​ Güç / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

15 Ağustos '07

 
Kategori
Haber
 

Güç

Güç
 

Sayın Yılmaz Özdil'i tanımıyorum. Açıkcası daha önce yazılarını okuduğumu pek anımsamıyorum veya ben de iz bırakmadı; bilmiyorum. Hürriyet gazetesi "ayakseslerine" günler önceden ses verince, karşılaştığımda okumaya karar verdim.

İyi.

Ancak "gündelik yaşamdan" yazacağı belli gibi. Et ve süt, karmızı ve beyaz: fazla oynamamalı; kan ve süt lekesi, yani leke.

Kaşınan yaranın çevresinde dolanan tırnak gibi. Tarifsiz bir kaşıntı zevki ardından akan pis kan ve ince bir sızı.

Avuntuların çocuklarıyız. Ama gücü iyi tanırız:

Ölmüş olsaydı güç, günün birinde misalden yani, sorsaydı imam nasıl bilirdiniz diye, en iyi bilen cemaattik, öyleyiz de:

Halk, gücü değil, güçlüyü sever!

Çünkü güçlü muktedirdir ve üstelik onun, adına verdiği kararlardaki doğruluk oranın yüksekliği, onu güçlüye çeker. Sonsuz olasılıklı yaşam süzgeçlerinden geçerken güçlüyü takip etmenin de ayrıcaklıklarını kullanır.

"Güçlüyüseven", daha güçlüsüne satar.

Evet, güçlü akılcıysa daha çok şemsiyesini büyütür. "Altına giriverenlerin" sayısına şaşıranlara şaşmak gerekli.

Güçlü olmak her koşulda uyanık ve hazırlıklı olmayı gerektirir. Pazarları seyirci karşısına geçip, çay içip, aynı yanlışlara bile bile, aynı hatalarla var olmanın keyfinde, aynı sözlerle, 23'den sonra da yorum getirenler, hâlâ en köklü gazetenin, en onurlu gazetecilerin şehit düştüğü Ata'nın gazetesinin, baş köşelerinde kendi bildik tekrarlarında, dünya gezilerinin keyfini sürmekteler. Farklı birşey mi bekliyordunuz ki?

Bir gazete düşünün, onca cumhuriyet kazanımlarına rağmen 100 bin diyemeyen tirajını büyük toplantılar yaparak, faturayı halka keserek işin yolunu buluyor: Okumazsanız alın size zam! Aynı düşünce, seçimlerde ortaya çıkan sonuca bakıp, "bu halk adam olmaza" kadar işi götürecek söylemlere bürünebiliyor. Çuvaldız nerede? Halkın herbirtarafı iğneli fıçılardan gelip geçmekten yaralarla doluyken "bu ne uzaklık böyle beyim?" demezler mi adama? Şimdilerde zenginlere hitap eden bir partiniz de var artık: Avangelist, ortodoks, aristokrat, lümpen, halktan kopuk, emekçiye çöp kamyonlarıyla saldıran, kendi çocuklarını yiyen...

***

Tekrarlar huzur vermeye başladığında kendi çevrenizde dönmeye başlamışsınız demektir.

***

Bu savaşı en hazırlıklı olanlar kazanacaktır.

Hazırlıklı olanlar ise gündemi yakalayanlar, bir adım ilerisindeki olacaklar için çocuktan bile fikirler alanlar, önyargısızlar olacaktır.

Birilerinin iki dudağı arasındaki "şeylerin" yaşlanmaya ihtiyacı vardır.

No pasaran kime?

Anılarına gömülen bir basın değilki halkın beklediği. Sabahları günü aydınlatacak gazeteler okumak halkın istediği. Borazan çıkarsa ortaya, bilmeyecek mi sanılır bu halk devletlum? "Bilmeyen halk" mıydı tatillerini yarıda kesip oy verdiler, sandığa gel diyenlerin aksi partiye. Daha neyin tartısı bu?

***

Sayın Ruşen Çakır'ın son yazısına eleştiri yorum göndermiştim. Beklemiyordum, yayına almış. Hoşuma gitti.

Burun ve kıl sorunu yaşayan, köşelerinde "sırf adettendir e posta adresi" koyan, ama postalarını gelen tehditler dışında açmayan, paranoyak, bencil, ben bilirim entelektülizmin nedir adı?

Üstelik, saldım çayıra anlayışıyla, köşe yazılarını yazıp, birgün geriden gelir gibi, ne yoruma ne de düzeltmelere ihtiyaç duymayan gazetecilik veya yazarlık anlayışının günümüz ve gelecekteki düşün dünyasında ayakta kalma olasılığı ne olaki?

Bence;

-Her köşe yazarı, yazılarının hemen altına yorum yapma hakkı tanımalı okura(halka).

-Gelen yorumlardan bazılarına yanıt yazmalı

-Gün içerisinde gelişen gündeme göre, ikinci bir yazı sadece internet ortamı için yazmalı.

-Okuyucuya yakın durmalı, fikirlerini tartabilmeli.

-Yazar;

çok iyi kaleme sahip olmasının onu çekilir kılacağını düşünmemeli. Çekilecek varsa o da gündemi yakalayan, önseziler geliştirebilen, tartışan ve bizle öğrenme yarışına giren olmalı. Omuzlarımızda herzaman yer olacaktır onlara.

- "Bu halk anlamıyor, bakın yeniden anlatıyorum" edasıyla, hastalık dışında, hasta gibi sürekli, aynı teraneleri yazarak kişisel tatmininin ve huzurunun faturasını halka kesen anlayışlar yerine açı değiştiren bakışlara ihtiyacımız var.

Son seçimler ulusal entelektüelizmin bir çöküşüdür!

Umarım bu çöküş küllerinden aydınlık yanık ruhlar çıkarır; zaman kalırsa tabi...

su sayacı, elektrik sayacı ileri ayarlı
zaman sayacı geri sayar, ucu kapalı.

 
Toplam blog
: 470
: 551
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..