​ Gül ile Bülbül / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '10

 
Kategori
Deneme
 

Gül ile Bülbül

Muradının ardında durmak

Bir küçücük gül ile minicik bülbülün dev yer asa aşkıdır, bu. Asırlardır dillenen, dilden dile söylenen… Kâh-i Leyla kâh-i Mecnun… Öyle ya, her aşığın bir ahı vardır.

Sakın ola ki biri ottur; biri kuştur diye küçümseme gafletine düşmeyiniz. Sonra öyle bir bülbül olursunuz ki daha ötmesini bilmeden gülün goncasının açmasını bekler durursunuz. O minicik bülbül ki boyuna, posuna, bir lokmacık etine bakmadan, semada uçuşup dururken bir anda başı dönmüş, kolu kanatı kırılmış. Gülün ray hasının mecnunu olup, ‘’Acep nerden gelir bu koku?’’ diye semadan yere doğru pike yapıp seyir etmiş. Uzun bir müddet ağaçların, otların, çalıların arasında, bu güzel kokunun sahibesini arayıp durmuş. Bulamayınca da, yüksek bir yere konmuş; yanık yanık öterek sesini duyurmaya çalışmış.

Kaşları yayım, çehresi ayım.

Benlerin çoktur. Akranın yoktur.

Bir yüzüm ahım. Zülfü siyahım.

Bakıp durmalı, cana sarmalı, hemen almalı…

Gül uzaklardan gelen bu hoş serencamı işitmiş. O da bu güzeller güzeli sesin sahibine, bir anda mecnun olmuş. Gay hasından olabildiğince kokuları, rüzgârın peşi sırası vurmuş. Bülbül, rüzgârın ardından gelen kokuları takip etmiş. Bülbül, gülü görmeden kokusuna meftun olmuş; gül bülbülü görmeden sesine âşık olmuş. Âşık ile maşuk, vuslat hasretiyle yanıp kavrulurken kavuşmaları çok fazla vakit almamış.

Derken, akabil devede tayında vuslat hasrete mani olamamış. Bülbül güle öyle sevdalanmış; öyle sevdalanmış ki onun her halini görmek istemiş. Yaprağın da benim, dikenin de benim, Cezan da benim cefanda benim olsun demiş. Gül de sevdalısının sesine öyle meftun olmuş ki ona, en güzel kokularından hediye edebilmek için bir solmuş bir açmış, bir solmuş bir açmış. Ve ona en güzel halini göstermek istemiş. Gül kokusuyla dile gelmiş.

Ah benim efendim Servi Bülendim.

İzzette yekta, saadette bîhemtâ

Muhabbette lanazir, güzellikte bin kusur.

Candan azizim, şekerden lezizim.

Efendim! Canım, Sultanım,

Makbulünüz olmaktır niyazım.

Her aşkın bir cilvesi vardır. Bülbül ile gülün aşkının cilvesi ise birbirlerine âşık olup, kavuşup, hasretlerinin son bulmamasıdır. Yani vuslatın hep bir başka bahara kalmasıdır. Bülbül öttükçe gül açmış; gül açtıkça kokusu bütün âleme yayılmış. Gül utancından gonca haline dönmüş. Bülbül, gülün bu halini görebilmek için var gücüyle ötmüş ötmüş. Gel gelelim; gülün tomurcuktan gonca haline geçtiği sıra, hep bitap düşüp yorgunluktan uykuya, gaflete dalmış. Her uyandığında gül açmış, bülbül feryat figan edip göremediğine yanmış. Ve o günden beri, her sabah vakti bu ızdıraplı aşk, tekerrür edip durmuş. Bülbül sevdiğinin gonca halini görmek hasretiyle bir ömür ötmüş. Gül ise; sevdiğinin en güzel halini görebilmesi ümidiyle bir ömür boyu açmış.

Ey gülün dikeni be! Ne bir gül olmak kolay ne de gül olmak.

Bülbül olmayı seçtiysen bir ömür yanacaksın. Gül olmayı seçtiysen bir ömür solacaksın!

Anonim

 
Toplam blog
: 16
: 915
Kayıt tarihi
: 18.06.09
 
 

Beykent Üniversitesi Uluslararsı Ticaret bölümde okuyan lisans öğrencisiyim. Kendi bölümümle ilgili ..