​ Günceli anlamak , yorumlamak, değiştirmek (I) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
 

Günceli anlamak , yorumlamak, değiştirmek (I)

Günceli anlamak , yorumlamak, değiştirmek (I)
 

Brecht şöyle demişti bir şiirinde, ben her yerde aç kalabilirim. 

Sermaye şöyle diyor, ben her yerde sömürebilirim. Vatana gerek yok. 

Ekonomipolitik, insanların üretim güçleriyle karşılıklı ilişkiler içindeki üretim ilişkilerini inceleleyen bilim dalıdır. Bu bilim, maddi malların üretim, değişim, bölüşüm ve tüketim yasalarını insan toplumunun çeşitli gelişme aşmalarında inceler. 

Toplumun ekonomipolitik tabanlı gelişme aşamalarını görmenin, anlamanın yolu, ekonomipolitik verilerle toplumsal değişim dönüşümün yasalarının bağıntılarını açığa çıkarmaktır. Eğitim, hukuk, sağlık, din, kültür, sanat, siyaset de bu dönüşümün yasalarının ekononipolitik ilişkileri içinde biçimlenir. Yani, eğitimdeki, hukuktaki, dindeki, kültürdeki, sanat ve siyasetteki değişimleri de anlamak için, ekonomipolitik değişim ve dönüşümleri bilmek gerek. 

Dünyada ve Türkiye’de ekonomipolitik işleyiş ve düzenleyişin günümüzdeki tek yöneteni, belirleyeni tekellerdir. Kıtasal ve ulusal sınırları çoktan aşan küre yüzeyinde ağlarla büyüyen tekeller, bu büyümeye koşut üretim, bölüşüm, tüketim ve bunlara bağlı üst yapısal kurumları (eğitim, sağlık, hukuk, din, kültür, sanat, siyaset vs) bu yayılmaya koşut olarak değiştirmekte, bu yayılıma uygun içeriğe kavuşturmakta ve bunu bölge, kıta, ulus özgünlüğüne göre biçime büründürmektedir. Diğer bir deyişle, içerik aynı olmakla birlikte, biçim değişebilmektedir. 

Tekellerin ekonomistleri, yönetimbilimcileri, siyasetbilimcileri, hukukçuları vd.leri, tekelci toplumun gelişim yasalarına bağlı dönüşümün sonuna gelindiğinin, eğer yasal işleyişe dışardan bir güçle etkide bulunulmazsa, sürekli ve derin bunalımlarla tekelci kapitalist dizgenin kaotik ve denetlenemez biçimde çökeceğini bilimsel ve tarihsel verilerle biliyorlar. Bu bilgi, tekellerin doğal ve doğru gidişi yolundan saptırma, geri dönüşü sağlama, denetleme, üstyapısal değiştirmelerle önlemek çabalarını yoğun biçimde sürdürmektedir. Bu çabaları her tür aracı, hiçbir kaygı gütmeden göstermek, yaşama geçirmektedir. Tek yöneten, tek belirleyici ekonomikpolitik güç tekeller olduğundan, karşıt bir sosyoekonomik yapı/alternatif olmadığından, bu çabayı gerçekte kolaylıkla yapabildikleri söylenebilir. Ülkeler ölçeğinde, küre düzeyindeki tekellerle ekonomik ve doğal olarak politik ve üstyapısal çıkar birliği zorunlu olan güçlerle sıkı bir işbirliği ile çabalarını küresel ölçekte ve örgütlü biçimde sürdürmektedirler. Bu çabalar, örgütlü etkilerin doğan karşıtı olan üretici güçlerin ise öncelikle doğalarına bir tür genetik müdahaleye benzer bir etkimede bulunmaktadırlar. Bu öze dönük etkide, kuşkusuz tarihsel birikimin olanak verdiği ölçüde bir karşı duruş sergilenmekte, ancak bu karşı duruş gerektiğinde en kanlı savaş ya da iç savaş yöntemleriyle zaman yitirilmeden bastırılmaktadır. Bu arada, doğal öze müdahale yöntemleri aralıksız alt ve üst yapıda planlanan dönüşümlerin yaşama geçirilmesi ise sürdürülmektedir. 

Örneğin, çevre, bağımlı tekel egemen ülkelerde (Türkiye gibi) karşıt gücün oluşumunu tümden önlemek için, bu gücün doğal doğum, gelişim, örgütlenme ve bilinçlenme alanı olan makine üreten sanayi tümüyle ortadan kaldırılmakta, alsatçı, üretimsiz tüketim ekonomipolitiği yerleştirilmektedir. Bu ve benzeri ülkelerdeki sanayi kapitalistleri aşamalı olarak, alışveriş merkezleri, dışarıdan al, içerde sat, yani geri bir ekonomi biçimi olan ticarete, geriye dönüşe zorlanmaktadır. Sanayi kapitalistleri ticaret kapitalistlerine, banka kapitalistlerine dönüşmektedir. 

Sanayisiz kapitalizm, öncelikle bağımlı, çevre ülkelerde başat ekonomi politik yapı olarak devreye sokulmaktadır. Ancak, küresel tekeller bununla sınırlı kalmamakta, çevre bağımlı ülkelerdeki kamusal olan, değer, üretim, kazanç sağlayan kurum, kuruluşlara da özelleştirme projesi ile el koymakta, küresel tekellerin bunalımlarını aşmaya çalışmaktadırlar. Bu proje, salt tarihsel olarak görece bağımsızlık dönemlerinde oluşan örneğin Türkiye’de petkim, tüpraş, et balık, seka vb. kurumlarla sınırlı olmamakta, doğanın sunduğu su, toprak, orman, deniz, dağ gibi varlıklara da yönelmektedir. 

Türkiye gibi ülkeye de sadece tekstil, turizm, inşaat ve askeri güç gibi üretimsiz alanlar bırakılmaktadır. Ancak bu alanlarda küresel tekellere ürün ölçeğinde ekonomipolitik, askeri, kültürel bağımlılık pekiştirilerek izin verilmektedir. 

Tekellerin sonul bunalımlarını yıkımsız aşmaları amacıyla gerçekleştirdikleri bu bilimsel dönüşüm ve müdahale insan yığınlarında, ulusal, bölgesel, kıtasal ölçeklerde açlık, savaş, iç savaş, bunalım, çürüme, dağılma, güvensizlik, korku, kaygı gibi sosyopsikolojik tepkiler üretmektedir. 

Bu tepkilerin tekellerin küresel yönelimlerine yeni ve güçlü bir engel oluşturmaması için, güncel sanayi, bilgi, bilişim içerikli kapitalizmden daha geri olan ticaret ve banka ekonomipolitiğine uygun bir bilim, kültür, hukuk, sağlık, din, eğitim yapılanmasına çalışmaktadırlar. 

Bu üstyapısal kurumlarda, özelleştirme, yüksek ve yaygın vergilendirme ile insan yığınlarına taşıyamayacakları bir yük bindirmektedir. Bu yüke dayanabilmek, olan biteni anlamadan, ekonomipolitik yapıya karşı direnmeden yaşamalarını sağlamak için, ekonomipolitik geriliğe uygun kültürel öğeler diriltilmekte, yaygınlaştırılmakta, bilinçsiz yığınlar yaratılmaktadır. Eğitim kurumları içerikleri bilimden arındırılmakta, dünyayı anlama ve yorumlamada bilimsel bilgi devre dışı tutulmakta, daha geri ekonomik toplumsal biçimlerin ürünü olan din, büyü, şans ya da bunlara yaklaşan yarı düşünsel olgular gündeme, oradan bilince yığınak yapılmaktadır. Kitle iletişim araçları bu süreçte sağanak yağmur gibi, gece gündüz işlev yüklenmektedir.(devam edecek) 

 
Toplam blog
: 47
: 781
Kayıt tarihi
: 26.08.11
 
 

"Ya Bilim ya da Kaos ve Ölüm" Türkçe, dil, dilbilim, dil eğitimi çalışma alanlarımdır. Eğitim, kü..