- Kategori
- Gündelik Yaşam
Gün ışığındaki düşüncem

Gün ışığında herşey güzeldir.
Merhaba, nasılsınız bugün? Kendinize bir sorun bence...
Gerçekten, “ben nasılım?” diye.
Laf olsun diye soran herkese, iyiyim diyerek, yaşayıp gidenlerden olmayalım. Çünkü hayat, boş verilmeyecek kadar önemli bir konumda... Değilse, bu kadar kişi tıkış tıkış, niye geldik buraya, niye yaşıyoruz Allah aşkına! Ben inanmıyorum “bu dünya boş!” safsatalarına. Ya da din öğretilerinin verdiği “ne ekersen, ötede onu biçersin!” sözleri beni avutmuyor. “Bu gün bir şey için çalışıyorsak, yarın ödülünü veya cezasını” kalp çarpıntısı ile beklememiz, bize işin gerçeğini kaçırtıyor gibi geliyor.
Evrenin boyutları beni Tanrı gerçeği kadar korkutuyor. Öylesine “boyut ötesi” geliyor bana! Düşünsenize sadece biz değiliz “var” olan!... Şu koca “Samanyolu”nda tek bir yıldız değil güneş sistemimiz! Milyonlarcası var “Samanyolu galaksisi”nin içinde... Ve Samanyolu gibi nice galaksiler var bu evrende. O çerçeveden bakınca bizim güneş sistemimiz toz zerreciği gibi kalıyor. Ve uzaydan gelenler, ziyaret edenler falan; neden olmasın diye düşünüyor insan!
Biz yaşıyoruz, evet! Yaşıyoruz! Düşünerek yaşıyoruz aslında, gerisi hep hikaye...
Yedin içtin, kavga ettin, koştun, geldin! Bunlar, işin düşünme sürecine yardım eden görüntüsel boyutları...
Bugün şunu şunu yaptım. Evet yaptım! Peki iyi mi yaptım, yoksa eksik bıraktığım ne var? Şunları planladım, ama yapamadım! Yuh sana! Niye yapamadın, niye eksik bıraktın onu!!.
Hep bir suçluluk hissi ve bir şeyler becerme enerjisi ile mi yaşayacağız? Yoksa doğru nedir, onu bulmaya çalışmak yerine, yaşayıp giderken kafamızda beliren her ışık huzmesini artı hanemize atarak, bir şeyleri toplayarak mı yaşayacağız.
“Doğru nedir?” diye bulmaya çalışan ünlü düşünürler, yaşamlarını dondurup, düşüncelerini hızlandırma eyleminde yaşayıp giderken, dışardan bakana bir meczup, bir deli görüntüsü vermişler! Kimisi almış eline lamba onunla aramış, gerçek nedir , doğrusu nedir diye... kimisi sabah akşam uzanmış bir çöp yığının gölgesinde... Amaç; dünyanın gerçek zannedilen boyutunun kandırıcı çekiciliğinde yaşarken, esas diye düşündüğü gerçek boyutu kaçırmamak!
Peki onlar yakalamış mı gerçek boyutu acaba?!.. Yoksa bize bıraktıkları o ünlü sözlerin gerisindeki miras mıdır yaşamlarının armağanı!
Bilemiyorum, bilemiyoruz.. ama şimdilik! Belki bulup, öyle gideriz öteye..
Yaşamın hızı aldatıcı belki de. Ona uyup ve soru sormadan yaşayıp giderken, hayatın gizli tüllerini aralamayı kaçırıyoruz belki de.
Dünyevi olarak, çok gerçekçi düşünürsek “yaşa gitsin!” demek lazım aslında!
Neyi sorgulayacağız, sanki cevabı bize kalmış!?
Birde düşününce; o meczup görüntüsündeki saygıdeğer ünlü düşünürlerin yerinde olmak zor be canım!
Misal; sen evrenin sorgusunu yaparak, yırtık pırtık dolaşıyorsun, dünyevi sokaklarda! Ve mahallenin fırlama piçleri arkandan bağırıyor, “deli deli, kulakları küpeli”
Boşveeer Berrin, otur oturduğun yerde!
Düşüneceksen evinde düşün; hanım hanımcık!
Zaten ben bir kadın olarak; çözmeliyim yaşam denilen şu patırtıda erkekleri üzmeden, onları günaha sokmadan nasıl yaşarım da Allah’ımın gözüne girebilirim.Çünkü Allah erkekleri üzmemizi çok önemsemiş, onları tahrik etmemizi de önems emiş... Ya ötede kızgın küllerde cayır cayır yakarsa bizi? Eşarp takmadığımız için! Ondan sonra Berrin kurtarmaya çalışsın paçayı, kurtarabilirse...
Şöyle söylermiş Berrin mesela;
“Allah’ım inan ki senin dediklerini bir bir yerine getirecektim, ama beynim izin vermedi... Düşünüp durdu! Acaba -eşarp takmak mı, yoksa takmamak mı önemli; işte bütün mesele bu!- Diye! Ne yapayım durduramadım düşüncelerimi... Bir de sen diyorsun ya, aman erkekler senden tahrik olmasın!!!! İyi güzel, onları tahrik etmeyelim... Peki, bizlerin arasından bazı namussuz kadınların; erkeklerden tahrik olup ta onlarla günaha giren kadınların suçunu niye erkekler çekmiyor. Erkeklerin suçu kadınlardan çıkıyorsa, kadınların suçu niye gine kadınlardan çıkıyor! Allah’ım kadınların suçu ne?”
Acaba bunları sormama izin verir mi, yoksa vermeden cehennemdeki kızgın küllerde namaz kılmaya gönderilir miyim?
Bilemiyorum! Öldükten sonra göreceğiz onu.
Herkese güzel hafta sonları diliyorum.
Berrin Çoruk Aksu