- Kategori
- Deneme
Günler, günler...

Hiçbir şey hakkında çok şey yapmaya mecbur olmak böylesi bir yaşayışmış demek ki. Adım adım ilerledikçe daha da bataklıklaşan bu yolun sonundaki belirsiz noktada ise kimi neyin beklediği bilinmezlikten öte gitmiyor şu anda.
Uzaklığı besbelli olan oraya ulaşmaktan başkasını düşünmezken bir yandan da kirlenmiş sayfalar unutulanlar diyarına itinayla postalanmak zorunda kalıyordu. Hatırlanacak güzellikler mi? Onlar zaten hiç yoktu…
Zorunluluklardan en son engel gibiydi bu yılın anlamı. Öyle böyle bitecek, kurtulunacak, rahatlanacak, kendiyle barışık mutlu mutlu dolaşılanacaktı… Varış bayrağının ardındaki yalan sırıtıyorken anlatılanlara inanmak garip bir davranıştı aslında. Yine de körü körüne olmasa bile bağlandı ve beklemeye başladı: üç yüz altmış beş, üç yüz altmış dört, üç yüz altmış üç…
Yaşanılası o kadar saçmalığın arasından eziyet mertebesindeki şu hali sevebilme olasılığının azlığına rağmen ona katlanıp tutunduk, hemen ardından çekmeye başladık. Alnımızdaki ter, tenimizdeki yorgunluk, kalbimizdeki kırgınlık geçip gitmese dahi başladık işte. Daha şimdiden silinmiş bu günleri rengarenk birkaç çiçekle örtebilmek dileğiyle…
F.ü. 7 Ocak 2009 Çarşamba 23:22