Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Günlük sayfasından

Günlük sayfasından
 

Suadiye, 2007 günlük benim iki sayfa doksanyedi

Evet, ., , , .balkonudur.
Hikayeler dışarıda yaşanır, dört duvara mı gömeceğiz?
Işıkların sönmesidir. Nedir canım kör karanlığa mı alışamaz gözlerimiz....? Hadi canım oradan.Ağaçlarıdır, geceleri dikilen yarasa adam bodrum katı iştirakçileridir, hafif alkolüdür ama ağır masalarıdır (en keyif aldığım günlük sayfam sanırım).
Tek bir şey yok aklımda, hangi odadan başka ..Ah bahsetmiş miydim faytonların cirit attığını...Yok daha neler! (ben duyuyorum nal seslerini) görüntü mü? Yoo bana sesler yetiyor..Şu martılar gibi.Yuvalarının başındayım sanki, o kadar yakınlar..
Günlerce aynı yerde park halindeki arabalarıdır.
Kuş pislikleridir görmene mani olacak kadar.
İnşaat kamyonları geçince süpürülen, toz kaldırılan sokaklarıdır.sene 2007 dir..Denize girelim diye kapanır sohbetlerimiz. Aaaa ne şanslıyız!

Beklediğin şeyler artık alışık olduğun şeyler halini almış, fark et.
Mukafat bu, fark et.
Değerli çok, fark et.
Balkonda martı ciyaklıyor, fark et.
Burası çok harika. Uçurum kenarı gibi.Derin ve nefes kesici.

"sabaha bir şeyin kalmaz diye yutuşturdu o ilacı da..o kokarcayı..o boğazımda düğümlenen büyüyen canavara dönüşen şeyi.nasıl inanırım şimdi ilaçlara, benim için var olduklarına.hiç de sabaha ayna gibi kalkamadım hastalığımın sonunda bile.ama o çok inaniyordu.sabah bir şeyim kalmamış gibi kalkmayı çok iyi becermeye baslamıştım.hatta hastalandığımı bile gizleyebilir uzmanlıktaydım.o yiyor muydu?sonraları bir köprü geçişi sırasında birbirimize itiraflarimizda bahsetmiştik.hepsini yemişti.beni anlamak için çok çırpındığını da kaçırdı, bakışlarından.o zaman zor geldi, en azindan ona karşı bu kadar acımasız olmamalıydım.elimde değildi.her seferinde ağzımdan çıkarken daha pişmanlık duyardım söylediklerim ya da söylemesem de aklımdan geçirdiklerimden, aynı anda hem istemediğim bir şeyi yapıyor olmanın çöküntüsüö hem de bunun karşı tarafa verdiği hasar hesapları.bir gün tek bir mesaj ile belki birşeyler söyleyebilirim diye düşündüm keza sözcükler aynı o zamanlardaki ilaçların düğümü gibi gırtlağıma çökerlerdi ağzımdan dökülmeden evvel. yazmak her zaman harika bir "hepsi" tercihiydi ve bunu o da biliyorsa sesimle okuyabilirdi mesajimi. öyle de yaptı ve çoğu insan gibi sesimi duymak istedi.ben de karşı gelmedim belki adım atamazdım ileri ama geri çekilmeyecektim.usulca sardım onu ve çok kısa süre sonra bıraktım.bu kadarı ciddi sayilabilir bir noktaydı.karşılıklı kabul ettik.ben bir süre soluklanacak vakti buldum kendimde o da derin bir nefesi gömdü iyice içine.beni oraya sakladı, biliyorum.cünkü o benim annem."

Ortacanların rengi de akşamda iyice berliginliğini kaybediyormuş.onlar sadece gün ışığı bitkileri mi?Biz de uyuyoruz ama şeklimiz hiç değişmiyor ya da rengimiz..Baktığında uzanan yanındaki boylu boyunca, hep aynı renk her saatte..Hiç bakmaz mısın, sabaha kadar değişmeyecek mi diye?

Bu gecelik sanki battaniye altında fenerle ışık tutmuş ilk okumayı çözmüş çocuklar gibiyim mutemadiyen. Arsızca, gizlice uykumdan çalıyorum.

Daha mi kıymetlendiriyorum harcadığım zamanı?

 
Toplam blog
: 7
: 400
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

78 istanbul doğumluyum. O sene içinde doğanların hayatlarını kazanmakta güçlük çekecekleri hatta ..