Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '14

 
Kategori
Kitap
 

Grinin Elli Tonu Serisi

Grinin Elli Tonu Serisi
 

Geçen senenin en çok konuşulan kitap serisini ilk gördüğümde şaşırmıştım. ''Acaba insanlar neden bu kadar çok bahsediyor bu kitaplardan?'' diyerek raftaki kitabı alıp incelemeye başladım. Kitabevine gittiğim zaman uzun süre orada kalırım. Bu yüzden çoğu arkadaşım kitabevinden nefret eder. Hele annem için tam bir işkencedir kitabevleri. Sanki kadını iğneli fıçıya koymuşum gibi ikide bir debeleniyor, kitap incelerken sürekli çekiştiriyordu yakamı hadi gidelim hadi gidelim diye.

Kitap ilk olarak İngilizce olarak Türk kitabevlerine gelince kimsenin fazla ilgisini çekmedi. Daha çok İngilizce bilenler faydalandı bu durumdan. Onlar için leblebi yemek gibi bir şey İngilizce kitap okumak. Daha sonra kadınlar arasında konuşula konuşula popüler oldu. Ve Türkçeye çevirme kararı aldılar. Pegasus, bu seri sayesinde paraya para demedi resmen.

Çıktığı dönem kitabevinde çalıştığım için müşteri profilini çok iyi biliyorum. Daha çok 35 yaş üstü kadınlar gelip alıyordu bu kitapları. Özellikle iş kadınlarının ilgisi büyüktü. İş kadınları kitap alırken epey havalı oluyor ya. ''Nasılsa param var istediğimi alırım hacı'' diyerek o kitap senin bu film benim alıyorlar valla. Kadınların iş dünyasında olmasına bayılıyorum. Sayıları daha da artmalı. Bu sayede daha gelişmiş bir ülke oluruz diye düşünüyorum.

''Sizde fifty şeys of grey var mıaa'' diyerek ikide bir sorup dururlardı orta yaşlı kadınlar. Kitabı alırken çok heyecanlanırlardı. Bu heyecanı teyzemin yüzünde de gördüm. Ben bu seriye para vermedim bu arada. Pardon ama bir kitaba 25 lira verecek kadar zengin değildim o dönem. Hem zaten üniversite için para biriktiriyordum. Gereksiz yere harcama yapmadım anlayacağın.

İlk kitabı 25 TL. İkinci ve Üçüncü kitabı ise 30 TL. Bu fiyatlar belki bir hiç olabilir bazıları için ama benim gibi öğrenci olanlara çok. Dolayısıyla çoğu kadın korsana yöneldi. Korsan kitap olmasa zaten çoğu insan kitap okumayacak.

İş arkadaşlarımla bu serinin çok geyiğini yaptık. ''Hıaa sado- mado var'' diyerek kabaca özetlemeye çalıştık seriyi.  Esasında hiçbirimizin umrunda değildi. Çünkü çalışmaktan kitap incelemeye fırsatımız olmuyordu. Ben bir de büyük mağazadaydım. Öyle boş boş dolaşmaya kesinlikle izin vermezlerdi. Yorgunluktan su içmeye bile vakit bulamazdık ya. Büyük mağazada çalışmak büyük sorumluluk istiyor çünkü.

Ne diyordum? Ha bu seriyi yazan E.L. James geçen sene en çok para kazanan yazar oldu. Bana sorarsan kadın paso porno filmi izlemiş. Bu kadar çok erotik sahne yazmasının başka bir açıklaması olamaz. Erotik roman yazıyorum diye milleti kandırdı bu seri resmen porno arkadaşım.

Grinin Elli Tonu kitabında, kezbanların efendisi Anastasia Steele bizim kontrol manyağı Christian Grey ile tanışıyor. Ana tanışmayı hiç beklemiyordu aslında. O çatlak arkadaşı Kate'in ricası üzerine röportaj yapma görevini üstlendi bizim kezban. Adamın şirketine geldi. Ofise girer girmez yere kapaklandı salak gibi. Adamın bütün çalışanları sarışın, bakımlı sanırsın Adnan hoca. Okurken böyle bir izlenime kapıldım. Sonra Christian efendi bizim kıza aşık oluyor, araştırıyor. Bunlar bir süre sonra sevgili oluyorlar.

Bence Christian Grey ütopik bir karakter. Çünkü gerçek hayatta bu kadar mükemmel bir erkek yok. Düşünsene hem piyano çalıyor, hem uçak kullanmasını biliyor, hem şirket sahibi. Bana çok uçuk bir hayal gibi geldi bu karakter. Bu adamın Elizabeth diye bir tane efendisi var mendeburun teki. Adama çocuk yaşta kötü emellerine alet etmiş sürtük.

Sadizm ve Mazoşizm üzerine ilişkiyi de oradan öğrenmiş. Çok iğrenç bir şey bence. Bu adam bir e yoksulmuş sonradan zengin olmuş. Aman ne orjinal bir fikir. Bu durum bana çok klişe geldi açıkçası.

Ana'nın kezbanlıkları diz boyuydu. Okurken kitabı fırlatıp atasım geldi. Zaten son kitabını zorla okudum. Normalde kitabı yarım bırakmayı sevmem. Bu seriye o kadar emek verip okumuşum şimdi yarım bırakmaz olmazdı. Anastasia Steele çok sinir bozucu bir karakter bence. ''Pff Christian ndn bna böle dvranıosn yhaa :('' diye triplere giriyor durmadan.

İlk kitapta cinselliği yeni keşfediyor bizim kezban. Kaç kere birlikte oldular hatırlamıyorum. Hemen her yerde seks yaptılar sanırım. Yazardaki hayal gücü de ne kadar sağlammış arkadaş. Misal bunlar otel odasına gidiyor. Ana sevinçten, heyecandan ne yapacağını şaşırıyor. ''Hıaa Christan Grey ile aynı odadayım ^_^'' diyerek donup kalıyor heyecandan. Sonra Grey onu dürdüp ''Nefes al Ana'' diyor. Ya böyle saçma sapan bir aşk hikayesi anlatılıyor işte.

Bu kezban acı odasına merak sarıyor. Seks oyunları oynamaya başlıyorlar işte. Christian Grey kontrol manyağının teki. Her şeyi, herkesi kontrol etme gibi bir huyu var. Ana hem acı odasından hoşlanmadığını söylüyor hem de o odada macera yaşamak istiyor. Ben bu kadar dengesiz bir kız görmedim ya. Adam desen kaçığın teki. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş işte.

Bu kız binlerce kez şaplak yedikten sonra ''Ben sana istediğini veremem Grey'' deyip gidiyor ama tekrar geri geliyor. Anlayacağın ne yaptığını kendisi bile bilmiyor. İkinci kitapta birbirlerine biraz daha bağlanıyorlar. Adam aşırı zengin olduğu için kadını her yere götürüyor. Hayat zenginlere güzel valla.

Bir erkek olarak seriyi okumak çok güç. Bu yüzden dışarda okumadım. Çünkü okuduğun sayfada birden seks sahnesine denk gelebiliyorsun. Bu seriyi yazan kadın çok azgın bence. Mutfakta, piyanonun üstünde, bilardo masasının üstünde, banyoda, asansörde, gemide, araba, uçakta hep seks yaptılar. Bir türlü de birbirine doymuyorlar arkadaş nasıl bir enerjidir bu anlamıyorum.

Hep o kezban yapıyor bunları. Adamı ayartıyor, ondan sonra başlıyor tutti frutti. Bu seriyi okumam herhalde diye düşünüyordum ama merakıma yenik düştüm. Allahtan bu seriye para vermemişim yoksa verdiğim paraya acırdım. 30 lira şahane kitaplar alabilirim. En azından bana bir şey katar.

Bu seri insana hiçbir şey katmıyor açıkçası. Serinin en iyi tarafı çok akıcı olması. Çok çabuk okunan bir yapıya sahip. Kitapların kalın oluşu gözünü korkutmasın çünkü çabuk okunuyor. Bu durum serinin berbat olmasını hafifletmiyor maalesef.

Başladığım seriyi yarıda bırakamamak adına okudum yoksa okumazdım. Zaten bundan sonra bu tarz kitaplar okumayı düşünmüyorum. Bunun yerine Kahraman Tazeoğlu okurum daha iyi. En azından birkaç güzel cümle okurum. Gerçi onu da sevmiyorum ama erotik romandan iyidir.

Serinin sonu çok oldu bittiye geldi bence. Peki bu seri neden kadınlar tarafından çok sevildi? Çünkü kadınlar Christian Grey gibi bir erkek istiyorlar hayatlarında. ''Beni korusun, beni yönlendirsin, hayatımın akışını kontrol etsin'' diyerek sevgili oluyor bazı kadınlar. Sanırım bazı kadınlar kontrol edilmekten hoşlanıyor. Güçlü, yakışıklı, para babası bir erkekteki karizmayı seviyorlardır belkide. Ama ben kontrol merkezciliği konusundaki tezimin arkasındayım. Bu seriyi okurken çoğu kadın ''Ay keşke böyle bir adam karşımıza çıksa'' diye düşünmüştür eminim.

Ama böyle bir erkek yok bence. Dediğim gibi sadece ütopik bir karakter olmaktan öteye geçememiş. Lan insan ne ara uçak kullanmayı öğrenir anlamıyorum ya. Ana'nın kezbanlıklarını okumaktan kurtulduğum için çok mutluyum sevgili okuyucu. Ben hayatımda bu kadar kaprisli, mırın kırın eden bir kadın karakter görmedim. Bence yazar erotizm ile pornoyu karıştırmış. Bu kadar çok seks sahnesinin olmasının başka bir açıklaması olamaz. Bir de kendini çok tekrar ediyor E.L. James. Sürekli aynı seks sahneleri, aynı diyaloglar ve bu durum hiç değişmiyor. Karakterlerin gereksiz kıskançlıkları yüzünden kitabı fırlatıp atasım geldi. Bu kadın bu seriyle nasıl tonlarca para kazandı hala anlamıyorum ya. Keşke okumaz olaydım dediğim bir seriydi bu. Bundan sonra merakıma yenik düşmeyeceğim. Benim için vakit kaybıydı. Umarım bir daha bu tarz serilerle karşılaşmam.

 
Toplam blog
: 6
: 798
Kayıt tarihi
: 31.08.12
 
 

Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünü okuyorum. Kişisel gelişim, Kadın- erkek ilişkileri,  Günd..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara