- Kategori
- Güncel
Gümrük Muhafaza Müdürü Ali Özdemir Bey’in vefatı üzerine taziye yazısı

Gümrük Muhafaza Müdürü Ali Özdemir
Teşkilatımızın duayenlerinden, Devlete uzun yıllar hizmet etmiş olan, Gümrük Muhafaza Müdürü, Ali Özdemir, 26 Kasım 2011 gecesi, geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş, bu haber ailesi tarafından bir mesajla tarafıma iletilmiştir.
Rahmetli müdürümle, uzun meslek yaşamının son iki yılında, aynı Kara kapısında, birlikte görev yaptık. Gümrük Müdür Yardımcısı olarak yaptığım görevim sırasında Kurum içinde yakın odalarda, misafirhanede ise, aynı odayı paylaştık,
Kendisinden gördüğüm saygı ve nezakete karşılık, ben de kendisine terbiyede kusur etmedim.
İnsanlar öldüğünde kıymeti daha iyi anlaşılır. Ali Özdemir ağabeyimiz de bunlardan biriydi.
Takriben 35 yıllık meslek hayatının son iki yılında aynı gümrüğe tayin olmanın sağladığı kader arkadaşlığı sonucu, birlikte görev yaptığımız kara kapısının, kendine özgü sorunlarına ve zorluklarına, yine birlikte göğüs gerdik, ortak mücadeleler yaptık.
Kaçakçılarla yaptığımız kavgalarda hep en önde oldu. Her sorunu aşağı yukarı çözerdi. Kendisinin gümrüğe olmadığı zamanlarda, kaçakçılara karşı “Ali Müdür bu soruna nasıl yaklaşırdı” sorusuna cevap bulduğumuz zaman o sorunu çözerdik. Bunun için Ali Müdür’ü çok iyi tanımak gerekirdi,
Neyi ne zaman, nerede yapacağını bilir…
“Doğru zamanda doğru yerde olmak” ilkesi ile hareket ederdi.
Biz Türkiye’nin Güneydoğusunda, komşumuz Suriye’ye açılan 7-8 kapıdan birinde, hatta en sorunlularından birinde görev yaptığımızı yukarıda da belirtmiştim.
Kamu hizmet binalarımız yetersiz, personel-insan unsurumuz mesleki açıdan tecrübesizdi.
Memurlar, bir kamu görevlisi olup, kamu görevlileri İdare Hukukuna tabidirler. Kamu tüzel kişisi tarafından istihdam edilen kişinin “kamu görevlisi” olabilmesi için, bu kişinin bu kamu tüzel kişisine “atama” bağı ile bağlı olması gereklidir.
Ülkemizde, memurluk bilgi ve yeteneğe göre girilebilen ve girildikten sonra yapılan sınavlarla üst Makamlara doğru yükselme imkânı sağlayan bir meslektir. Ülkemizde, Atama yapılacak kadroların belirlenmesi ve Sınavlar, Bakanlar Kurulu Kararlarıyla yürürlüğe sokulan Genel Yönetmeliklerle düzenlenmiştir.
Bu Genel Yönetmeliklere göre sınavlarda başarılı olanlar, önceden her hangi bir kursa, eğitim ve öğretime tabi tutulmadan, atandıkları görev yerlerine giderler ve hizmete başlarlar.
Bu sisteme göre, Kurum amirleri, asil ve aday memurlar için her şeydir. Adaylık süresi içerisinde, adayın eğitiminde çalıştığı Kurum ve Kurum Amirinin önemi büyüktür.
Bilgi ve yeteneklerine göre memurluk mesleğine ilerleme ve yükselme sistemine “liyakat” adı verilmektedir.
“Atama” ve “istihdam” tek başına insan kaynağını kamu hizmetine kullanmada ve uygulamada yeterli değildir. Personeli görevin gerektirdiği nitelikte yetiştirmek önemlidir. Onun için liyakat gereklidir. Ali Müdür, bütün şartları ile bu liyakate erişmiş bir kimseydi.
Ali Özdemir, hiç şüphesiz, uzun yıllar boyunca, olayların içinde yoğrularak, tecrübe kazanmış bir büyüğümüzdü. Biz onun tecrübe bilgi ve tecrübesini her zaman takdir ettik.
Ali Özdemiriçin doğru tekti, verdiği kararlar kesindi, kararlarını vatandaş lehine kullanır, hissiyata da gerektiği kadar önem verirdi, Bu nedenle babacan özelliği halk anlardı.
Atanma yolu ile görevine yeni başlayan memurlar, kaçakçılar tarafından çeşitli şekillerde baskı altına alınmak istendiğinde memura güç ve cesaret verirdi.
Abartılı davranan memurlara; “ olduğunuzdan farklı davranmaya çalışmayın öz olun” derdi.
Memura, Kuvvetli olmanın önemli olmadığını, “Kamu Kudretini” kullanırken, “kuvveti yerinde kullanmak” gerektiğini söylerdi.
“Aferin” desinler diye iş yapmaz, dost canlısı, cesaret sahibi idi. İhtiyatla davranır, bilgiye önem verir, bilgili, çalışkan, eğitimli memura iltifat ederdi, şımaran, haddini bilmez memurları uyarırdı.
Gümrük misafirhanesinde, bir buçuk yıl, aynı odayı paylaştık, beraber sofralar kurduk kaldırdık, yiyeceğimizi paylaştık, Kapıları pat-küt vurmaz, siz uyurken sizi rahatsız etmemeye azamı özen gösterirdi, son derece terbiye ve nezaketliydi.
Güzel giyinir, elbisesinin temiz ve ütülü olmasına özen gösterir, ayakkabısının üzerinde asla toz olmazdı.
Yöneticilik adına kendisinden çok bilgiler edindim.
Kalp krizi ve vefatının bir gün öncesinde, eşimle birlikte, ailesi ile yaşadığı Rahmanlar’daki evinde daha önce olduğu ameliyat nedeniyle, “geçmiş olsun” ziyaretinde bulunduk, yine şık ve kravatlı olarak bizi karşıladı, çok güzel sohbetler yaptık.
Ölümünün ardından; gerek cem evinde kılınan namaz, yapılan dua merasiminde, gerekse Kurtköy mezarlığında, defin işlemine müteakip cemaat ayrılıncaya kadar mezarının başında bekledim…
Yalan Dünyanın ne kadar boş olduğunu bir kez daha anladım.
Allah mekânını cennet etsin! Ailesine, yakınlarına ve sevenlerine taziyelerimi sunarım.
Hikmetli bir sözde: “ Siz hiç kafesi açılan bir kuşun ağladığını gördünüz mü? Ölüm ise o kafesin açılışıdır” denilmiştir.
Selam ve sevgiler…