksatmasam da küçük sarı not kağıtlarıyla iç içeyim. Geçtiğimiz pazartesi sabahı kafamda seçim sonuçları -umduğum bu değildi ama buna da şükürler olsun-, normalden biraz daha erken kalktık, kavgasız hazırlandık, neşeyle okulun bahçe kapısına gittik. Kapı duvar, zile bastım bir iki kere. Kafama dank diye bir şey vurdu, neydi göremedim, vurmasıyla beni bir gülme tuttu. Kızlar, okul bugün tatildi neden hatırlatmadınız diye. Onlar da "Bu senin sorumluluğun anne" dediler. 
 
Güle-güle döndük eve yeniden oturduk kahvaltıya yakınlarımıza telefon açtık onlar da gülsün diye. Aynı gün 12:30 da doktor kontrolüm vardı, kızları kızkardeşime bırakıp her zaman ki gibi hiç geç kalmadan vaktinden önce gittim. Asistan hanım "Sizin muayene 1:30 da neden bu kadar erken geldiniz?" diye sorunca. Kırmızı bir alarm çaldı. Alarmın kırmızı renkli olduğunu görmedim ama biliyorum kesinlikle kırmızıydı. Benden önceki hasta hep geç gelirmiş sağolsun yine öyle oldu benim işim istediğim saatte bitti.  
 
Çıkışta arkadaşımı aradım olanları anlattım acaba diye. "Saçmalama, kafan çok dolu, çok koşturuyorsun, çok yorgunsun ondandır. Anahtarları eline alınca onların nerenin anahtarları olduğunu ve ne işe yaradıklarını unuttuğunda çalar kırmızı alarm ve sen kırmızıyı göremezsin zaten, etrafındakiler görür, domuz gibisin karşıdan karşıya geçerken dikkat et." dedi,  biraz rahatladım ve sevindim. Kızıma, eski haftalığı üzerinden biraz zam yapsam düzelir miyim acaba? 
 
Bu tür unutma sebeplerinden dolayı, kendimi biraz yavaşlatmaya almaya ve hatta bir süreliğine kızağa çekmeyi planlıyorum. Hep koşturmuşum bütün ömrümce beni kimse kovalamazken bile. Koşa-koşa gitmeler, acele etmeler, yetişme ve yetiştirme telaşları. Evet çok yorgunum. Bundan sonra, ihmal edilmesi önemli olmayan her şeyi ihmal etmeyi düşünüyorum. Ağırlaştırma-yavaşlatma grevine giriyorum düzelene kadar. Olduğu kadar-yettiği kadar adım atmayı planlıyorum. Evimin eş başkanına söylüyorum bu kararımı. Hiç inanmayarak "Sen mi? Karakter ve yaradılış denen bir şey var." diyor gülüyor.
 
Evet, karakter ve yaradılış denen bir şey var ama kendimi çok fazla yorup bunamak da istemiyorum eğer izin verilirse. En azından ben izin vermeyi düşünmüyorum elimden geldiğince. Sen görürsün diyorum içimden, el mi yaman ben mi yaman. Yaman kimdi? Neyse boşver yamanı ben grevdeyim.  Onun için şimdi oturmuş bunları yazıyorum işler biraz bekleyebilir. Kırmızı pembeye dönmeye başladığında biter grevim. Kimbilir belki de çok severim hani şu çok ünlü tembel-şişko kedi hallerini. 
 
 
 
 
 
Toplam blog
: 374
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..