Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
554
 

Günah çıkartma seansları veya İlhan Selçuk'u yeniden keşfetmenin derin hazzı...

Günah çıkartma seansları veya İlhan Selçuk'u yeniden keşfetmenin derin hazzı...
 

kendinize engel olmayın...Keşfedin...


İlhan Selçuk hakkında bir şeyler yazmak isteyen bir dönem eski solcular neden ısrarla "Bir zamanlar onun sadık okuruyduk, seksenli-doksanlı yıllarda bıraktık çünkü artık İlhan Selçuk'u aşmıştık..." gibi açıklamalar yapmayı âdeta görev bellemişlerdir? Okumayı yıllar öncesinden bırakmışlardır ama engel olamadıkları bir dürtü ile İlhan Selçuk hakkında yazmaya devam ederler. Sağ gözleri "Sakın ha!.." , sol gözleri ise "Bir okusaydın, neler yazmış bakalım" diye ikilemde bırakmaktadır onları.

Biliyorsunuz İlhan Selçuk sağlık sorunları nedeniyle uzunca bir süredir yazılarına ara vermiş bulunuyor. Gazetesindeki köşesinde eski yazılarından seçmeler yayınlanıyor. Periyodik olarak Hikmet Çetinkaya ile güncel söyleşilerde bulunuyor.

Konunun net olarak algılanması için bir takım vurgulamalarda bulunmam gerekiyor.

İlhan Selçuk kimdir? Ne yapmak istemektedir?

Kimilerine göre "Askeri vesayet erkinin, sivil katmanlarındaki elit temsilcisi" kimilerine göre bir "Darbetör"

Kimilerine göre Ata emaneti bir gazeteyi kapanmanın eşiğinden alarak (imtiyaz sahibi olarak) bugünlere getiren, tam bağımsız bir ülke hedefleyen, laisizmi olmazsa olmaz olarak kabul eden, her daim aydınlanmanın önemini vurgulayan bir eski tüfek.

Peki...Bu eski tüfek son söyleşisinde neleri vurguladı da? Eski okurları ondaki bu muazzam değişimi (!) bir anda fark ettiler.

Askeri darbe üzerinden siyaset döneminin sona erdiğine dikkat çekmiş İlhan Selçuk.

Bu mesajı İlhan Selçuk' un bakış açısındaki değişim diye değerlendirip okura sunarsanız yazarın önceki dönemlerde darbe yanlısı olduğunu vurgulamış olursunuz. Ancak nasıl bir darbe yanlısı ise her darbe veya muhtıra dönemlerinde ilk gözaltına alınan ve bir dizi işkencelerden geçirilen kişinin neden İlhan Selçuk olduğunun yanıtını da vermek zorunda kalırsınız.

Faili meçhul cinayetlerin sona ermesini, akan kanın durmasını ne askeri ne de sivil vesayetin hükmü altına girilmemesi gerektiğini vurgulamış İlhan Selçuk.

Gene soruyorum. Daha önceki İlhan Selçuk, cinayetlerin sürmesini, kardeş kanının akmasını isteyen yazılar yazıyor ve demokrasi oluşumu dışında bir vesayetin temsilciliğini mi üstleniyordu?

Atatürkçülük ve ulusalcılık adı altında şoven milliyetçilik yapılıdığını ve sandıkla gelenin sandıkla gitmesi gerektiğini altını çizmiş İlhan Selçuk.

Sormaya devam ediyorum. Önceleri İlhan Selçuk bugün beyan ettiklerinin aksinimi yapıyordu?

Tüm bunları İlhan Selçuk'ta görülen muazzam değişim diye sunarsanız ispat etme yükümlülüğü omuzlarınızda olacaktır.

...

"2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul" etkinliği ile ilgili bir Tv filmi var. İzlemiş olmalısınız. Denizde bulunan yaşlı bir balıkçı ve martı figürlerinin eşliğinde Ayasofya Müzesi tüm haşmetiyle İstanbul Boğazına taşınmış yalılara komşu olarak görünmektedir. Balıkçı oldukça şaşkın hayâl ile gerçek arasında bocalamaktadır. Reklam filminin devamında ekranda şu yazı belirir :

"Ayasofya 1472 yıldır İstanbul'da. Her zamanki yerinde... Şimdi yeniden keşfetme zamanı..."

Ve gelelim sadede :

"İlhan Selçuk seksen küsür yıldır ışığın ve aydınlanmanın yanında. Her zamanki yerinde...Şimdi yeniden keşfetme zamanı..."

Kendinize güzellikler yapmaya devam edin...

Keşfedin...

...

Karşılıksız, koşulsuz, dört dörlük bir vatan sevgisinin hüküm süreceği günlerde sarmaş dolaş olmak üzere

Esen kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu ülke, kendisine en az zararı verebilecekleri Ergenekon suçlusu ilan ederek içeri tıkmaya devam ediyor. Kıl payı yırtan İlhan Selçuk'ta bunlardan biri. Selamlar...

Mesut KARİP 
 19.01.2010 14:09
Cevap :
Merhaba
Silivri'ye alınanlar gün gelir özgürlüğüne kavuşacaklar. Unutulmayacaklar. Ya.. onları oraya tıkanlar...?
Sağlıcakla kalın...
  20.01.2010 18:46
 

Yoldan geldim yeni. İlk işim, üç beş gündür ayrı kaldığım bilgisayarımla yatağa girmek oldu:-) ... İlhan Selçuk... O dinozor dedikleri adam... SORUYORUM: Bebek katili, Haiti gibi adasından avukatları aracılığıyla Kandil dahil Kuzey Irak'ı, Diyarbakır'ı, TBMM'nin iktidar ve kısmen muhalefetini yönetebilirken; hangi Ergenekon tutuklusu (bir İlhan Selçuk gibi) mapusaneden dışarıya akrostiş mesajı gönderebilmiştir? Hepsi yürekli. Ama Ergenekon tutuklularını tutanlar, Ziverbey Köşkü'nden (sadece görünüşte) ders almışlardır. Çarşaflama zamanı yakındır.

pirmete 
 16.01.2010 22:31
Cevap :
Hoşgeldin
Ankara iyi gelmiştir umarım... Güzel sorular soruyorsun da...Yanıt verecek babayiğit varmola..? Görüşmek üzere ...
  16.01.2010 23:35
 

yazılacak en az üç başlıklı yorum var. Az sözcükle çok şey yazmışsınız yine. 1- İlhan Selçuk darbetör ise; her darbede apar topar götürülmekten mazoşistçe bir zevk duyuyor olsa gerek (aynen dediğiniz gibi). 2- Kimse darbe istemiyor, sadece başımızdakiler darbe sözcüğü ile mazlum senaryosu yaratmaya çalışıyor ve askerimizin değerini düşürmeye çaba sarf ediyorlar (başarıyorlar da). 3- 2010 İstanbul Kültür başkenti reklamını izlemedim ama reklamın Ayasofya ile ortaya çıkması ne acı... Bunun anlamı onca yıldan beri, bu topraklarda hüküm süren bizlere ait daha güçlü bir şeylerimiz yok mudur? Hemen Süleymaniye denecektir ve diğer Sinan eserleri. Ya Cumhuriyet dönemi? Üzülüyorum. Bilim ve sanatta koşar adım ilerleyecekken, şugün konuştuklarımıza bakın. Darbe, şeriat, güdümlü politikalar; perişan halk... Yazık çok yazık oluyor Atamızın emanetlerine... Çok üzülüyorum... Çok...

Emine Supçin 
 15.01.2010 22:51
Cevap :
"Ne darbe, ne şeriat" insanca, uygarca ve hakça yaşamak istiyoruz. Mesaj bu kadar kısa ve net. Bunun konuşulacak bir yanı bile yok...
Reklamları izlemeni öneririm. Sadece Ayasofya değil, yerlerinden alınıvermiş biçimde Galata Kulesi ve Haydarpaşa Garı var...Şimdi keşfetme zamanı :-))
Esenkalın...
  15.01.2010 23:53
 

İlhan Selçuk'a saygı her şeyin üsütündedir. O, "dün"den "bugün"e bakarken "aydınlama"dan ayrılmıyor. Saygılar, selamlar.

TURGUT ÇELİK 
 15.01.2010 22:48
Cevap :
İşte bu kadar net..."Dünden bugüne aydınlanma penceresinden bakabilmek..."Teşekkürler anlamlı yorumunuza dost.
Selamlarımla...
  15.01.2010 23:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 262
Toplam yorum
: 1320
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1556
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster