- Kategori
- Deneme
Günaydın blog arkadaşlarım

Gece sessizce yerini sabaha bırakıyor,
kör kuyular bile aydınlığa kavuşuyor. Gece ile gündüz arasında, bir sessizlik çümbüşü yaşanıyor.
Sabahın erken saatleri, doğan güneşle, sessizce kucaklaşıyor.
Tepelerden akan sular, sanki hızlanıyor, bir yerlere yetişmek için, akıyor da akıyor. Gümüş rengindeki deniz ise, sabahın ilk ışıklarıyla maviye dönüyor.
ETRAF, bir sessizlik içerisinde, kuşlar, sanki akşamdan kalma, hepsi hala uyuyor. Tek, tük cıvıltıları, kanat çırpışları duyuluyor.
Dağlara gelince, gölgelerin içerisinde, yeşili, kahvesi koyu.
Güneşin, ilk ışıklarının, ulaştığı yerler ise, yeşilin ve kahvenin, açık ve koyu tonları.
Renkli kalemleri, küçük çocuklar gibi önüme döküp, resmetmek geliyor içimden.
İŞTE BİR GÜN DAHA AYDINLANIYOR.
Gün, güzel olacak diyorum, deniz, kocaman mavi bir halı gibi. Rüzgardan eser yok, kara deliklere saklanmış sanki. Toprak, bahçedeki çiçekler, ağaçlar, düğün evindeki renkler kadar canlılar.
Gün güzel diyorum, bana göre. Şu anı değerlendirmek, sabahın bu saatlerinde, hayata gülümsemek, onu sevmek, ve ona, sımsıkı tutunmak.
Gün böyle de, dünyanın günü nasıl? Akşamdan, sabaha, bizden çok uzakta, ya da hemen yanı başımızda, yaşanan, acı veya tatlı olaylar var elbette.
Açlıktan, dermansız hastalıktan, kıvranan insanlar. Belki de ölümler.
Ya bu gereksiz savaşlar? Silahların namlularına hedef olan, depreme, sellere maruz kalıp, bu güzel güne uyanamayan insanlar.
YAZMAKLA BİTMEYECEK BU SATIRLAR. Gerçek şu; adaletsiz dünyanın, nimetlerini, ne ceplerine ne de çuvallara doldurabiliyorsun, dünü, unutmasan da, BU GÜN, yeniden işe koyuluyorsun.
SEVGİYLE VE SAĞLIKLA KALIN. GÜNÜNÜZ AYDIN OLSUN.