- Kategori
- Güncel
Gülen' yüzüm, kan ağlayan içim'

Bir hafta önceki yazımda demokrasiye vurgu yaparak ülkemizdeki çarpık uygulama ve ilişkilerden bahsetmiştim. Bu ve benzeri olayların daha da çeşitlendirilebileceğini yazmıştım.
Ne yazı ki; son gelişmelerde gösteriyor ki daha ortaya çıkacak çok ve şok olaylara gebe bu ülke.
Hakan Şükür'ün istifası ile başlayan ve operasyonlarla devam eden bir süreç yaşıyoruz.
Hakan Şükür'ü seversiniz, sevmezsiniz orası ayrı bir konu. Fakat Fetullah Gülen' e olan bağlılığını her ortamda dile getiren, bu uğurda her şeyi göze alan ve kendi doğrularını yaşam biçimi haline getiren, son 15-20 yıldaki beyefendi futbolcu kimliğini milletvekilliğine taşımış önemli bir şahsiyet.
Dershaneler konusu, yasal olmayan dinleme ve fişlemeler, bunca zamandır büyük bir bağlılık duyduğu hocasına ve iyilik hareketine karşı yapılan kck ve örgüt yakıştırması onu bu noktaya getirdi..
Gururlu, onurlu bir insan ki; haksızlıklar karşısında susmadı, digerleri gibi biat etmedi, çıktı çatır, çatır açıkladı ve istifa etti.
Operasyonlar ile ilgili olarak
6 ay dinleme yapılıp, 14 ay izlenen şahıslar neden Hakan Şükür'ün istifasının gecesinde gözaltına alınırlar.
olası birinci teori;
Ya bu şahıslar gerçekten bu suçları işlemişledir, fakat işin ucu ak parti milletvekillerine, çocuklarına, üst düzey bürokratlarına, belediye başkanı ve yardımcılarına, işadamlarına kadar uzandığından açıklanamamıştır.
Yerel seçimler öncesinde böyle olumsuz bir tabloyla karşılaşmamak için uygun bir an beklenmiştir.
Dershaneler meselesi nedeniyle arası açık olan hükümet-cemaat krizi Hakan Şükür'ün istifa açıklamalarıyla tavan yapmıştır. Akp fırsat bu fırsattır diyerek operasyonların okyanus ötesi komplolardan ibaret olduğunu savunmuştur.
olası ikinci teori;
Suç ve unsurları olduğu ve bilindiği halde, devlet içinde devlet mantığı ile işi çetelere bir takım gizli yapılanmalara bağlayarak emniyetten birçok kişinin kellesini alarak olayı farklı yönlere çekip toplumun tepkisini hafifletmek.
Basın önünde "kim olursa olsun sonuna kadar gidilecek" sözleri ile herşeyin yapılacağının söylenmesine rağmen, olayı zamana yayalım nasıl olsa unutulur deyip, geçmişteki deniz feneri olayı gibi " kol kırılır yen içinde kalır" denilerek perde arkasından partiyi ve vekillerini korumak.
Akşamdan sabaha herşeyin olabileceği, değişebileceği, onlarca teori ve komploların üretilebilecegi bir ülkede yaşıyoruz.
Sabah ola hayrola!