Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
383
 

Güle güle Jean

Güle güle Jean
 

Yaz ayları, spor basınımızda genellikle balon haberlerin havada uçuştuğu, futbolumuzun 3 temel kulübü, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın transfer üstüne transfer patlattığı bir dönemdir. Avrupa’nın büyük kulüplerinden hangisinin kaybedip de bizimkilerin bulduğu bu oyuncular ve de teknik direktörlerden acaba hala yolu İstanbul’dan geçmeyen var mıdır?

Her sene, sezonun bitmesiyle birlikte kimlerin geleceği müjdesini almadı bu futbolseverler! Ama sonuçta hep, ya getirilmesi birkaç sene gecikmiş oyuncular bu takımlarımıza transfer edildi, ya da sonraları, “bu işi zaten bizim oyuncumuz da yapardı, ne gerek vardı böyle yabancı oyuncuya” denecek oyunculara mahkum kalındı.

Ancak öbür yanda, teknik direktörler açısından ülkemiz futbolunun biraz daha şanslı olduğunu söyleyebilirim. Çok daha kaliteli isimler geldi ülkemiz futboluna katkı sağlayan. Yalnızca ülkemizde başarı elde etmiş değil, gelmeden önce ve de gittikten sonra da başarılarını sürdüren isimlerdi bunlar.

Yazımın başında belirttiğim gibi, yıllardır yaz aylarında işsiz (!) kalan spor basınının hayali olarak getirttiği, birçok kereler 3 büyük takımımızın herbiri ile de ismi geçmiş olan Jean Tigana, 2005 yılının Ekim ayı sonlarına doğru, bu kez gerçekten, Beşiktaş ile anlaşma imzaladı.

Profesyonel futbola Sporting Toulon Var'da part-time oynayarak başlayan Tigana, aynı zamanda önce bir spagetti fabrikasında çalışmış, ardından da postacılık yapmış. İşte bu ilk önemli deneyimine sahne olan Toulon kenti, yıllardır düzenlenen U-20 milli takımlar turnuvasına ev sahipliği yapan kent aynı zamanda. Belki de (bazılarının dediği gibi) Mösyö Tigana'nın, genç futbolcu yetiştirmedeki hikmeti, futbol vitrinine her sene U-20 oyuncularını çıkaran Toulon kentinde yetişmesinden geliyordur, ne dersiniz?

Monaco'da görev yaptığı sırada, Guily, Henry, Trezeguet gibi yıldızları yetiştirdi. Bugün, eğer bu 3 oyuncu dünya futbolunun yıldızları arasındaysa, Jean Tigana'ya dünya futboluna olan katkısından dolayı teşekkür etmemiz gerekir. Henry'nin her golü, Giuly'nin her driplingi, Trezeguet'nin Şampiyonlar Ligi'nin 3000. golünü atarak tarihe geçmesi.. Bunların hepsi biraz Jean Tigana'dır.

Yıllar sonra Türkiye'de, belki yaptığı hizmetlerle değil de, (gençken sigara içmeyi bırakmak için kullanmaya başladığı) kürdan alışkanlığı ile hatırlanacak olan Tigana, 17 Mayıs günü ülkemizden ayrılacağını açıkladı. Bu değerli futbol adamını, ne yazık ki bir avuç hoş olmayan anıyla uğurluyoruz Türkiye'den. Söylediklerini birebir aktaran çevirmeni yollayarak, sezon başında beraber çalıştığı ekibi sezon ortasında dağıtarak, kazandırdığı kupanın sevincini yaşattırmadan, bindiği aracı tekmeleyerek uğurladık Mali asıllı Fransız hocayı..

Ne olurdu sanki, ligin bitmesine 2 hafta kala bir Jean Tigana'yı gönderecek ortamı hazırlamasaydık. Başarı her zaman şampiyonluk değildir. Bir Serdar Kurtuluş'u, bir Burak Yılmaz'ı, ve hatta bir İbrahim Akın'ı takıma kazandırmak da başarı sayılabilir. Geçmişine hürmet etmiyorsak, 2 kez Türkiye Kupası'nı kazandırmış olması da mı yetmedi?

Adieu Monsieur Jean

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Jean Tigana ve benzeri futbol adamları ile Türk futbol kültürünün uyuşmadığı ve uzun bir süre daha uyuşmayacağı bir kez daha ortaya çıktı. Suç onlarda değil elbet, bizim arabesk futbol kültürümüzde. Bir teknik direktörün takım üzerinde tam hakimiyet kuramadığı, soyunma odalarında kendilerinden başka birilerinin daha konuşmaya çalıştığı, antreman sahasının bir kenarında idarecilerden birisinin hamiliğini yaptığı futbolcu ile özel sohbet yaptığı ortamlar bu teknik adamlara oldukça uzak olduğu anlayışlardır. Bir ara söylemişti sevgili Tigana, "ben Henry'e ayakkabısını temizletebilirim ama bu futbolcuların hiçbirisine bunu yaptıramam" diye. Türkiye'de futbol kulubü dediğiniz zaman öne çıkan yönetimdir, takım değil. Futbol para harcamaya meraklı bir guruhun şov alanıdır. Ve ne yazık ki Tigana gibi futbolun en masum aktörleri bu düzen içinde ezilir gider. Ama bizim futbol kültürümüz bir adım öteye gitmez. Ellerinize sağlık,

Bibliyofil 
 26.05.2007 14:47
Cevap :
Teşekkürler Bibliyofil.. Evet, belki de hatalı biziz. Tigana gibi bir teknik direktörü, en baştan hiç getirmemeliydik Türkiye'ye. Çay-simitle idare ederken, suşinin ne lüzumu vardı ;O)) Tabii, bu işin şakası. Ancak, eğer ki ligimiz Yılmaz Vural, Hikmet Karaman, Erdoğan Arıca, Güvenç Kurtar vb hocaların deney tahtası haline gelmişse, çay-simite alışmış bu mideye girecek lezzetli tadları bu mide kaldırmaz. İşte böyle kusarız. Sudoku oynuyor diye adamları göndeririz ;p Saygılar.  26.05.2007 20:28
 

Öyle futbol hastası filan değilimdir, Göztepe yi tutarım Beşiktaş ve Galatasaray ı severim Fenerbahçe yi şeytan Rıdvan ın oynadığı zamanlarda (galiba bordo maçıydı unutamadım) keyifle izlerdim. Milli maçları ve derbileri izlerim. Türkiye'de Luçesku'ya yapılan haksızlığı hiç ama hiç kabullenemedim. Önce Galatasaray sonra Beşiktaş yaptı bunu, ben ilahi adalet diyorum, "alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste"

sedataydın 
 20.05.2007 10:58
Cevap :
cevabınız için teşekkürler "saydin35".. sanırım Türkiye'de insana (sporda da) saygı olmadığını son gelişmelerle izledik. bir takım, kendi hocasının kuyusunu kazıyor, bir diğeri takımını sistematik bir şekilde sabote ediyor.. en iyisi birkaç adım geri çekilip, maçları artık uzaktan izlemek. zaten bu konuda yazacağım yakında. olayların durulmasını bekliyorum biraz da! saygılar  21.05.2007 0:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 15.05.07
 
 

Yazmayı severim. Diğer yazılanları okumayı da... Güncel olayları takip edip, fikirlerimle kamuoyunda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster