​ Gulaş ve güllaç / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '07

 
Kategori
Futbol
 

Gulaş ve güllaç

Gulaş ve güllaç
 

Öncelikle belirteyim, başlığa bakıp da yemek tarifi verdiğim zannedilmesin. Doğrusunu söylemek gerekirse mutfakla aram da pek iyi değildir. Eh yani… Gulaş’ın bir Macar yemeği olduğunu bilecek kadar diyelim. Güllaç da malumunuz zaten, Ramazan menülerimizin vazgeçilmezi. Evet, nereye geleceğimi biliyorsunuz, anladınız siz onu!

Ders: Futbol (üç gün aradan sonra, bir kez daha).

Konu: Macaristan Milli Maçı.

Öncelikle istatistiklerden biraz yardım almakta fayda var. Üç gün önceki Malta maçının ardından, Milli Takım sorumluları çok eleştirildiklerinden yakındılar. Ancak Malta takımı oyuncularının değerinin bizim milli kalecimiz Hakan Arıkan’a eşit olduğunu düşünürsek, böyle bir rakibe puan kaybetmek bu eleştirilerdeki haklılık payının oldukça yüksek olduğunu düşündürüyor.

Malta’nın son 5 yılda oynadığı milli maçların listesine baktığımızda, 48 maçta 31 kez yenildiklerini, ve kalelerinde 125 gol yediklerini görüyoruz. Basında yansıtıldığı gibi, aslında Malta’nın yükselişte olan bir takım olduğu fikrine de katılmıyorum. Yılda ortalama 1 galibiyet ile oynayan bir milli takım başarılı değildir. Malta ile 2-2 kalmak da milli futbol kariyerimizde sırıtan bir kayıt olarak kalacaktır.

Futbolcularımızın, rakip oyuncuların değerini 95 kez katladığı bir takıma puan kaybetmesinin ardından, adeta bir ödül sunar gibi, sıradaki Macaristan maçına 50, 000 ila 100, 000 dolar arasında telaffuz edilen bir prim vaat etmesi kabul edilebilir bir olay değil. Milli takım; cip, prim veya benzer ödül hesaplaşmalarının yapıldığı bir zemin olmamalıdır. Görülüyor ki, milli takım kötü yönetiliyor. Federasyon’dan başlayarak, teknik direktöre kadar gidiyor bu başarısızlık.

Fatih Terim’in maaşı çok yüksek. Oyunculara yerli yersiz verilen primler de cabası. Sanki delinin biri yüksek bir binaya çıkmış ve paraları aşağıdaki kalabalığa savuruyor. Ama o paralar nerden geliyor? Bizim cebimizden çıkan bu paralar, Malta, Moldova gibi takımları yenme başarısı(!) gösteren oyuncuların (ve de teknik direktörün) cebine giderken ağzımız açık bakakalıyoruz! Milli formamızın zevksizliği deseniz, o da ayrı bir rezalet…

Nasıl ki askerlikte, hizmet yapacak kişi para talep edemezse, milli takımlarda da futbolcuların gözünün primlerde olmaması gerekir. Zaten, kulüplerinde hak ettiklerinden fazla para kazanan bu genç adamlara, Ayhan Akman’ın kadrolar açıklanmadan önceki Milli Takım’a seçilememe sitemini, ve maçta oyuna girdikten sonra oynadığı ateşleyici oyunu örnek göstermek isterim. Ülkeyi temsil eden 11de böyle oyuncular olmalı!

Şenol Güneş’i karizması yok diye eleştirenler bugün bir “karizma imparatoru”na, milli takımın üst üste üçüncü turnuvaya katılamama tehdidine karşı, eleştirilerini hala esirgiyorlar. Terim, Galatasaray ve Milli Takım’daki başarılı yılların ardından, her iki takımda da ikinci dönemlerinde başarılı olamadı. Gerilemekte olan bir kariyer, beraberinde gerilemekte olan bir Türkiye’yi de getiriyor. Ersun Yanal’ın kurduğu milli takım düzeninin bozularak, Terim tarafından bir önceki dönemde beraber çalıştığı oyunculara dönmesi, yani kısaca bu yap-boz zihniyeti, bugünlere yansıyan gerilemenin temel sebebidir.

Dönelim konumuza, en başa. Yani, “Gulaş” ve “Güllaç”’a. Öncelikle Gulaş’ın istatistikleri. Macaristan milli takımı son 5 yılda oynadığı 59 maçta 24 galibiyet ve 6 beraberlik aldı. Dış saha performansı ise 26 maçta 9 galibiyet 2 beraberlik sadece. Yani, her yönüyle yenebileceğimiz bir rakip. Ancak, işte bu sefer “yükselişte olan bir takımla oynuyoruz” diyebiliriz. Dikkat edilmesi gereken konu bu. Biz kötüye gidiyoruz, Macaristan iyiye gidiyor. Daha 1 ay olmadı, bizim Romanya’ya karşı çok kötü bir oyunla 2-0 kaybettiğimiz hazırlık maçının gecesinde, Macaristan, dünya şampiyonu İtalya’yı 3-1 yeniyordu. Ardından biz Malta’ya puan verdik, onlar da (bizim yenildiğimiz) Bosna’yı yendi. Tehlikenin farkında mısınız?

Güllaç’a gelince… Tek avantajımız, 600 küsur gün sonra yeniden Türkiye’de sahaya çıkacak olmamız, tabii seyircilerimizin önünde oynama avantajının bazen geri teptiğini de biliyoruz. Ama iyimser bir tahminle, yarınki bilinçli seyirci sadece destek olacaktır takıma.

Ve bizim rakamlarımız… Son 5 yıldaki 73 maçta 32 galibiyet 24 beraberliğimiz var. İç sahada ise, o kadar da iyi bir tablo çıkmıyor karşımıza (işte seyirci faktörü ile kastettiğim buydu). 25 maçta 10 galibiyet ve 12 beraberlik. Kaybedilen onca iki puanlar! Bu elemelerde, iç sahada oynamamız gerekip de tarafsız sahada oynadığımız Norveç maçının yanında, 2006 Dünya Kupası elemelerinde Danimarka, Yunanistan ve Gürcistan ile yapılan maçlarda içerde beraberliğe razı olmuştuk. Yine EURO 2004 elemelerinde de İngiltere ve play-off’ta Letonya ile evimizde berabere kalmıştık.

Milli takım ile ilgili daha geniş eleştirileri, Macaristan maçından alacağımız (umarım) 3 puanın ardından yapmak dileğiyle.


Kuzeyli48

 
Toplam blog
: 27
: 1014
Kayıt tarihi
: 15.05.07
 
 

Yazmayı severim. Diğer yazılanları okumayı da... Güncel olayları takip edip, fikirlerimle kamuoyunda..