​ Günlük özeti; Kebab_ı muhalif... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Günlük özeti; Kebab_ı muhalif...

Günlük özeti; Kebab_ı muhalif...
 

Rahmetli Erbakan’a Allah’tan rahmet, kederli Türkiye Vatandaşına ve TV’LERE HAZIRLIKLI OLAN OĞLUNA VE YAKINLARINA başsağlığı dilerim. Mesele burada bir de ben katılmak istemiyorum Erbakan şakşakçılığına. Mesele şu; insanların öküzü öldü birden badem gözlü oldu. Hani, daha dün 28 şubat sürecini halka şikayet ediyordun. Vallah böyle bir şakşakçı bir başka halk yoktur. Rahmetlinin kendi şahsına münhasır durumuna bir şey diyemem ama HAYATTA POLİTİK TAKILMAK buna denir. Bütün bir toplum hepimiz ağladık. Ama yalandan daha çok ağladık. Maşallah veliahtı’da kiremitten girdi (doğrudur, burada günaha girmeyelim ) ama yeri- zamanı olmayan bir durum söz konusu- Milli görüşten çıktı.  

Provalı mısın mübarek, acın nerde senin?  

***  

Yeni yemekhanemizde bugün karalahana çorba, biber dolma, makarna ve cacık vardı. Bütün bi masa kadın “İSYAN ETTİ” makarnayla biber dolması olur muymuş, ay en ayıpmış. Peki, siz olsanız ne yapardınız diye sordum, şöyle kafadan kimse biber dolmasının yanına kadayıf yakışır diyemedi. Burada anlatmak istediğim kadayıfın güzelliği değil. Eleştirenlerin bu soruya bir cevabı olamayışıydı.  

-  

Benzine 1 kuruşluk indirim haberini yapanlar öbür gün 4-5 kuruşluk zammı yazarken acep ne düşündüler. Ya da indirime gittik diyenler, zam yapıyoruz derken utandılar mı?  

-  

İnsan şansızım derse ne olur? Şansız olur. İndirimden aldığım ürünün parasını ödedim. Hani, şu indirim siteleri var ya… 15 gün sonra merak edip sordum. Nerde kaldı diye… Tedarikçiden tedarik edememişler. Ne diyeyim. Bu durum ancak beni bulurdu.  

-  

Anneme diyorum ki, alıştınız bak şehirde yaşamaya, kabul et diyorum. Yok, senin için geliyoruz da, sen çağırmasan gelmeyiz de, işimiz varda, gücümüz varda, hasta için geldikte, cenazeye gittikte. Yav alıştınız işte bal gibide. Ama ııı –ıhhhh itiraf ettiremiyorum.  

-  

Kim ne derse desin biz Kış ayına yeni girdik. Mart geldi, kar gözüktü. Normalinde mart-nisan-mayıs- bahar ayı olarak kabul edilse de bizde maalesef tam bir pis kıştır. Yağmur, sis, ıslak, kapalı havaaaa…  

-  

Bilmiyorum sebebi nedir. Her yanda bir şiddet. Bir tahammülsüzlük, bir kötülük. Bugün postacı geldi mesela… Çok şükür buraya kadar geldim. Akşam evine çoluğuna çocuğuna sağlam gidiyorsan şükret dedi. Niye öyle dedin dedim. Yooo görmüyor musun ortalık pisleşti dedi. Bilmiyorum biz bir şey duymuyoruz sen anlat dedim. Aha işte dedi. Başhekim; melek gibi adamı bıçaklattılar, yazık yahu, dedi, gitti.  

-  

Geçen ay sonu arkadaşlarla yeni açılan altın cağ kebap diye bir yer açılmış, affedersiniz de nerde yeni yer biz ordayız. Pisboğaz sinekler gibiyim ben. Neyse, dedik, biz cağ kebabı alalım. Tamam dedi garson. Tadımlık servislerin içinde yoğurt, turşu, domates salatası ile incceeccccikkk yufka ekmek geldi. Ahha dedim yeyin gari arkadaşlar, kebap gelene kadar. Biz gülüşe gülüşe yiyoruz ikramlıkları. Nasıl olsa ana yemek gelecek. Biraazdan bir karış boyunda şişe takılmış et geldi koca tabağın içinde. Heeey noooluyo çektim garson arkadaşa, tamam cağ kebabı kültürümüz yok, kabul ama hani bunun garnitürü falanı filanı. Önünüzde ya hanımefendi dedi garson. Lan bizim ikramlık dediklerimiz etin garnitürüymüş. Kusura bakmanda. Önümüzde koca tabak, koca tabağın ortasında bir şiş. Dedim yani bi bu mu? Yok dedi adam bir şiş daha var. Giriştik biz. Her neyse arkadaşım şişten et çıkartırken masanın üstüne serpti. Güvercine yem serper gibi topladık, tabağına doldurduk . Lan bu ne yaaa… Et yanık, sert, kuru, tuzlu ve kalanı da beeembeyaz yağ.  

Bakar mısın dedim garsona, kusura bakmada bu cağ kebabı olamaz. Azıcıkta anlıyorsak hayatımda böyle kötü et yemedim dedim. Hem tuzlu, hem yanık, hem sert, hem yağ. Garson, hık-mık… De, gez sen. Kasaya vardık hesabı ödüyoruz. Hani bekliyorum ki, birileri affedersiniz bir sorun mu vardı, der diye bekledik. Yok böyle şey.  

Herifin masaları dolmuş hemen.  

Görmemişin cağ kebabı olmuş misali.  

Her neyse verdiğim paraya da gırtlağımda kokan yağa da isyan ettim.  

Canlarım ya, arkadaşlarım ya yıldız sus boşver diyorlar ama boş verilecek gibi değil. Bildiğiniz angus hayvanı etini kuzu niyetine satıyorlar. Üç- beş et, gerisi yağ şişin fiyatı 5 lira. Tamam, 25 alsın ama bu kadarda sahtekârlık olmaz ki.  

Hay bizim Türk Milleti. Hay bizim az koyup, çok kazanma zihniyeti.  

Üstünden kaç hafta geçti benim için hala verdiğim paraya cızzz ediyor.  

 
Toplam blog
: 359
: 1593
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..