​ Güngör Mengi: Ne günlere kaldık (yahu! Sivil siyasetin dediği oluyor!) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '10

 
Kategori
Siyaset
 

Güngör Mengi: Ne günlere kaldık (yahu! Sivil siyasetin dediği oluyor!)

Güngör Mengi: Ne günlere kaldık (yahu! Sivil siyasetin dediği oluyor!)
 

Güngör Mengi çok dertli...

Önceki günkü yazısının başlığında, "Ne günlere kaldık" diyor.

Peki neden böyle diyor?

YAŞ kararlarında askeri bürokrasinin değil de sivil siyasetin dediği oluyormuş!

Sivil siyaset nasıl askerin dediğini yapmamaya cesaret edebilirmiş?

Çok komik değil mi?

Tıpkı yaşlıların kendilerine saygılı davranmayan gençlere dedikleri gibi: Ne günlere kaldık yahu!

Oysa ne güzeldi eski günler!

Aklı başında, vatansever zinde komutanlar, haşarı, yaramaz afacan sivil siyasetçilerin her hareketlerini hatta tuvalete gitmelerini bile kontrol eder, yeri gelir "ağzınıza biber süreriz ha!" derler, yeri gelir başlarına tokmakla vurarak hadlerini bildirirlerdi. Sivil siyasetçiler de onların karşılarında hazır ol da beklerler, adeta gözlerinden ne demek istediklerini anlamaya çalışırlardı:

- Emret komutanım!

Peki, bu komutanlar bu özel statülerini ve saygınlıklarını nereden alıyorlardı?

Kanundan mı?

Hayır!

Anayasa'dan mı?

YAŞ kararlarıyla ilgili yaşananlardan anlıyoruz ki; bu da hayır!

Antidemokratik dediğimiz 82 Anayasası bile onlara bu yetkiyi vermemişti.

Onlar da diğer bürokratlar gibi devletin kadrolu, ücretli memurlarıydı.

O halde diğer memurlardan onları ayrıcalıklı kılan neydi acaba?

Bellerinde silah taşımaları, devletin toplarını, tüfeklerini, hepsinden önemlisi tanklarını kullanıyor olmaları mıydı?

Tabii ki hukukun yanında olması gereken yargının, varlığını demokrasiye borçlu bir kısım medyanın ve yine demokrasinin nimetlerinden sonuna kadar yararlanan bazı muhalefet partilerinin destekleri de gerekiyordu. Bu şekilde sözüm ona hukuksuzluklarına meşruiyet kazandırıyorlardı!

Böyle gelmişti ama böyle gitmeyecekti. Zaten gitmesi de mümkün değildi.

Bugünün değil, dünün de hukuksuzluklarının hesabı soruluyor, ilk defa onlara dokunuluyor...

Onlar çok şaşırmışlar... Şaşırmakta da haklıydılar; fiili imtiyazlı hayata alışmışlardı zira...

Ama taraftarlarına ne oluyor? Onlar daha da çok şaşırmışlar!

"Ne günlere kaldık" diyorlar!

Yargının yakalama ve ifadeye çağırma zamanlamasını manidar buluyorlarmış. Böyle tesadüf olmazmış!

Yahu hangi yargı kararından, hangi zamanlamadan bahsediyorsunuz?

Ben hükümet olacağım.

Anayasa'ya göre hukuken ve siyaseten ben sorumlu olacağım.

Benim emrimde ve sorumluluğumda olan memurum internette benden habersiz andıçlar hazırlayacak, aleyhime yalan haberler yayınlayacak, bu yayınlar benim partimin kapatılması için delil olarak kullanılacak ve ben de oturup seyredeceğim!

"Aferin! Çok iyi yapmışsın" dercesine, yasal takdir hakkımı kullanmayıp onu daha da yüksek makamlara atayacağım.

Böyle şey olabilir mi?

Yakalama ve ifadeye çağırma kararları hiç olmasaydı da bu yine böyle olmalıydı.

Başbakan Erdoğan'ı bu onurlu, ilkeli ve cesur duruşundan dolayı kutluyorum.

Eğer malum çevreler, kimisi açık açık, kimisi de içlerinden, "Ne günlere kaldık!" diyorlarsa...

Demek ki ülkeme halkın egemenliği geliyor...

Demek ki ülkeme üstünlerin değil, hukukun üstünlüğü geliyor...

Demek ki ülkeme demokrasi geliyor...

Bu, gerçek bir devrim olmalı...

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..